Üniversite öğrencilerine sohbetler yaparken bir öğrenci "Hocam, sınıfımda bir arkadaşım, "Ben Allah a inanmıyorum. Bu konuları konuşmayalım. Bu dünyada dostluğumuz devam etsin. Öbür dünya varsa sen cennete git, ben de cehenneme gitme özgürlüğümü kullanayım" dedi ben hiçbir şey diyemedim" dediğinde ben de ona "Arkadaşına de ki, bir gün Fakülteden çıktık bahçede bir arkadaşımız üzerine benzin dökmüş ve "Kendimi yakacağım" diyor. Ne yaparsın "Yirmi yaşına gelmiş, Üniversiteyi kazanacak kadar aklı başında. Bırakalım kendini yakma özgürlüğünü kullansın" der misin Diye ona sor" dedim.
Altı milyar insan arasından bu soruya "Bırakalım kendini yaksın, biz de etrafında tam tam çığlıkları arasında ateş dansı yapalım" diyecek bir tek insan çıkmaz diye yazacaktım ama ben kendi insanımızı düşünerek böyle diyecektim.
Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde "Ben Demokrasi elbisesi giyerek Müslüman öldürmeye gidiyorum. Bu tam tama katılmak isteyenler arkamdan gelsin" dediğinde medeniyetsiz medeniler ordularını göndererek resmi rakamlara göre yüz bin Müslüman ı öldürdüler.
Televizyon ekranında görmüştüm; bunalıma girmiş bir insan üzerine benzin dökmüş, eline çakmağı almış "Kendimi yakacağım" diyor. Bağrı yanık bir polis memuru yana yakıla ona yalvarıyor. Yalvarırken yaklaşıyor ve bunalımlı vatandaşı kucaklıyor. Vatandaş çakmaya çalışıyor. İkisi birden tutuşuyor. Arkadan yetişenler ikisini de kurtarıyorlar.
O polis, kahraman bir polistir. Yılın kahramanlık ödülü ona verilmelidir. Bir can kurtarmıştır. Kendi canını tehlikeye atarak bunu başarmıştır.
Şehid, canını cehenneme atmak için koşanların önüne çıkıp "Gidemezsiniz, kendinizi yakamazsınız, sizin cehenneme gitmenizi istemiyorum" diyerek geri dönmelerini, cennete doğru giden sıratı müstakıyme gitmelerini isterken can kuşu, ten kafesinden Rabbine doğru uçan merhamet fedaisi Müslüman dır.
Asıl merhametli olan, cehenneme doğru koşanların önüne geçip bu yolun cehenneme gittiğini söyleyendir. Hatta kemerlerinden tutup cennet tarafına çekendir.
Kafirleri gördüğü zaman, nezaket adına, medeniyet adına, "İnancınıza saygı duyuyorum, fikrinizi alkışlıyorum" diyerek cehenneme alkışlar içinde itiverenlerin merhametten nasibi yoktur.
"Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâfirler cehennem ateşinin içindedirler ve ebedî olarak orada kalıcıdırlar. İşte onlar yaratılanların en şerlisidirler." (Kur an-ı Kerim, Beyine süresi ayet 6)
Ben bu ayetleri okuduğumda yüreğim yanıyor. Allah ın kulları, Hz. Adem peygamberin çocukları, Hz. Muhammed in davet ve icabet ümmetleri yanmasın diye bu ayetleri biraz daha yüksek sesle okuyorum.
Siz, bu ayeti kerimeyi en beğendiğiniz Kur an meali/tercemesinden okuyunuz.
Ramazan ayında gazete ilavesi olarak veren magazin gazetelerinin verdiği meal de olsa okuyunuz. Mana aynıdır.
Ama hocam Bakara süresinin 62 nci ayetinde Rabbimiz "Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah a ve âhiret gününe iman edip, ameli salih işleyenlerin mükâfatları Rablerindendir. Artık onlar için korku yoktur, onlar üzülmezler de." Buyurmuş, siz ne dersiniz
Benim cennete veya cehenneme gidecekler hakkında karar verme yetkim yoktur. Peygamberler dahil hiç kimsenin yoktur. O yetki yalnız Allah a aittir. Allah da Cennete gidişi İmana ve ameli salihe bağlamış. İmanı da herkesin kendi takıldığı şekilde değil, Allah ın bildirdiği şekilde olmasını istemiş. (Bu Bakara süresinin 62 nci ayetinin tefsirini benim telifim olan sekiz ciltlik "ŞİFA TEFSİRİ" nden bir okuyuverin)
Bakara suresinin 137 nci ayetinde imanın nasıl olacağını öğretmiş ve sevgili peygamberim ile ashabının iman ettiği gibi olması gerektiğini "Şayet onlar sizin inandığınız gibi inanmış olsalardı doğru yolu bulurlardı " diye açıklamış.
Firavunun tertip ettiği bir toplantıda Firavunun bilim adamları Musa aleyhisselam karşısında mağlup olunca bilim adamları toplu halde "Biz, iman ettik, alemlerin Rabbine, Musa ve Harun un Rabbine" dediler." (A raf suresi ayet 121-122)
"Biz, iman ettik, alemlerin Rabbine" deyip kalmadılar. Çünkü Firavun da "Ben sizin en yüce Rabbinizim" demişti." (Naziat süresi ayet 24)
Eğer bilim adamları alemlerin Rabbine imanlarını "Musa ve Harun un Rabbine" diye açıklık getirmemiş olsalardı Firavun ve adamları "Biz, iman ettik, alemlerin Rabbine" sözünü Firavuna iman olarak alabilirlerdi. Musa ve Harun aleyhimesselamların Tevrat la tarif ettiği Rabbe iman fayda verdiği gibi bugün de Kur an ın tarif ettiği, peygamberimizin ve ashabının iman ettiği gibi bir iman fayda verir.
Beyine süresindeki bu ayet, Yahudiler, Hıristiyanlar ve putperestlerin cehenneme gireceklerini "Oh olsun" anlamında haber vermiyor.
Rahmet peygamberine ve onun rahmet ümmetine "Bunların yolu cehenneme gider. Bunları uyarın, bunlara merhamet edin ve bu yoldan Hak yola dönmesini sağlayın" anlamındadır.
Biz, altı milyar insanı yaratan ve bundan sonra gelecek olanları da yaratacak olan Allah ın yol gösteren kitabı Kur an ı Kerimi her yerde yüksek sesle okumaya ve cehenneme doğru koşanları yanık yürekle uyarmaya devam edeceğiz. Cehenneme koşanlara alkış tutan merhametsizlerden olmamak için özel gayret göstereceğiz.