İnsanlığın değişim hâlleri çeşitli şekillerde belirir. İnsanın değişiminin önemli nedenleri var. Bir medeniyet ruhu, aile ortamı, eğitim süreci ile şekillenenler önemli olay ve durumlar olmadan değişmezler. Karakterler nasıl başlarsa öyle sürer. İnsan zamanla olgunlaşır.
İnsan değişimi ve dönüşümü insanın gözünü saran, kuşatan kimi tutkular, hırslar olur. Ya da çok sarsıcı olay ve durumlar neden olur. Merhamet; adalet ve sevgi ile özdeş bir durum, bir yaşama biçimi, hayata bakış. İslâm’ın temel özü insan üzerine ve insanı kurtarma , hayata kazandırma üzerinedir. İnsanın dirilişi ve yolunun açılması.
Adaleti sağlamak zor bir durum, çünkü muhatabı insan. İnsan ise öncelikle kendi benini önceler. Benler arasındaki çatışmalarda doğruyu, iyiyi, haklıyı bulmak elbette zor. Zıddı durumlar da aynı.
Yöneticiler için büyük kitleleri yönetmek, zor bir durum, onlar arasında adalet sağlamak da bir o kadar güç. Adalet merhamet ile doğrudan ilgili. Kimi kararları vermede doğrudan sağlıklı bir sonuca varmanın zorluğu her zaman olur. O zaman vicdan devreye girer. Vicdanı şekillendiren de merhamettir. Bir kimseye vicdanlı dendiğine; bu, merhametli ve hakkaniyetli anlamına da gelir. Merhametsizlik insanı zulme götürür.
Merhametsizliğe götüren nedenler nelerdir? Akla gelebilecek önemli sorular. Dünya hırs ve tamahı. Bir darbe sonucu haklı ya da haksız yaşananlar. Önünü görememe, kendisinden başkasını düşünememe. Bunlar daha da sıralanabilir.
Merhametsizlik insanın içindeki sevgiyi alıp götürür. Acıma duygusunu öldürür. Adaletsizliğe sürükleyen gözü dönmüşlüğe neden olabilir. Bir intikam hırsına neden olur. Bilerek ya da bilmeyerek zulme neden olmak büyük bir yük getirir insana. O yük veya vebal asla yakasını bırakmaz kişinin.
Adaletin dengesini sağlamak kadar zor bir durum olmasa gerek. Hele şu zamanda. Eskiler adalet ile terazi tartısını özdeş kılarlar, öyle görürler. Terazideki en küçük bir sapma bir vebal ve kul hakkı, gaspı anlamına gelir. Adalet de böyledir. Adaletin terazisi daha çok hakkaniyet ile olur. Hakkaniyet sağlanamadığı zaman ya da durumu belirleyecek sonuçta belirsizlik ve bir fluluk var ise o zaman vicdan devreye girer. Ki bu, sonuca götürecek bir haldir. O zaman merhamet duygusu daha ağır basar.
İnsanın hırsı, tutkusu sonucu zulüm eğer giderek baskın hâle geliyorsa merhamet ve acıma duygusu tamamen ortadan kalkar. Gözü başka bir şey görmez bir intikam duygusu ağır basar. O zaman ortada ne adalet, ne vicdan, ne merhamet kalır.
Mazlumların ahı en ağır olanı. Yeri göğü inletir. Bundandır ki vicdan sahibi kimseler mümkün olduğunca ağır olabilecek sorumluluk ve yükümlülüklerden kaçınırlar. Zorunlu bir durum olmadıkça bu ağırlığın altına girmezler. Bazen insan mecbur kalır. O da hayatı boyunca eğer merhamet ve vicdan duygusunu yitirmemişse tetikte olur.
Anlık durumlar insanı öyle ya da böyle etkiler. Önemli olan soğukkanlı olabilme.
Şoklar elbette ki, anlık ve etkilidir. Zaman içinde bu durum giderilebilir. Yeter ki o zaman vicdana ve merhamete sığınmak gerekir. Haksızlıklara öfke ile karşılık vermek başka olumsuz sonuçlara götürür. Hakkaniyetin karşılık bulmasını beklemek her insanın hakkı. Ancak kimileri bu konuda sabırlı olamayabiliyor. O zaman da çaresiz ise eğer, sesini duyuramıyorsa bir çözüm bulamıyorsa ah ve bedduaya başvurur. Bu, öyle bir silâh ki yaydan çıkınca bir daha geri dönüşü olmaz ve hedefini mutlaka bulur.
Çığ gibi büyüyen ahlar, er ya da geç, bugün ya da yarın insanı perişan eder.
Allah bizi merhametiyle vicdanıyla yaşatsın diye dua ve niyazda bulunuyoruz.