Gündem

Merdivenin basamakları gibidir

Merdivenin basamakları gibidir

Abone Ol

Çocuk yetiştirmek, nazik bir çiçek yetiştirmek gibidir. Anne babaların bu anlamda sorumluluğu büyüktür. Onlar görevlerinin kutsallığını bilirler, sağlıklı, tutarlı ve kendine güvenen nesiller yetiştirmek için var güçleriyle çalışırlar. İnsanın yaşam serüveni merdivenin basamakları gibidir.Her basamak bir gelişim sürecini temsil eder. Bu da ardı kesilmeyen bir eğitim sürecini gerekli kılar. Anne babanın bu süre içinde çocuklarına temel alışkanlıklar kazandırmaları ve sorumluluk bilinci vermeleri gerekmektedir. Üç yaş civarında çocuk sorumluluk duygusunu yavaş yavaş anlamaya başlar. Anne baba bu süre içinde çocuğu kendi başına bir şeyler yapması için destekleyebilirler, oyuncaklarını toplaması için teşvik edebilirler, çocuğun kendi işini yapabilmesini ve kendisini yönetmesini öğretebilirler. Yaşına ve gelişim sürecine uygun görevler verildiğinde çocuğun kendine güveni gelişir. Aile gereğinden fazla koruyucu ve kollayıcı bir tutum içinde olduğunda ise, çocuğun benlik saygısı tam olarak gelişemez ve bu çocuklar güvensiz olurlar. Ailenin hedefi çocuğu kültürüyle ve maneviyatıyla tanıştırmak ve onun sosyalize olmasını sağlamaktır. Oto kontrol, çocuğun kendini kontrol etmeyi öğrenmesiyle başlar ve bu süreç hayatının ileriki yıllarında da devam eder. Çocuk yaşamının ilk yıllarında bencildir, bu bakımdan sürekli alan taraftır. Sosyalize oldukça, başka bireylerin varlığını da kabul etmeyi öğrenir ve çevreye uyum sağlar. Çocuğun bütün bunları gerçekleştirebilmesi için kendisi üzerinde kontrol sağlamış olması gerekir.Anne babaya düşen görevlerÇocuğu rencide edecek davranışlardan kaçınmakÇocuğa olumlu davranışları kazandırmak.Çocuğun kendisine olan saygısını zedelememekÇocuğa açıklamalar yapmak ve kuralların niçin gerekli olduğunu izah etmekÇocuğa pozitif geribildirimler vermekÇocuğun toplumsal kuralları öğrenmesine yardımcı olmakÇocuğu akranlarıyla birlikte oynaması için teşik etmekAnne babalar soruyorlarErgenlik döneminde genç, anne babanın tutumlarına eleştirel bir tavırla yaklaşır ve arkadaşlarına kendini daha yakın hisseder. Bu durum anne babaların anlam veremediği bir şeydir ve "ne oluyor, herhalde çocuğumuzu kaybediyoruz" diye endişelenirler. Oysa bu onların ayrışma eylemlerinin bir sonucudur.

Genç aileden kısmen de olsa uzaklaşmak, ayrışmak ve kendi ayaklarının üzerinde durmak zorundadır. İşte değersizleştirme bu ayrımı ortaya koymak için bir araçtır. Her genç bu süreci aşağı yukarı yaşar ve kendini bulur. Bu nedenle anne babanın panik yapmalarına hiç gerek yok, çocuk aslına dönecektir. Yani genç, geçici olarak aileden uzaklaşır, onları eleştirir, ilişkilerine mesafe koyar fakat dışarıda anne babanın karşılığını bulmaya ve onlara yakınlaşmaya çalışır.Yani, anne babadan elde ettiği sevgi unsurunu dışarıda aramaya başlar. Bu da genellikle arkadaşları olur. Bu süreç anne baba da olduğu kadar gençler için de zor bir durumdur. Genç yeni duruma uyum sağlamaya çalışırken yalnızlık çeker, boşluk duygusuna kapılır. Oysa gencin bütün çabası bağımsızlaşmaktır. Bağımsızlaşabilmek için anne babayla olan bağımlılıklarını bağlılığa dönüştürmek zorundadırlar. Onlara yine bağlıdır, uzaktan da olsa desteklerini almak ister ama artık bağımlı değildir. Gencin bağımsızlaşma gereksinimini, bazı aileler anlamakta güçlük çekerler. Oysa bu gencin aile ile bağlarını koparacağı anlamına gelmez. Aksine genç artık ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmektedir.Geçici bir durumdurGenç, toplumda kendine bir yer edinmek isterGenç, sözlerini geçerli kılmak ve arkadaşlar arasında saygın bir yere sahip olmayı arzu ederGenç, bazı kararlarını kendisi vermek isterGenç arkadaş ilişkilerine önem verirGencin dış dünyada zorlandığı durumlar olabilir, böyle durumlarda anne babanın desteğine ihtiyaç duyar.Genç ayrışma süreci ile birlikte insanlarla ilişkilerini yeniden biçimlendirir.Genç, aile ile, toplumla ve arkadaşlarıyla ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini öğrenir.Genç artık erişkinler dünyasına adapta olmuştur...

Çocukluktan birey olmaya

Hepimizin bildiği üzere, çocuk anneye bağımlıdır. Hemen her konuda annenin desteğine ihtiyaç duyar. Fakat ergenliğe geçişle birlikte bu bağımlılıktan kurtularak, sağlıklı bir bağlanma gerçekleştirir. Bu süreçte artık erişkin bir kişi olarak varlığının mahiyetini kavrar. Bu süreç sancılı bir süreçtir. Genç kimi zaman düşer, kimi zaman düştüğü yerden kalkar, kimi zaman da yardım alarak ayakta kalmayı öğrenir. Bir yandan bağımsızlaşmaya çalışır, diğer taraftan da, bağlanacağı kişilere ihtiyaç duyar. Değer yargıları gelişir, vicdani sorumluluk şekillenir. Gencin, esnek olmayan kuralları vardır. Ama bu sıkıntılı dönemlerde kuralları daha esnek hale getirebilir. Hedeflerini içselleştirebilirse, güven duygusunda bir aşınma olmaz. Artık sorumlu bir kişi olmuştur ve yaptıklarından sorumludur. Genç bunu bilir ve hayatını buna göre düzenlemeye karar verir.Genç ayrışmayı tam olarak gerçekleştirememişseGenç küçük meselelerde dahi başkalarının desteğine ihtiyaç duyar yeteneklerini geliştirme şansı bulamazErişkinlik rollerinde aksamalar ortaya çıkabilir. Kendini yetersiz hissederBenlik saygısı tam olarak gelişmediğinden güvensizdir.Anne babanın yerine geçecek ve kendilerini destekleyecek kişilere ihtiyaç duyar.Kararlarını vermekte güçlük çeker.Başkalarına bağımlı yaşamaya başlar.Onlardan kopamayızAnne kuş yavrusu uçmayı başarıncaya kadar ona destek verir. Yavru kuş uçmayı öğrendiğinde artık anneyle bir bağı kalmaz. Fakat insan yavrusu, ebeveyninin desteğiyle hayatı tanır ve bağımlılıktan bağlılığa geçiş yapar. Yani, yaşı kaç olursa olsun anne babanın desteğini ve dualarını alır. Onlarla arasında güçlü bir bağ vardır ve bu bağ hiçbir zaman kopmaz. Ebeveyni onun için değerlidir ve onlar her zaman hürmet edilmeye layıktırlar. Bunun sonucunda ise büyük mükafat vardır. O yüzden anne baba ve evlat ilişkilerinde tamamen kopmak ve uzaklaşmak mümkün değildir. Bu da insan olmanın bir avantajıdır.

Bin 250 kişiye sigarayı bıraktırdılar

Merkezi Rize‘de bulunan Sigara ve Uyuşturucuyla Mücadele Derneğinin (SUMDER) başkanı Dr. Ali Öner, 7 yıl önce kurdukları dernekle sağlıklı düşünen, sağlıklı büyüyen, bilinçli ve huzurlu bir toplum oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, ‘‘Sevgi ve saygıyı sabırla işleyerek geleceği inşa etmeye çalışıyoruz. İnsanlığın en büyük katili ve gelecekteki en büyük endişe sigaradır. Sigara insanlık tarihinin en büyük ayıbı olan uyuşturucuların altyapısıdır. Uyuşturucu kullanan kişilerin yüzde 99.9‘u sigara kullanıyor. Sigarayla savaşarak bu belayı defetmeye, çocuklarımıza sorumluluk bilinci aşılamaya çalışıyoruz‘‘ dedi. Gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketiminin yaygın olduğunu ifade eden Öner, ‘‘Türkiye‘de 16 milyonun üzerinde sigara içicisi var. Bu insanlar yılda 120 bin ton sigara tüketiyor. Sigara nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 30 milyar lira tedavi masrafı yapılıyor. 300 bin nüfuslu Rize‘de ise 70 bin içici var. Bu, Rize‘de 10 bin akciğer hastası, üç günde bir akciğer hastalığından, günde bir sigaradan ölüm anlamına geliyor‘‘ diye konuştu. Türkiye‘de 5727 sayılı yasayla sigaraya karşı topyekûn hareket başladığını ancak hastalıklarla savaşmanın başlıca yolunun koruyucu hekimlik olduğunu söyleyen Öner, şöyle devam etti: ‘‘Türkiye‘de doktorların yüzde 95‘i tedavi amaçlı doktorluk yapıyor. Oysa hastalıkları en kolay önleme yolu koruyucu hekimliktir. ‘İnsanlar neden hasta oluyor‘ sorusunun cevabını bildiğimizde ve buna göre mücadele başlattığımızda çözüm çok daha kolay olacaktır. 5727 sayılı yasanın yaptırımlarının yanında koruyucu hekimlik uygulaması da yüzde 60 seviyelerine çıkarılmalı. Bu, gelecek nesillerin daha sağlıklı büyümesini sağlayacaktır.‘‘