Menkul kanaatler borsası

Abone Ol

Neredeyse her şeyin tartışma konusu haline geldiği zamanlarda yaşıyoruz. Hiçbir düşünce insanları bu derece birbirinden ayırıp düşmanlaştıramaz. Kimse kalkıp ‘düşünsel ihtilaf’ falan demeye kalkamasın. Az çok düşüncenin neden neşet ettiğini ve neyin düşünceden neşet ettiğini bilecek bir tefrik melekesine sahibiz çok şükür. Bazı kişilerin şahsi davalarına fikir mücadelesi süsü vermekte üzerlerine yok.

Bunu o kadar ustalıkla yapıyorlar ki tanımasanız bu adamları cihat eri falan sanırsınız.

Hele biraz ayağına basın veya çıkar musluklarını kısın ilk hamleleri size değil davaya küsmek olur. Ne kullanışlı bir kelime şu dava dedikleri. Ulvi bir hedefe dayandırıldığı halde bildik arazi ya da namus davasından farkı yok.

Siz bizim Yunus’un asırlar öncesinden bugüne uzanan sesini duymaz mısınız: ‘Ben gelmedim dava için’. Bir menfaatle neticelenen mücadeleler insana en başta gerçek davasını kaybettirir.

Sonu bir fedakârlıkla bereketlenen kavgalar ise dava bayrağını göndere yükseltir.

Kimsenin kendinden bir şeyleri dava adına feda ederek mücadele ettiğini göremiyoruz.

Davaya hizmet kendi nefsine taşınır taşınmaz yığınaklar yapmak değil, yığınaklarını dava için boşaltmak ya da terk etmektir oysa.

Kervan yağmalama hırs ve iştiyakı mıdır dava? Ekmek yediğin veya maddi başarılar elde edip galip geldiğin yer mi?

Son dönemlerde fikir, düşünce ve kanaatlerin de piyasası oluşmaya başlamıştır.

Bu piyasa gereğince haklı olma hakkını elinde bulundurursunuz, bununla da kalmaz yaslandığınız kalabalıklar nispetince güç ve kudret sahibi olduğunuza kendinizi inandırmış olursunuz.

Sizin halkanız dışında yer alanlar olsa olsa doğru yolun sapık kolları olabilir ancak.

Biliyorum, abarttığımı söylüyorsunuz içinizden. Oysa görünen manzaramız abartıya ihtiyaç hissettirmeyecek denli vahamete sahip. Özellikle sosyal medyada kendini gösteren tekfire kadar dayanan tartışma biçimleri bu kavganın fikri temeli olan bir kavga olduğu iddiasını yalanlamaya yetiyor.

Bir dini kanaat önderinin mağduriyeti üzerine yapılan tartışma ve yazışmalarda gördük ki aslında ufacık mevzularda bile ne kadar derin ayrılıklar biriktirmişiz. Boş ve rahat zamanlarda meğerse ayrılıklar stok eden bir toplulukmuşuz. Dünya Müslümanlarının neden bir araya gelemediğinden şikâyet eden kanaat önderleri iğneyi kendilerine batırmak zorundalar. Siz en ufak konularda etrafınızdaki insanları nasıl cami olan yapıdan ayırıp kendi merkezinize doğru çekmeye çalışıyorsanız İslam dünyası da devlet ve millet olarak ırk, milliyet ve siyaset kaygılarıyla hükmettikleri insanları kendi merkezlerine çağırıyorlar.

Benim bildiğim, öğrendiğim ve öğretmeye çalıştığım İslam bir insanla mücessem değil, hakikatle ve istikametle mündemiçtir. Bir ve beraber olmak için illa kötü günler yaşamamız mı gerekiyor?

İlla gökten bela mı yağması lazım?

Kıvançları, mutlu anları, hiç olmazsa normal ve olağan zamanları da aynı birbirimizle barış ve esenlik içerisinde pekâlâ yaşayabiliriz.

ÖLÜNCE BİZ DE GÜZEL ADAM OLURUZ

‘Abi’ dedim, ‘ yaşayanlardan da güzel insanlar var’ onların varlığını da hatırlayıp hatırlatsak iyi olmaz mı? ‘Olmaz’ dedi ve ekledi: ‘Onlar Necip Fazıl mı ki? Mehmet Akif mi ki? Önce birer Necip Fazıl birer Âkif olsunlar, sonra onları da hatırlarız’ ‘Yani siz önce ölsünler sonra olsunlar demek istiyorsunuz, öyle mi?’ Elinde rulo yaptığı yedi güzel adam listesini masaya bırakarak:

‘Yaşayanların hangi birini hatırlatıp anacağız, ona ne zaman yeter ne de imkân!’

‘Desene Orhan Veli boşuna ‘Ölünce biz de iyi adam oluruz’ diye boşuna söylememiş, değil mi abi?’ ‘Yaşayanların nüfusu ölenlerin ise nüfuzu vardır; ölünce nüfuzluların yanına dâhil olursun.’ ‘İnsan dokunamadığı şeylere değer izafe ediyor bu mantığa göre. Anladım abi.’

‘Anladınsa anlat o zaman anladığını’

‘Büyük şair İsmet Özel’in şu dizesi sizin dilinizde tecelli ediyor olmalı: ‘Tabutumun üstünde zar atıyorlar’

‘Ha evet İsmet Özel…’

‘Hepsi bu kadar mı abi, İsmet Özel deyince bu kadar mı dilinden dökülen, gerisini getirmek için uygun zamanı mı bekliyorsun?’

Konuşsana abi, neredesin abi, yalancısın abiii!