Vahşi kapitalizmin sosyal değerleri ve ahlak kavramlarını yerle bir eden yönü, insanların iliklerine dek işlemiş Televizyon ekranlarında ürünlerini teşhir eden firmalarımız, artık kendilerini temsil edecek şahsın veya ünlü birisinin sadece reytingine bakıyorlar . Ne kadar reyting, o kadar reklam . Ne kadar tanınmışlık, o kadar para Firmalarımız, kendi ürünleriyle özdeşleşecek isimlerin, piyasada nasıl tanındığına, toplumun hiç tasvip etmediği bir yaşantı tarzının olmasına filan dikkat etmiyorlar Madem ki çok konuşuluyor, gazetelerde, televizyonlarda isminden bahsediliyor O zaman reklamlarda rahat rahat oynayabilir Kimden bahsettiğimizi anlamışsınızdır Önce askerdeki kocasını aldatan, iki sene birlikte olduğu sevgilisinden ayrılıp, iki sevgili üst üste değiştiren, kırdığı aldatma rekorları dolayısıyla gazetelerin kendisine "Devrimci sıfatı" yakıştırdığı mankenden
Aldatma rekortmeni manken, bir şeker firmasının reklamlarında oynuyor bugünlerde . "Şekerim Şekerim" diye evinin mutfağında fink atan sevecen bir anneyi oynuyor "Şekerim, şekerim" diye bağırırken, bir kız çocuğu geliyor, şefkatle bağrına basıyor Yakışmış değil mi Ailesine sadık, evlatlarına müşfik bir anne Ama dikkatimizi çekti; bu reklamın bize takdim ettiği ailede bir eksiklik var Bu ailenin "babası" eksik Reklamın senaryosunu yazanlar, devrimci mankenimiz için bir baba uyduramamışlar Galiba, senaristler, reklamda bile mankenimizin evinde dolaştığı aile babasına ters bir şeyler yapabileceğini hesap ettiler galiba Biz herşeyi abartma konusunda uzman milletizdir vesselam ATV ekranlarında yıllarca reyting rekorları kıran Çocuklar Duymasın dizisindeki "anne" rolü dolayısıyla, işgüzar kadın derneklerimiz bu aldatma konusunda devrimci mankeni, türlü platformlarda yılın annesi bile seçmişlerdi. Gördüğünüz gibi, vahşi kapitalizmin yükselen değeri, namus ve ahlak kavramlarının üstünde geziniyor Rezaletin dibini bulan reyting, sahibine inanılmaz bir şöhret ve para getiriyor Nerde akşam orda sabah ve daldan dala atlayan bir manken, sadece reytingi var diye "Ev kadını" imajı giydirilerek önümüze getiriliyor Bakalım bu reklam, reklamverenin satışlarına ve imajına nasıl bir katkıda bulunacak
***
Lübnan a asker gönderme meselesi ülkemizin en önemli gündemi Memleketin değişik yerlerinde İsrail in bekçiliğinden başka bir amacı olmayan Lübnan a asker gönderme konusunda protesto gösterileri yapılıyor. Dikkat çeken olay, protesto gösterilerini yapanlara halkımızın destek vereceğine, tepkide bulunması ve protestocuları linç etmeye çalışması. Bunun tek anlamı var: Halkımızın Lübnan a asker gönderme konusunda kafaları karışık ve müthiş bir bilgi eksikliği var. Tek haber kaynağı televizyon olan, akşamları televizyonların ana haber bültenlerinden bu konuyla ilgili bilgiler aldığını zanneden halk, Lübnan a asker gönderme konusunu çok yanlış algılıyor. Tüm devletlülerimizin ağızlarını açtıklarında altını çizdikleri konu şu: Bu bizim menfaatlerimiz gereğidir, bana neci bir anlayış içinde olamayız.
Kimin menfaati Ne menfaati Bir ay boyunca Müslümanların üzerine ölüm yağdırılan topraklara gitmek veya gitmemek için tartışılması gereken son şey, menfaattir. Biz oraya gidersek, menfaatimiz ne olacak Birleşmiş Milletler bize madalya mı verecek Para mı verecek ABD, Büyük Ortadoğu Projesi nde bize başrol mü teklif edecek IMF ye 5-10 milyar dolar borcumuzu mu sildirecek Böyle anlayış olmaz Birleşmiş Milletler in Lübnan a konuşlandıracağı Barış Gücü, bölgede İsrail in kapı bekçiliğini yapacaktır. Yıllardır bu bölgede devlet terörü estiren İsrail in güvenliği garantiye alınmış olacaktır.