Memleket, Aydın Doğan demek değil

Abone Ol

ABD ekonomisi hapşırsa bizim ekonomi nezle olur, diye sıkça tekrarlanan bir söz vardır. Bu söz bizim küreselleşen dünyada dışa, daha doğrusu küresel sermayenin merkezi konumundaki ABD ye ekonomik yönden bağımlılığımızı ifade eder. Halbuki şimdi ABD den gelen öksürük ya da hapşırık sesi değildir. Çünkü ABD nin üçüncü büyük yatırım bankası iflas ettiğini, yani battığını açıklamıştır. Bir diğer önemli yatırım bankası Merrill Lynch ise Bank of Ameraka ya satılarak batmaktan son anda kurtulmuştur. ABD ekonomisinin bu iki olayla durulmayacağı, önümüzdeki günlerde başka iflasların da gelebileceği seslendiriliyor. Dolayısıyla küresel sermayeye, daha doğrusu ABD sermayesine göbeğinden bağlanmış olan Türk ekonomisinin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Zaten pazartesi İMKB yüzde 5.27 düşüşle 35.081 e gerilemiş, dün de öğleye kadar İMKB de düşüş yüzde 1.6 yı bulmuştu. Bu arda borsadaki düşüşe karşılık dolar yükselmeye devam etmiş pazartesi akşam saatlerinde  1.26 yı bulan dolar dün öğle saatlerinde 1.28 e ulaşmıştı.

Kısacası görünen o ki, ekonomide sıkıntılı, belki de fırtınalı günler Türkiye yi bekliyor. Lehman Brothers in batmasının dünya piyasalarındaki etkisini tsunami olarak nitelendirenlerin bulunduğunu da göz önüne alacak olursak  ciddi bir krizle karşı karşıya olduğumuz görülür. Elbette serinkanlı olmak, bu serinkanlılık içinde gereken tedbirleri almak gerekir. Bugün artık kimse "Bize bir şey olmaz. ABD deki kriz bizi ilgilendirmez" diyemez. Eğer diyenler varsa yanıldıklarını çok geçmeden anlayacaklardır.

İşte böyle bir noktada hâlâ medyanın hemen tamamının Başbakan Erdoğan ile Aydın doğan arasındaki horoz dövüşü ile meşgul olmaları, hatta Doğan Medya Grubunun işi bilek güreşine döndürmesini anlamak mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki bu memleket Aydın Doğan a ait değildir. Aydın Doğan da 70 milyondan biridir.

Çünkü öyle bir noktada bulunuyoruz ki ülkemizden dolar çıkışı başlayabilir, bu ise doların daha da yükselmesi anlamına gelir ki, bunun sonucu dış borçlarımız Türk parası karşılığı olarak durduğu yerde yükselecek demektir. Düşük kur üzerinden bile dış borçları ödeme imkanı bulamayan ülkemizin artan kur karşısında ciddi bir sıkıntıya gireceği kesin görülüyor. Bu durum zaten çok gerilemiş olan büyümenin önümüzdeki günlerde daha azalacağını düşündürüyor. Büyümenin gerilemesi aynı zaman işsizlik demek.

Maksadım elbette felaket tellallığı yapmak değil. Dileriz ABD de patlak veren banka batışları ülkemizi fazla etkilemesin. Ama, bu mümkün değil, iki gündür borsada yaşanan düşüş ile dolardaki yükselişi etkileyeceğini hem de çok etkileyeceğini gösteriyor. Bu bakımdan artık bir takım kısır çekişmeleri bir yana bırakarak ekonomideki gelişmeler için bir kriz masası oluşturularak kriz yönetimine geçilmelidir. Başbakan ile Aydın doğan arasındaki çekişme de ilgili kurumlara ve kurullara bırakılmalıdır. Ortada bir suç ve suçlu varsa bunun hesabını soracak kurumlar ülkemizde hâlâ ayaktadır.

Önüne geleni yıkan; alıp götüren tsunami olarak nitelendirilen  bu krizin başlangıçta mortgage krizi olarak nitelendirildiğini de hatırlayacak olursak belki bir değerlendirme yapma imkanı buluruz. Çünkü, mortgage sistemi öylesine tılsımlı bir formülmüş gibi sunulmuştu ki ülkemizdeki  konut sorununa şıp diye çözüm bulunuverecekti. Toplum aylarca bu konu ile meşgul edildi, televizyon kanallarında aylarca mortgage sisteminin faziletleri anlatılmıştı. Ne var ki bu sistem sadece Amerika yı değil tüm dünyayı krize sürükledi.

Bu vesile ile kendi  kendine yeterli bir ekonominin tüm globalleşme ve küreselleşme söylemlerine rağmen gerekliliğini ve geçerliliğini koruduğunu görebilirsek  sanıyorum gerekli dersi almış oluruz. Hemen birileri "Bugünün dünyasında dünyadan kopuk kendi kendine yeterli olunabilir mi " diyebilir. Kimse dünyadan kopmayı, kabuğuna çekilmeyi savunmuyor.. Kendi kendine yeterli hale gelmekten söz ediyoruz. Ülke gelirlerinin çok büyük bir bölümünü alınan borçların faizlerine ödeyen bir ülke olmaktan kurtulmaktan söz ediyoruz.