Melo ve Podolski!

Abone Ol

Galatasaray’da bir Melo meselesidir gidiyor, ne zamandan beridir. Melo bir yerlerden Galatasaray’la bazı problemleri olduğunu söyler gibi... En son da benim için yazılanlar ve söylenenler gibi bir şeyler de iletmeye çalışmış. Bu ne demek ki acaba Şayet televizyon eleştirmenlerinden ve gazetede yazı yazanlardan söz ediyorsa, o zaman profesyonel bir futbolcu olduğunu söylemek zordur. Çünkü profesyonel bir oyuncu idmanını yapar, maçını oynar o kadar. Kulaklarını yukarıdaki ögelere  açık tutarsa takımına ve kendine yararlı olamaz. 

Şimdiii... Galatasaray yönetiminden veya Cüneyt Tanman’dan bir açıklama bekler dururum ne zamandır. Nasıl mı En azından ya şöyle, ya da böyle... Yani, “Biz Melo ile devam etmek istemiyoruz. Kendisini bir an önce karşımıza alıp durumu bildireceğiz. Ve anlaşarak ipi koparmak istiyoruz...” Ya da, “Melo bizim oyuncumuzdur. Daha bir sezonluk sözleşmesi var. Kampa dönecek ve çalışmalara başlayacaktır...” Ama ne o, ne de bu... Hamza hoca arada bir dokunur gibi yapıp tüyüyor. Melo dışarıdan bir yerlerden toplumun zehri olan sosyal medyadan sallıyor. Ne mi oluyor Galatasaray yıpranıyor. Ve de Melo’suz kalabilecek bir takıma bir Melo bulmak mesaisini vermiyor. Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılacak bir firma için bence bu yaşananlar 1950 modeldir...

Gelelim Podolski’ye... Ben bu satırları yazarken, bildirildiği üzere sözleşme saat 16.00’da imzalanacağından, bu futbolcuyla ilgili dikkatli yazmaya gayret edeceğim. Podolski, Alman Milli Takımı’nın da bir oyuncusudur. Alman takımında oynamak öyle kolay iş değildir. Paylaşmayı bileceksin, her zaman fizik olarak hazır olacaksın, maçın tamamını hemen hemen aynı performansla oynayacaksın... Bu özellikler Almanya’yı dünya futbolunun ilk üçü arasına sokmuştur her devirde... Aynı Podolski, bu etiketinin yanı sıra ünlü kulüplerin de formasını giyebilmiştir. Fizik olarak güçlü, iyi denecek bir sol ayak ve de ileri ucun görevlerinde sürekli hareketli oynayabilen bir oyuncudur. Galatasaray’a ne mi verir İşte bu soruya ancak ve ancak bu oyuncuyu o formada izledikten sonra yorum yapabiliriz. Çünkü biz biliriz ki, bu ülkeye neler geldi yıldız diye, ama giderlerken arkalarından, “Bu mu yıldız” diye teneke çalındı. Ama öyle isimsizler de geldi ki, en çarpıcı örneği de bence Nobre’dir, her giydiği formanın hakkını layıkıyla verdi. Yani Sneijder dışındakilerle futbol diyalogunu nasıl kurar, ya da onlar Podolski’yle nasıl kurar ona bakacağız.

Evet, sessiz çift kupalı şampiyon Galatasaray’da ben bu satırları yazarken, cumartesi saat 12.30 civarı, durum buydu. Pardon unutuyordum. Bir de Fransa ikinci liginden gelen sol bek var... Sahi yahu yanı başımızdaki İranlı Adnan Avrupa’da bir takıma gitmedi mi Hani şu Terim hocanın pazarlık yapıp elinden son dakikada Rize’ye giden oyuncu... Ne bileyim işte, aklıma geldi de...