Mehmed?in terfi hazırlığı...

Abone Ol

İstanbul, 1453 e kadar 20 kez kuşatılmış ve

yalnız bir kere, o da 1204 yılında Enrico Dandolo nun oyunları sayesinde Latin

Haçlılar tarafından düşürülmüştü. O tarihten yaklaşık 250 sene sonra

Osmanlı nın 7. Padişahı Sultan Mehmed, bu aşılmaz denilen surları aşmış ve

Fatih liğe terfi etmiştir...

 

Ecdat sevgisini

yok etmeye yönelik çalışmaların ürünü

Günümüzde Bir çağı açıp bir çağı kapattı gibi birkaç

cümleyle anlatılan İstanbul un Fethi, dünya tarihinin en önemli olaylarından

biridir.  Daha önceki yazılarımızda fethi

anlatmıştık. Bugünkü sayfamızda ise Fetih hazırlıklarıyla ilgili gözlerden uzak

tutulmaya çalışılan noktaları anlatmak istedik. Binlerce fatihin insanüstü

gayretleri bir takım çevreler tarafından bilinçli bir şekilde gözlerden

kaçırıldı. Ya da başkaları taltif edilmeye çalışıldı. Çocukluğumuzdan bugüne

kadar okullarımızda Bizans surlarını paramparça eden Şahi isimli topların

planlanması ve yapımı aşamasından hiç bahsedilmez. Şahi topları Macar Urban a

döktürüldü gibi cümlelerle geçiştirildi. Oysa Urban, Rumeli Hisarı yapılırken

hizmete alınan Macar döküm ustasıdır. Şahi topların çizim ve balistik

hesaplamaları bizzat Fatih Sultan Mehmed e aittir. Bu toplar, Mimar Muslihuddin

ile Saruca Paşa nezaretinde yaptırılmıştır. Bunların özellikle bir Hıristiyan a

mal edilmek istenmesinin ardında başka niyetler olduğunu anlamamak saflıktır.

Bu tür bilgiler, ecdat sevgisini yok etmeye yönelik çalışmaların ürünüdür.

HADİS-İ Şerif in sırrına mazhar olmak için Edirne den

yola çıkan Sultan Mehmed Han, Mart 1452 de Rumeli Hisarı (Boğazkesen) nı

yaptırdı. Daha önce dedesi Yıldırım Beyezid in yaptırdığı Anadolu Hisarı

(Güzelce Hisar) nın karşısındaki Rumeli Hisarı, Bizansa yardıma gelmesi

muhtemel erzakın geçmesini engellemek için bir tedbirdi. İnşaasında daha önce

burada bulunan kilisenin taşlarıyla birlikte, İzmit ve Karadeniz Ereğlisi nden

getirilen kerestelerin ve diğer malzemelerin kullanıldığı hisar, üç buçuk ay

(bazı kaynaklarda 6 ay) gibi kısa bir sürede bitirildi.

Hisarın inşaatında beş bin işçi ile birlikte bizzat

Sultan Mehmed Han da çalıştı. İçinde bir cami ve iki çeşmenin de bulunduğu

Rumeli Hisarı na 400 seçme asker yerleştirilerek Boğaz ın güvenliği tam olarak

sağlanırken, muhafızlığına da Firuz Ağa getirildi. İkisi denize, biri karaya

hakim üç kulesi bulunan Rumeli Hisarı, yaklaşık otuz bin metrekare arazi

üzerine kurulu muazzam bir yapı olarak günümüze kadar ayakta kalmış ender

yapılarımızdan biridir.

Bizansı yıkan ordunun teşkili hakkında çeşitli rivayetler

vardır. Yabancı kaynakların yüz kırk bin ila dört yüz bin olarak gösterdiği bu

kuvvet, Osmanlı kaynaklarında ise seksen bin ila iki yüz bin arasındadır.

Ayrıca ordumuzun top sayısı hakkında da iki çeşit görüş vardır. Her biri dört

toptan mürekkep on dört batarya bulunduğunu söyleyen kaynakların yanında toplam

iki yüz topun da olduğundan bahsedilir. Donanmadaki gemiler için de yüz elli

ila dört yüz seksen arasında rakamlar vardır.

...Bizans surları

birçok kuşatma görmüş ancak o güne kadar tek bir taşı dahi düşmemişti!..

Genel görünüşü üçgen olan Bizans surlarının yüksekliği

15-17 metre arasında değişirken, kalınlığı ise dört metre civarındaydı.

Surların önüne kazılan hendekler onsekiz buçuk metre genişliğinde sekiz metre

derinliğinde ve surların kuleleri tamamen kurşunla kaplanmıştı. Bizanslı

tarihçi Dukas, surların Osmanlı tarafından dövülmesinin Bizans ta ve imparator

üzerinde doğurduğu panik konusunda şöyle bir not düşmüştü: Bizans imparatoru

kalelerin yıkılmış olduğunu görünce, bu halin hem şehir, hem de kendisi için

felaket olduğunu düşünerek ümitsizliğe düşüyordu... Bizans, Büyük Konstantin

zamanından beri nice savaşlar görmüş, kaç defa kuşatılmış, fakat kalelerinden

tek taş bile düşmemişti. Şimdi ise Osmanoğlu, askeri, donanması ve mükemmel

savaş vasıtalarıyla kaleleri yıkıyordu!..

  Mimarisi, ism-i şerif e benziyor

EVLİYA Çelebi nin sadeleştirilmiş Seyahatnamesi nde

Rumeli Hisarı nın inşaası hakkında şu bilgilere yer veriliyor:

Kefere zamanında tepenin üzerinde bir eski kilise,

içinde de bir rahib vardı. Fakat rahib gizlice İslam dinini kabul ederek, seçme

Müslümanlar arasına girmiş ve doğru yolu seçmişti. Üçyüz kadar gizlice Müslüman

olmuş gönlü yaralı dervişi olan yiğit bir papaz idi. Edirne şehrinde Fatih in

tekrar tahta çıktığını işitince, derhal bir mektupla İstanbul u feth edecek o

mutlu emir sensin diye müjdeleyerek, Burada bir kale ve Akdeniz Boğazı nda

iki kale yapıp İstanbul a iki taraftan zahire bırakılmadığı takdirde, kıtlık ve

pahalılık olması muhakkaktır. Azametle Edirne den kalabalık bir ordu ile bizim

tarafa teşrif ediniz! diye haber salmıştır. Rumeli Hisarı yerinde oturan papaz

kılıklı gizli Müslüman ın mektubu Fatih e ulaşınca, Mehmed Han ın ruhu

ferahlayıp gönlü hoş oldu.

Bir sığır

derisinden fazlasına iznim yok

Bunun üzerine Hazreti Fatih, iki yerden gayret kuşağını

kuşanıp Konstantin in izni ile ava gelerek, Karadeniz sahilinde Terkos Kalesi

halicinde ve ormanlığında avlanıp, Terkos Kalesi kaptanından hediyeler aldı ve

Mehmed Han da O na birçok hediyeler verdi. Ancak Fatih, bu hisar yerinde bir av

köşkü yapmak için izin istedi. Bu sırada hisar yerindeki Müslüman Rahible

görüşerek anlaştı. Sonunda kötü huylu kraldan elçiler gelip, kralın Bir sığır

derisi kadar çiftlik yaparsa, ricalarını kabul ederim. Bir sığır derisinden

fazlasına iznim yoktur. Sonra sulha aykırı işi olur dediğini Fatih e

ilettiler. Fatih, elçi önünde öküz derisi büyüklüğünde bir kule yapmaya

başladı.

İnşaat çalışmaları

gizlilik içinde sürdürülüyor

Edirne den binlerce işçi, dağdelen ustalar getirildi. Bu

arada gizli Müslüman ın teklifi üzerine, Edirne nin Karadeniz kıyısındaki

Burgaz iskelesinden bir gecede kırk-elli topu da beri tarafa geçirterek, deniz

kenarına uygun yerlere koyup üzerlerini çalı çırpı ile örttüler. Sonra asker

ile halen kalenin bulunduğu yerde bina yapımına son derece gayret sarfedildi.

Yapılan binayı dahi hergün çalılarla örterek gizlerlerdi.

Mimarisi, İsmi

Şerif e benziyor

Sonra Sultan Mehmed, papazın doğru düşüncesi ve akıllı

teedbiri ile kralın gönderdiği öküz derisini gergiye gerip ince bıçak ile daire

şeklinde dilim dilim ederek, yalçın kayalar üzerine o büyüklükte bir hisar

yaptılar. Yine gizli Müslüman papaz Padişahım, mübarek adın Mehmed dir.

Kitabımızda Muhammed in Mehmed i başı sarıklı olup, 857 (1453) tarihinde Konstantin

devleti onun eline geçer diye yazılıdır. Şimdi bu kalenin şekli, senin adına

benzer şekilde yapılmalı. Ben bu işe kırk bir yıldır memurum ve mimarlık

ilminde ihtisas sahibiyim. Ama sırrımı kimseye açmadım. diyerek paçaları sıvar

ve bütün mimarları başına toplar. Sonra bu Rumeli Hisarı nı kûfi yazıya göre

Mehmed ismi şeklinde yapar. Bu durum Anadolu Hisarı bağlarından açık bir

şekilde görünür. Şöyle ki: Tâ dağın tepesinde olan yedi tabaka büyük kubbe

Mim şeklindedir. Bekçi kapısı olan küçük hisar H yerindedir. Aşağıda deniz

kenarında büyük Şişhane kulesi ikinci Mim yerindedir. Durmuş Dede Tekkesi

tarafındaki dört köşe küçük hisar Dal harfi yerine geçer. İşte bu şekle göre

Rumeli Hisarı, Mehmed ismi şeklinde ve ebced hesabı ile Mehmed kelimesi

doksan iki olduğundan, hisarın da bütün etrafında doksan iki dirsek ve burç

vardır. Han kelimesi ebced hesabına göre altı yüz elli bir olduğundan,

hisarın etrafında da altı yüz elli bir beden dişi vardır.

Sığır derisinden

fazlası varsa yıkalım

İşte bu suretle kale altı ayda tamamlanınca, etrafındaki

çalı çırpıyı ateşe verdiler. Yeni kale, beyaz bir inci gibi meydana çıktı.

Bütün asker kaleye girerek top, tüfenk, cephane ve diğer levazımatı

yerleştirdiler. Gizli Müslüman olan papaz da elbisesini  değiştirerek Muhammed sünnetine uygun bi

mü min oldu. Ve Rumeli Hisarı bekçiliğini rica ettiğinden bu görev kendisine

ihsan olundu. Kral bu durumu öğrenince Barışa aykırı olarak kale yaptılar

diye bir elçi gönderdi. Sultan Mehmed de dilim dilim olmuş sığır derisini krala

göndererek, İşte izniniz ile yine bir sığır derisi büyüklüğünde bir bina

yaptık. Fazlası var ise yıkalım diyerek hakimane cevap verdi. Kâfirler tekrar

barış yapmak istedilerse de Mehmed Han razı olmadı. Akdeniz Boğazı nda da iki

tarafa kaleler yaparak Kostantin in iki boğazını kesti. Kıtlık ve pahalılık

olunca, kralın boğazından yemek geçmez olup bu suretle İstanbul zabdolunmuştur.