Sevgiliyle buluşma gününün insan hayatındaki yeri, yüzünü en çok hüzün ile belli ediyor. Aralık ayında Sevgili ile buluşanlardan biri de Âkif tir. Âkif in hayatı büyük dava için yaratılmıştır. Dava, onda bir bütünsellik içerir. Hayatını oluşturan bu bütünsellikte hemen bütün kavramlar birbirini tamamlar. Biri diğerini boşa çıkarmaz. Âkif, yeterince kavranamadığından, ona ilişkin yorumlar da sağlam bir temele oturmaz.
Düşünce geleneğimizde bir yüzyıla damgasını vuran, etkisi olan isimlerden biri Âkif tir. Âkif düşünce geleneğimiz için âdeta hususen yaratılmış gibidir. Kaderin ona yüklediği sorumluluk derin anlamlar içeriyor. Bu, öyle ki kendisini de aşan bir duruma doğru götürüyor onu. Bir milleti temsil etme noktasında en iyi örneklerden biridir de.
Bir insanı yeterince tanımak ve anlamak için hayatının bütün evrelerini göz önünde bulundurmayı zorunlu kılıyor. Hayatının hemen bütün aşamaları belli bir istikamet üzerinedir ve bunda hiçbir sapma yoktur. Dönemin ve hayatın zor anlarında bir insanı öne çıkaran koşullar ve nedenler elbette doğru kavranmalı. Hiçbir insan bir başına, olduğunun ötesinde bir güce sahip değil. Bir insanı belli bir noktaya taşıyan ve orada sorumluluk sahibi kılan nedenler bilinmeden bir insan yeterince tanınmış olamaz. Millet olarak yaşadığımız olumsuz dönemlerde bir kahraman üretmeyi, dünyayı bir başına onun etrafında kurmayı seviyoruz. Bu duygusal yönümüzden kaynaklandığı gibi, kahraman, öncü, lider tiplerini olduğundan fazla abartmaktan da hoşlanıyoruz.
Âkif in babasından başlayarak, onunla birlikte olan, onu besleyen, ona güç katan bir çok neden ve kimse bulunur. Âkif i anlamlı ve değerli kılan da onun özellikleridir. Millet kavramının temsilinde ona eş değer olanları da bütünlemesi açısından ciddi ve sahih bir okuma gereklidir.
Hayatın gerçeklerinden yola çıkar. Onda ne bir dönüştürme, ne bir hayal unsuru bulunur. Kendisinde fazlalık olmaması önemli. Üzerinde en çok durulması gereken yönlerinden biridir bu. Dosdoğru, istikamet üzre olmak, doğrularından şaşmamak, ilkelerinden ödün vermemek mizacıdır.
Bu yol istikameti, onun yol arkadaşlarını ve çevresini de belirler. Hayatının hemen bütün evrelerinde bir alıcıdır. Alıcı oldukça verici olmak da kaçınılmaz oluyor. Gerek tevazuu, gerek dikkati her adımını dikkatle atmasına başlıca nedendir.
Zamanın dilini iyi kavraması ve bu dili hakkiyle yerine getirmesi onun arkadaşları arasında öne çıkarır. Bunun içindir ki, Safahat ın hemen her dizesinde bir karşılık bulunuyor. Hayatın içinden olmasından kaynaklanan bir durum.
Yol arkadaşları dedik: Babası İpekli Tahir Efendi, Buharalı annesi, aile ortamı onu hazırlayan başlıca nedenler. Fatih ve çevresi de onun ruhunu besleyen önemli mekânlardan. Yazı hayatında Muallim Naci, Şeyh Sadi-i Şirazî ve artık yolunu ve kendini bulmaya başladığı andan itibaren önemli yol arkadaşları oluyor. Eşref Edip, onun yazı hayatında belki de en önemli arkadaşlarından biri. Sıratı Müstakim, Sebilür reşad dergilerinin merkezinde yer alıyor. Yurt içinde nereye giderse gitsin onun yanı başındadır. Sıratı Müstakim vasıtasıyla İslâm coğrafyasında sesi yankılanıyor. Bu nedenle bu daireye giren, etkilenen birçok insan oluyor. Ağaoğlu Ahmed, Yusuf Akçura Türk dünyasındaki uzantılarıdır. Onun etkili sesi, farklı bir üslupları ve ses tonları olsa bile onları da kuşatıyor. Kendisi ise, sanat ve düşünce adına Batı dan Doğu ya önemli isimlerden beslenerek aldıklarını kendine ait kılıyor ve dönüştürüyor. O, modern bir sanatçı olmasına, eserleri ve sesi yeni zamanın dilini içermesine karşın kendine ait bir dil yakalıyor. Eserlerinde başkalarının izi görülmez. Düşüncesinde de böyledir. Üzerinde en çok etkili olduğu söylenen ve düşünülen Muhammed Abduh ve Cemaleddin Efganî nin izlerini bütün bütüne taşımaz. Onun ruh dünyasını besleyen bir bütünlükten söz edilmelidir. Sait Halim Paşa yı da bir o kadar önemser. Mevlâna ve Mesnevi nin onun hayatında önemli bir yeri vardır.
Yetiştirici tarafı onun en önemli özelliği. Hal böyle olunca yetiştirdikleriyle birlikte yürümekten büyük bir mutluluk duyar. Eşref Edip, M. Şemseddin, Ferit Kâm, İzmirli İsmail Hakkı, Köy Hocası Vahit Bey, Ömer Rıza Doğrul, İbrahim Alaeddin Gövsa, Mithak Cemal Küntay, Âsım [bu, Safahat taki Âsım değildir], Binbaşı Ömer Lütfi, Elmalılı Hamdi [Yazır] Efendi, Hasan Basri [Çantay], Ahmed Hamdi [Aksekili], Hikmet Bey, Dr. Adnan [Adıvar] Bey, Münir Bey, Sarıyerli Hilmi Bey, İzzet Paşa, Ahmed Naim, Kâmil Efendi [Hadis tercümesinde önemli bir isim], Şerif Muhyiddin [Mısırlı musıkişinas], Prens Ömer Tosun Paşa, Abbas Halim Paşa, Prens Halim Bey, İmadeddin Bey [Mısır da sık ziyaret ettiği faziletli ve vefakâr bir dostu], Abdülvehhab Azam [Mısır Hılvan da komşusu. Farsça müderrisi, Londra da öğrenim görmüş.], Yozgatlı İhsan Efendi, Ferid Vecdi [Mısır ulemasından], Süleyman Nazif, Köse Asım Efendi, Hafız Şakir Efendi, Mehmed Bey [Mısır da bir talebesi], Emrullah Efendi [dönemin alimlerinden], Abdülhak Hamid, Cenap Şahabettin, Şevket Bey, Ali Fehmi Efendi, Ali Şevki Efendi, Hicrî Hoca, Baytar İbrahim Bey, Baytar Hasan Efendi, Muallim Vahyi, Fatin Hoca, Ahmed Nazım, Ali Rıza Efendi, Osman Pehlivan, Asım Şakir, Baytar Şefik [Neyzen Tevfik in kardeşi], Neyzen Tevfik de ilk dönemde yakını, fakat kendisini içkiye verince Âkif ondan uzaklaşıyor. Şair Enver [Sarıgüzel de komşusu] Muallim Mahir, Abdürreşid İbrahim [Süleymaniye Kürsüsünde konuşturduğu kişi], Bursalı Hafız, Senidin Bey [ilmine güvendiği kişilerden biri], Şeyh Ali Efendi, Hüseyin Kâzım [Kadri] Bey, Hafız Necati, Hafız İdris, Hafız Sadedin, Hafız Âsım, Şeyh Muhammed Rıfat, Fuad Şemsi [Âsım ın ithaf edildiği kişi.] Hastalık döneminde ölüm anına kadar başucundan ayrılmayan, ruhunu teslim ettiği anda Âkif in başı onun dizinde.] Tabii isimler bunlarla sınırlı değil, bunlar ilk aklımıza gelenler.