Medyen Milleti bir kez daha

Abone Ol

Sanki Eykeliler bir kez daha devralmışlar dünyayı. Komşuları Medyen halkı. Bereketli ve geniş araziler ortasında. Geçmişteki kavimlerden çok fazlaları olarak. Yemyeşil çam ormanları. Masmavi deniz sularına daldırıp da bedenlerini. Kumsalın esintisi. Işıltılı taşlar ve berrak kumlar arasında. Yakamozlu gecelerin albenisini atıp da teraziye Yaradan.

Haydi yeryüzüne tatile. Binbir çeşit meyvenin, sebzenin yetiştiği bağ ve bahçelerde dolaşın. Verimli topraklarda altından kıymetli nimetlere gark olun.Üzüm hevenkleriyle evlerinizi süsleyin. Zeytin dallarıyla başlarınıza taçlar örün. Soylu atların devri mi geçti Ne gam, lüks otolarla yolları tüketin. Dağlar aşın. Tepeler geçin.

Ne ki rızıklarınızı depolarken, yoksulu da düşünün diye, uyarı levhaları da bırakmış yeryüzüne Yaradan. Geçmişte Eykelilerin yaptığı gibi; alışverişte hilekârlık, ölçü ve tartıda hırsızlık, yol kesip, kervanları pusuya düşürüp, mallarını gaspedip, insanlara eziyette bulunup, haksızlık etmenin çirkinliğini gelecek kuşaklara kaç kez anlatmış bu levhalarda. Aradan sanki çok asırlar geçmemiş gibi. Allah ı bırakıp putlara kolaycacık tapınmanın yanlışlığını ne çok hatırlatmakta Kur ân. Kulluk eyleminin içli bir gönenim sunacağını. Rable olan sevgi bağlarının insanları kötülüklerden alıkoyacağını. İnancın diriltici iksirini kutlu kitap ne çok tekrarlamıştı.

Öyle ya artık Peygamber gelmeyecekti. Elde Rabbanî kitap, insanlar dosdoğru olacaktı. Hadi bir Şuayb Aleyhisselâm elde olsa çıkıp gelse şu sahile diyorum. Kaç kişi dinleyen bulur acaba. İnsanlara haksızlıkta bulunanların kulaklarını, yüreklerini kaplamış katran karasını söküp çıkarabilir mi, Nebi öğretisi Medyen milleti gibi sahil halkına gidip de Şuayb: "Kimsenin hakkına göz dikmeyin. İnsanlar sizden emin olsunlar" dese kim kendisini düzeltmek için kımıldanır ki "Bakın Allah size ne kadar büyük nimetler bağışladı. Refah içinde yaşıyorsunuz."

Kimbilir nasıl şaşırır Medyen milletinin yeni versiyonu. Korunaklı köşklerinde, lüks konutlarında oturup, sahillere hükümran bir halkın küstahça savunuları vardır: "Mal ve mülkümüzü dilediğimizce kullanmaktan kim alıkoyabilir ki bizi "

Doğru. Kim alıkoyabilir ki

Milyonlarca Şuayb olsa, kim anlatabilir ki; hallerini ve yollarını düzeltmelerinin çok elzem olduğunu. Doğru yola çağrılmak kadar büyük bir hakareti (!) kaldırabilir mi çağdaş Medyen milleti Eykelilikte inat edenler birbirleri ile bunca yarışırken. Tanrının bulunmadığı zindanlar değil, sahiller inşa etmek için ısrar ediyorken...

Bir teşekkürdü oysa, Yaradan ın beklediği. Zira Allah çağdaş Eykelilere çocuklar vermişti. Mal-mülk. Nimetler. Verimli araziler. Bereketli topraklar. Sınırsız bağışlamalarla, bağ ve bahçeler... Sahil sarayları. İrem köşkleri. Şirketler, holdingler onlar için para basıyordu.

Ne hikmetse tarih boyunca hep böyle olmuş, en büyük kibirlenenler zenginler arasından çıkmıştı. Mal ve mülk cazibesine kapılanlar Yaradan a hep kafa tutmuştu. Allah a iman yoksullara kalmıştı. Tıpkı Şuayb Peygamber e inanan mü minlerin yoksul oluşu gibi. Tıpkı Salih in, Nuh un, Hud un ve Lût un milleti gibi yoksullar ve zenginler ayrımı idi bir kez daha. Güçlü ve zenginler bir kez daha Rabbi yok sayıyorlardı. Onun yerine yeni sanemler buluyorlardı. İnfakı unutup, israfta sınır tanımıyorlardı.

İşin şaşırtıcı tarafı, Şuayb bağlıları da bir üzüntü duymuyorlardı artık; yollarını şaşıranlar için. Kimi yerde yoksul mü minlere de bir haller olmuştu. Onlar da ellerine fırsat geçtiği anda korunaklı köşklerine çekilmeye başlamış, halka sırt dönüp; fakirleri unutmaya başlamışlardı.