Medyanın cinayetlerle bağlantısı

Abone Ol

Şark toplumlarında ve bizde dehşet haberleri iyice insanların kafalarına çarpılmakta!

Bir ara Batman’lı kızlar intihar etmekte idi. Bunların haberleri yapıldıkça kızlar intiharı, bir kimlik bildirimi gibi eylemleştirmeyi sürdürdü. Yine köprüde intihar vak’aları çok fazla idi.

Ekonomik şartlardan bunalan köprüye çıkar, başına yığılan polisler ve medya mensupları karşısında söyleyeceklerini söyler, kimine ikna çabaları etkili olur vazgeçer kimi de bunca tv ekibi toplanmışken fiyakalı ölmeyi seçer, kendisini denize bırakırdı.

Akşam haberlerinde milyonlarca kişinin izlediği görüntüler kimilerini fazlasıyla enterese eder, kurbanla, maktulle, katille duygudaşlık kuranlar; kendisine seçtiği rolü çıkıp köprüde oynardı.

Sonra toplumsal kâbus olan kapkaç olaylarını yaşadık doksanlı yıllarda, yolda yürüyen kadının çantasını alıp kaçan, vermeyeni yerlerde sürükleyen çeteler haber oldukça, eylemler arttı.

Ardından bir başka furya, evlere girip eşyaları çalıp bir de evin hanımına tecavüz ettikleri hırsız haberleri birbirini tekrarladı.

Derken kadına şiddet haberleri yetişti, gözleri fıldır fıldır haber arayan medyanın imdadına.

Mizansen hep aynı oldu.

Sokakta tartıştığı eski eşini, ayrıldığı nişanlısını, başkasına dönen kız arkadaşını belinden çıkardığı silahla vuran, sonra da kendi canına kıyan, izleyen de “denemeye değer” olarak yer bulan görüntüler, pek çok ocağın sönmesine neden oldu.

Savcının katledilmesinde de teröristlerin yaptığı propagandaya medya yeterince çanak tuttu, onları bir kahraman miti olarak kafalara kazıdı, zaten terörün istediği tam da bu idi.

Büyükelçi suikastinde de katil, cinayet için yeni takım elbise alıyor, genç yaşına göre rolünü oynarken acemilik göstermemeye çabalıyor. O fotoğrafların hâlâ yayınlanması ile her gün yeni bir cinayet işleniyor, büyükelçi tekrar öldürülüyor, ailesi ve halkı perişan oluyor.

Suikast fotoğraflarının hâlâ medyada arz ı endam etmeye devam etmesi ile pis, kirli bir cinayet düşüncesi kaç gencin kafasına dikte ettirilmeye çalışılmakta.

Terör olaylarına görüntü yasağı getirilmesine medya kıyamet koparmakta, kanlı görüntüleri daha fazla sergileyemediği için tırnaklarını kökünden yemekte.

Elbet savaş fotoğrafları, deprem, şiddet görüntüleri insanları ziyadesi ile etkilemekte, korkunç görüntüler bütün dikkatlerin konuya çekilmesine vesile olmakta.

Fakat bir yandan da insanlar olayın vahametini kanıksamakta, normal görmekte. Tsunami felaketinde yüzlerce ceset denizden toplanırken turistler yanı başında denize girip tatillerine devam etti.

Hrant Dink öldürüldüğünde de her şeyden habersiz okey oynayan beyaz bereli 17 yaşındaki genç fenomen olmuş, kızlar bile ona benzeyebilmek için beyaz bere takmaya başlamışlardı. 

Yapılan katliamın, insanları yok etmenin, bütün insanlığı öldüren caninin; kimi cenahlarda yüceltilmesine yol açmakta.

Medya her seferinde bu olayları büyük bir iştahla haber tezgâhında dokudu, fotoğraflarla nakışladı.

Şiddet olaylarında, suikast ve terör eylemlerindeki artışta, medya bağlantısı; üzerinde durulması gereken ama hep gözardı edilen çok önemli bir konu.