Medya felsefesi

Abone Ol

Gazetecilik muhalefet demektir Gazeteci, muhaliftir Görülmeyeni görür Ayrıntıları, detayları analiz eder" Muhalif derken, kör muhalefeti kastetmiyoruz Detaylarda saklı olanı bulmak açısından, varolanın dışında şeyler arama, olanla yetinmeme hassasiyetini kastediyoruz. Haklı olana, güzel olana, hakkı hukuku savunana, doğruya muhalefet edilmeyeceğini elbette biliyoruz.

İri tirajlı medyamız, kendisini öyle konumlandırsa da, son dönemde muhalif bir tavır göremiyoruz gazetelerimizde ve televizyonlarımızda. Olan biten herşeye rıza üreten bir tavır var medyanın genelinde. Zihinleri çelen, bulandıran, kamuoyunun bir şeylere boyun eğmesini isteyen bir güç muhasebesi bu. Biz muhalifiz, "Böyyük böyyük yazarları" transfer ettik, hükümete muhalefet ediyoruz şeklindeki vaziyeti kurtarmak isteyen, "durumdan vazife çıkarmaya yönelik" görüntülerine bakmayın Bizim anlatmaya çalıştığımız, sadece siyasi duruşla ilgili değil Ülkenin yitip giden değerlerine, ahlak iklimine, kültürel ve sosyal atmosferine ilişkin yaptıkları haberlerde de bir sıradanlık hakim Hep aynı şeyler, hep aynı konular Bıkkınlık veren magazin Bıkkınlık veren, çarşı pazar haberleri

Örneğin, "Böyyük yazarın" kalem salladığı gazete, "Kaç tane milletvekili eşinin başörtüsü taktığı" ile ilgili araştırma ( ) haberini müthiş bir gazetecilik başarısı olarak takdim edebiliyor. Aurası geniş genel yayın yönetmeni de, "Siz zenci psikolojisinden kurtulmadıkça, hiçbir yere varamazsınız" diye sosyolojik analizler yumurtalayabiliyor. Neymiş Başörtülüler kendilerini "zenci" olarak görüyorlarmış Bu psikolojiden kurtulmalıymışlar

Allah... Allah Başörtüsüyle ilgili yasağı kanunlarda olmadığı halde yönetmeliklere dayanarak ortaya koyan, başörtülülere üniversite kapılarında olmadık zulümleri yapan, dünyanın hiçbir ülkesinde varolmayan biçimde ikna odaları inşa edenler, acaba hangi dünyanın insanları Bu psikolojiyi üretenler mi haklı Yoksa, bu psikolojik cenderede toplumda kendisine yer bulabilmek için yıllardır hak arama mücadelesi yapanlar mı İri tirajlı gazetemizin aurası geniş genel yayın yönetmeni muhalefet yapacağım derken, Nasrettin Hoca nın hesabı bindiği dalı kestiğinin farkında bile değil! Zaten, muhalefet ile kastımız da böyle bir şey değil!... Toplumu kendi arzuladıkları bir dünya görüşü etrafında biçimlemek isteyenlerin, kendi çelişkilerini bile izah edemediği bir durum, bir gazetecilik vakıası olarak karşımıza çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci tur oylamasının yapıldığı önceki gece, bir ara Kanal D ekranlarına takıldık. Cümleleri yuvarlamak, kelimeleri yutmak konusunda mahir anchourman Mehmet Ali Birand ın konukları, DSP nin Cumhurbaşkanı Adayı Tayfun İçli ve CHP Milletvekili Kemal Anadol. Gazeteciliği, televizyonculuğu herkesçe övgüye mazhar ( ) bulunan Birand ın, Tayfun İçli ye sorduğu ilk soru, "Siz, DSP olarak meclise girerek, sizi meclise taşıyan CHP ye ihanet etmiş olmadınız mı " Bu mu büyük gazetecilik Milletvekilleri neredeyse birbirlerini yiyeceklerdi!

Muhaliflik, ortalık karıştırma uzmanlığı değil ki! Muhalif gazetecilik, çaçaron mahalle tipleri gibi, kavga iklimi oluşturmaya çalışmak değil ki!