Medeniyet tasavvuru

Abone Ol

Medeniyet nedir Konforizm bataklığında debelenebilmek hürriyeti mi Girdiğiniz süpermarkette, dünyanın dört bir yanından gelmiş paket paket gıdaları poşetlere doldurmak, buzdolabınıza tıkıştırmak, evinizde keyif çatabilmek, paranızın saltanatını sürebilmek özgürlüğü mü Altınızda bir araba, garajınızda bir araba bulunabilmesi mi Teknolojinin nimetlerinden yararlanmak, internete bir tıkla iş bitirebilme boyutu mu Medeniyet tasavvuru böyle bir şey değil!... Bu sebeple Mehmet Akif, "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" diyor.

Refah payının yükselmesi, konforizm teknolojinin getirdiği kolaylıklardan başka bir şey değil. Medeniyet, rahatlık değil kısacası. Medeniyet, toplumun tüm kesimleriyle, tabanından tavanına herkese "mutluluk ve saadet" sağlayan bambaşka bir dünya boyutunun adıdır. Osmanlı, medeniyetiyle tarihe damga vurmuş bir cihan imparatorluğudur. Gazetemizin İstanbul ilavesine dosya hazırlamak üzere iki haftadır Vakıflar konusunu araştırıyorum, röportajlar yapıyorum. Yardımlaşmanın, paylaşmanın, tasadduk etmenin doruğa çıktığı Osmanlı da Vakıfların el atmadığı konu kalmamış. Hamalların dinlenme taşları için vakıf Böyle bir şeyi tasavvur edebiliyor musunuz Sokaklarda kimsenin kimsenin suratına bakmadığı, komşunun komşusundan haberdar olmadığı, birileri eşek sudan gelinceye kadar sizi dövse, yanıbaşınızdan geçen insanın oralı olmadığı bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız artık. Oysa, Osmanlı da hamallar yüklerini rahatça kaldırsınlar, istirahat etsinler, işlerini kolayca yapabilsinler diye, "dinlenme taşları vakıfları" varmış. Göçmen kuşlar için su yalakları, fakir fukaralar için sadaka taşları, oyuncağı olmayan çocuklar için oyuncak vakıfları varmış bizim medeniyetimizde. Herkesin birbirine saygılı olduğu, ihtiyacı olanın ihtiyaçlarının giderilmesi için millet birbiriyle yarışıyormuş. Bugün, bırakın çocuklar için oyuncak vakıflarını, minicik çocukların ırzına tasallut eden bir nesil var karşımızda. Bırakın göçmen kuşlar için su yalaklarını, sadece kendi reklamları yapılsın diye sokaklarda sağa sola saldıran hayvansever diye geçinenlerin göstermelik icraatları var karşımızda.

Zaman zaman televizyonlarımızda şöhretli isimlerin sunduğu "Baba Beni Okula Gönder", "Dede Beni Dersaneye Gönder" türünde, genelde imkanı olmayan illerin sadece kız öğrencilerine yönelik kampanyalar yapılır Birileri bu programları arar, birileri bu programlara SMS gönderir Paralar toplanır, yardıma muhtaç kız öğrencilere aktarılır Milli Gelir in yüzde 80 ini iç eden, zengin mi zengin çağdaş Karun larımız bir Japon restaurantında bir suşi için milyonlarca lirayı öderken, Paris-Londra hattında zevk gezileri yaparken, bu programlarda toplanan paraların miktarı, insanı acı acı gülümsetmekten başka bir işe yaramaz. İnsanlarımızın içindeki "vicdan" duygusu yokolmuştur sanki. Kapitalizm ruhları esir almıştır. Para putlaştırılmıştır Medeniyet tasavvuru yokolmuştur. Çünkü, insanın içindeki vicdanı besleyen ahlak, özellikle İslam ahlakı törpülenmiştir

Not: Yıllık iznimi kullanmak için tüm okuyucularımızdan izin istiyorum. Allah a (c.c) emanet olunuz. (N.O.)