Meclis üyelerine Kur?an-ı Kerim dersi

Abone Ol

1986 yılında Turgut Özal Başbakanken alınan bir kararla

Topkapı Sarayının Mukaddes Emanetler bölümünde 24 saat Kur an okunmasına karar

verildi ve hâlâ devam ediyor.

O günlerde Altınoluk Dergisi benimle yaptığı röportajda:

Hırka-i Saadet dairesinde Yavuz Sultan Selim in

başlattığı Kur an hatmi için ne dersiniz sorusuna ben:

Kur an-ı Kerim insanlar için inmiştir.

Dört duvara okunmak için inmemiştir.

Yavuz bunu başlattığında Topkapı Sarayı hem köşktü, hem

de yasama ve yürütmenin merkezi idi.

Padişah, vezirler, komutanlar ve sarayda görevli olanlar

istedikleri zaman Kur an dinliyorlardı ve Kur an okuyan kırk kişinin birincisi

Yavuz du.

Şimdi aynı gelenek devam ettirilmek isteniyorsa

Ankara da Meclis te başlatılmalıdır. Birinci cüzü en üst düzeyde olan okumalı

sonra yetki sırasına göre diğer cüzler okunmalı.

Diğerleri de istedikleri zaman Kur an-ı Kerim dinleyerek

hayatlarına hayat, bilgilerine bilgi katmalıdırlar. demiştim.

Hırka-i Saadet bölümünde Kur an okuyanların hepsi

manasını da biliyorlardı.

Bugünkü Büyük Millet Meclisi nin sayısı kadar yönetici

insan o çevrede yaşıyor, 24 saat ülkenin ve dünyanın her tarafından

gelip-gidenler orada Kur an dinleme fırsatı buluyorlardı.

Teşbihte hata olmaz diye bir deyimimiz vardır. Bugün

karşılığını görmek istersek Anayasa Mahkemesi, Yargıtay üyeler gibi makamlarda

olanlar 24 saat ülkede yürürlüğe giren kanun, yönetmelik, Bakanlar kurulu

kararlarının uygun olup olmadığını denetlemek için Anayasa ve kanun maddelerini

okumaları gibi bir şeydi.

1986 yılından beri Allah ın melekleri ile Topkapı nın

direklerine Kur an okunmaya devam edildiği halde hiç bir şahıs, kurum veya

kuruldan şikâyet gelmemiştir.

Ama Haftada bir gün veya iki gün Diyanet İşleri Başkanı

Meclise gelecek ve 550 milletvekiline Kur an-ı Kerim i anlatacak diye bir

karar alınsa ilk önce Amerikan Büyükelçisinden tepki gelir ve onun üzerine

cılız cılız sesler yükselmeye başlar.

Internet sitelerinde bir Türk vatandaşı tarifi dolaşıyor.       

Türk vatandaşı, İsviçre kanunlarına göre evlenen, İtalyan

ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemeleri usulüne göre

yargılanan, İslam Hukukuna göre mezara defnedilen kişidir diye yazılmış ki

doğrudur.

İslam Hukukunun cenaze işlerinde tatbik edilmesine

kimsenin itirazı olmadığı gibi, 1967 yılında Tanrıyı da İnsanlar yarattı

diyen Yargıtay Başkanı İmran Öktem, 1969 yılı Mayıs ayının birinde öldüğünde

cenazesini kıldırmayan imamla birçok cemaat de karakolluk olmuşlardı.

Resmi olarak mezarlıklar müdürlüğü, cenaze imamlığı,

hastane hocalığı kadrolarıyla yukardaki tarifi gönüllü kabul etmiş ve devam

eden kapitalist düzene dayanak olmaya kararlı olduğumuzu ispat etmiş oluyoruz.

Biz, bu tarife göre hareket etmekten memnun olduğumuzdan

Amerika nın, Rusya nın, hatta Yunanistan ın, ülkemiz üzerinde yaptığı

hesaplarda 150 bine yakın görevlisi olan Diyanet İşlerinin hiç bir yeri yoktur.

Askerinden, polisinden, üniversitesinden, tüccarından,

sanayicisinden, işçisinden, işvereninden... her Müslüman İslam ın bütün emir ve

yasaklarına uyarak ahlakını güzelleştirmek ve her anını İslam a göre yaşamakla

görevlidir.

Dünyanın üstü olduğu gibi bir de altı vardır ve sonu

gelmez senelerde orada kalınacaktır. Ona göre.