Meclis Bu Milletin Onurudur

Abone Ol

Türkiye anayasa değişikliği sürecini sağlıklı bir zeminde tartışamıyor. Gündemi doğru bir bakış ve anlayışla değerlendiremiyor. Geleceğimizi doğrudan etkileyecek olan bu başlıklar kamplaşma hastalığına kurban ediliyor. Sorunları çözün diye meclise gönderdiğimiz vekiller, birbirlerinin ruh sağlıklarına verdikleri zararların ötesinde, bedensel bütünlüklerini de tehdit eder bir noktaya geldiler.  Gördüklerimizin bir akıl tutulması olduğu çok açık. Tayvan, Ukrayna, Gürcistan gibi parlamentolarda yaşanan kavgaların görüntülerini izlerken, bize çok da yakın gelmeyen bu manzaraların belki daha da fazlasını “milli iradenin tecelligahı” olarak nitelendirdiğimiz kendi meclisimizde görüyor olmak, bizi derin üzüntülere sevkediyor. Sokak kavgalarında bile konuşulması mümkün olmayan ifadelerin, Kurtuluş Savaşı vermiş gazi bir mecliste ortalığa saçılması bizlere acı üstüne acı veriyor.

Hani bugünün sihirli kelimesi istikrar ya, hani yapılan her şeye istikrar için katlanıldığı söyleniyor ya, ben bu görüntülerden ve tartışmalardan ancak kavgada, cinnette, ayrıştırmada, kamplaşmada hedeflenen istikrarı anlıyorum. 15 Temmuz gibi bir musibetin dahi nasihate dönüşmediğini üzülerek görüyorum. Bu manzaranın sonunun toplumsal yarılmaya çıkmasından korkuyorum. Fay hatlarının harekete geçirilmesinden endişe ediyorum. Bazı fitne merkezleri için uygun zemin oluşturulduğunu kaygıyla müşahede ediyorum.

Soruyorum Allah aşkına! Bu bize yaşatılanlar, bu millete reva görülenler en basit tabiriyle sorumsuzluk örneği değilse nedir?

Çatladıkapı semti sakinlerinin dahi birbirine edemeyeceği lafların mecliste vekillerin birbirine söyleyebilmesini anlayamıyorum.  Kalitenin, adabın, usulün, empatinin, nezaketin, saygının, tahammülün ayaklar altına alındığına şahit olmaktan milletimizin geleceği adına üzülüyorum.

Sorun anayasa tartışmalarında ne iktidar partisinin ifade ettiği gibi hayat-memat meselesi, ne de CHP’nin söylediği gibi rejimi korumak adına ölüm-kalım savaşıdır.

Sorun bu ülkede düşünememe sonucu akılların kiraya verilmesi sorunudur. 

Sorun insanların birbirini dinlemedikleri için konuşamamasından kaynaklanıyor. 

Sorun makamları kalıcı zannedenlerde ve verilen emanetin kıymetini bilmeyenlerdedir.

Sorun hangi partiden olursa olsun, millet dışında odaklara minnet duyanlardadır.

Ben Türkiye’nin çözülemeyecek meselesinin olmadığına inananlardanım. 

Bütün bunların hepsi gelip geçecek. Kıyamete kadar baki kalacak olan bu devlet ve bu millettir. Bugün bu manzaraları bize yaşatanlar ise sadece fetret döneminin failleri olarak hatırlanacaklar.