Mecelle Heyeti

Abone Ol

Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında 15 hukukçu, heyette görev yapmıştır. Bunların isimleri ve görev aldıkları kitaplar şu şekildedir.

FİLİBELİ HALİL EFENDİ, 1,2,5-8.kitaplar

SEYFEDDİN İSMAİL EFENDİ,

1-8, 10-16.kitaplar

ŞİRVANİZADE AHMET HULUSİ EFENDİ, 1-5,9-16.kitaplar

AHMET HİLMİ EFENDİ, (Bütün kitaplar)

BAĞDATLI MUHAMMED EMİN EFENDİ, 1-4.kitaplar

İBN ÂBİDİNZÂDE ÂLAUDDİN EFENDİ, 1-5.kitaplar

GERDANKIRAN ÖMER HULUSİ EFENDİ, 5-8.kitaplar

KARA HALİL EFENDİ, 7-16.kitaplar

İSA RUHİ EFENDİ, Yalnızca 5.kitap

YUNUS VEHBİ EFENDİ, 5-8.kitaplar

ABDÜLLATİF ŞÜKRİ EFENDİ, 6-8.kitaplar

AHMET HÂLİD EFENDİ, 6-16.kitaplar

KARİNABADLI ÖMER HİLMİ EFENDİ,13-16.kitaplar

ABDÜSSETTAR EFENDİ, 14-16.kitaplar.

Mecellenin tedvinindeki üstün gayretlerinden ötürü, Ahmet Cevdet Paşa her ne kadar Mecelle’nin müellifi olarak bilinse de gerçekte Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye Ahmet Cevdet Paşa’nın te’lif eseri olmayıp, onun öncülüğündeki heyetin müşterek faaliyetinin semeresidir.

Bu “kahraman fâkihler” zor zamanda ve kısa sürede (sekiz sene) Mecelle gibi “şaheseri” meydana getirmişler ve isimlerini altın harflerle tarihe yazdırmışlardır.

“Zor zaman” dememizdeki maksadımız; yoğun bir batı hayranlığının hüküm sürdüğü bir dönemde, İslam hukukuna ve onun kanunlaşmasına gösterdikleri özveri ve gayret, gerçekten takdire şâyândır.

Mecelle; Sultan Abdülaziz tarafından hazırlanmaya başlanmış (1868), II. Abdülhamid zamanında bitirilmiştir (1876).

Şunu da belirtmek isteriz ki Mecelle’nin en önemli özelliği Hanefi Mezhebi’ni esas almasıdır. Tabi bu durum, eleştiri konusu olsa da, bunun gerekçesini Hanefi Mezhebi’nin hükümleri, kazuistik yani meseleci bir üslupla ele almasında aramamız gerekir. Ya da o dönem Anadolu’da çoğunlukla Hanefî nüfusun yoğunluğunu düşündüğümüzde; Hanefi mezhebinin fıkıh ekolleri arasında en gelişmiş ve en fazla doktrin zenginliğine sahip olması, mezhep içinde hemen her konuda farklı görüşlerin varlığını da beraberinde getirmesi gibi sebepler yüzünden Hanefi Mezhebi tercih edilmiş olabilir. Haddi zatında bütün mezheplerden istifade edilmesi gerektiği, izahtan varestedir. Diğer mezheplerden istifade edilip, Malikî, Şafiî ve Hanbelî görüşlerine de yer verilmiştir. Ta’dil komisyonları kurulup, pürüzler giderilmiştir. Hanefî Mezhebi’nin görüşleri Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve İmam Muhammed olarak sınırlandırılmıştır. Hatta Ahmet Cevdet Paşa, bir defasında, kendisi de Hanefi imamlarından olan, İmam Züfer’in görüşünü (Havale, 692) tercih ettiği için, heyet başkanlığından Sadrazamlık tarafından (Bab-ıâli) kısa süreyle azledilmiştir.

KÜLLİ KAİDE

MADDE 3:

‘UKÛDDA İTİBAR MAKÂSID VE ME’ÂNİYEDİR, ELFÂZ VE MEBÂNİYE DEĞİLDİR

Yani şer’i akitlerde (bey’, icare, havale vb.) itibar; akdin maksat ve meramınadır. Akdin kuruluşu için telaffuz ettiği elfâza değildir.

Mecelle’nin 3.külli kaidesi, hukukta şekilden ziyade, özün ve gerçek iradenin esas alınması gerektiğini ifade eder. Bir işlemin hukuki niteliği belirlenirken, tarafların kullandıkları kelimelere değil, gerçekte neyi amaçladıklarına bakılır.

Bu nedenle: Geri alma şartıyla yapılan bir satış, görünüşte “satış” olsa bile gerçekte bir alacağı teminat altına alma amacı taşıyorsa, satış değil, rehin hükümlerine tabi olur.

Mesela, ölüm döşeğindeki bir kişinin “malımı falancaya hibe ettim” demesi, gerçekte ölümden sonrası için tasarruf amacı taşıdığından “vasiyet” olarak değerlendirilir.

Yine, ev sahibinin misafirine nezaketen “evim senindir” demesi de hukuken bağışlama sayılmaz; burada amaç, misafire değer vermektir. Bu söz halk arasında, “Evimde kendi evin gibi rahat et!” manasında kullanılması adet olmuştur. Üstelik “Evim senindir” sözü, “Hibe ettim”, ”Hediye ettim” gibi bir icap değil, bir şeyi yalandan hikâye veya ikrar etmektir. Hibe, ancak kabz ile tamam olacağından, “Evim senindir” diyen ev sahibinin, evi teslim etmemesinden de niyetinin hibe olmadığı anlaşılır. Ama şaka olarak, “Evimi sana hibe ettim” deyip teslim etse ve karşı taraf da kabul eylese, hibe muteberdir.[1]

[1] Şimşirgil, A., & Ekinci, E. B. (2018). Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul.