Allah insanı yarattı… Topluluklar halinde hayatlarını idame ettirmeleri için donattı, özellikler kattı. Her şeyi zıddıyla var etti.
İnsanlar, baksınlar, ders alsınlar, öğrensinler ve iyilikleri, güzellikleri ve insani hasletleri çoğaltsınlar diye öğütte bulundu.
İnsanoğlu, bazen gözünü kör, kulağını sağır etti… Adaletten, merhametten ve insanlıktan uzaklaştı. Sapkınlığa düştü.
Kitaplar, peygamberler gönderdi yüce Allah… İnsanlar yeniden hidayet yolunu bulsunlar, birbirlerine zulüm etmesinler, köleliğe, azaplığa son versinler diye.
Ayak diredi, kötülükte, zulümde ısrar etti güç sahipleri… Zayıflar ezildi, hükmedenler, elinde silah tutanlar keyiflerince davrandılar, hayat yaşanmaz kıldılar.
Bu manzara hep devam etti asırlarca.
Kötülerle iyiler hep karşı karşıya geldi… Mücadele devam etti.
Bugün… Yeryüzünde, hükümran devletler, zayıf toplulukları kendi çıkarları için kullanmaya, ezmeye devam ediyor… Sömürmek, onların kârı oldu.
Evrensel insan hakları… Kişi hak ve hukukun dokunulmazlığı… Hürriyetler, özgürlük kutsamaları, bu zalim devletler için hiç mana ifade etmedi.
Kendi insanını özel ve farklı yaratılmış olarak gören bu zalim anlayış, başka milletlerin insanlarını hayvan yerine bile koymaya tenezzül etmemektedir.
Bugün, yeryüzündeki en büyük problem, hâkim güçlerin, kendi koydukları kural ve kaidelerin bütün insanlığın yararına olmamasıdır. Sadece kendilerini ve kendi istikballerini düşünerek hareket ediyorlar.
Zalimce, hoyratça inanlığa muamele ediyorlar, bir avuç mutlu azınlığın, bütün insanlığa tahakküm etmesine yol açıyorlar.
Bu düzen… Bu insanlık dışı düzen devam edemez.
Mazlumların ayağa kalkması, bu vahşi sisteme karşı gelmesi kaçınılmaz.
İnsanların, dilinden, renginden, fakirliğinden ve yoksulluğundan ve güçsüzlüğünden ötürü dışlanmadığı, zulüm görmediği bir düzen gereklidir…
Eğer, bu çaba bugün verilmez ise, yarın bir gün, dünya yaşanmaz hale gelecektir.
Suriye bakın… Libya’ya bakın… Mısır, Irak, Afganistan… Yemen… Daha nice nice topluluklar, bu zalim sistemin kurbanlarıdırlar.
Amiyane tabirle ve halkın ifadesiyle, arkası olmayanlar… Zayıf bırakılmış topluluklar, güçlülere yem olarak sunuluyor… Mazlumların bu hakikati bilmesi ve ayağa kalkması icap ediyor.
Daha yaşanılır bir dünya için… Adaletli bir hayat için… İnsan olmanın onur ve gururuyla bir geleceğe kavuşmak için mazlumlar… Ezilenler… Horlananlar… İnsan yerine konmayanlar… Ülkesi ve ruhu işgal edilenler ayağa kalkın…
Önce kendinizi değiştirin… Sona çevrenizi... Şehrinizi, ülkenizi ve bütün dünyayı, Allah’ın razı olacağı şekilde değiştirmeye çaba harcayın…
Bu çabanın hem bu dünyada hem ahirette karşılığı vardır.