Mazereti olmayan Peygamber

Abone Ol

Tarihin ve insanların en doğru habercileri ve tanıkları: Peygamberlerdir. Her insanın haberi tartışmaya açıktır. Kabul ve reddi mümkündür. Ancak tartışılmayan/tartışılamayacak olan kimseler ise peygamberler ve onların haberleridir. Gönderilen peygamberlerin sayısını ancak Allah (cc) bilir, bize bildirdiklerinden başka. İşte onlardan biri: İbrahim (as)

Semavi inanç mensupları İbrahim’e sahip çıkarlar, yani; Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanlar. Başka bir peygamber etrafında konsensüs sağlanmaz. Yahudiler İsa’yı, Yahudi ve Hıristiyanlar son nebiyi (sav) peygamber kabul etmezler. Ama İbrahim’i herkes kabul eder. Son yüzyılda bir proje olarak geliştirilen dinler bahçesi! Onun adına oluşturulur. Fakat Allah (cc) İbrahim’in mümin/Müslüman olduğunu asla müşriklerden olmadığını kesin bir dille Kur’an’da ifade eder.

İsmail’in babası ve Hacer’in eşi; İbrahim’in hayat standardı bize benzer. O sultan /hükümdar bir peygamber değildir. Varoşlarda doğmuştur. Bir nebiden/müderristen özel ders almamıştır. Allah’ı aklı ile bulmuştur. Sonra Cebrail ile tanışmıştır. Yoksul bir hayat yaşar. Gözü karadır ve korkusuzdur. Babası da olsa hakkı söylemekten kaçınmaz. İnancını bedel ödeyerek ayakta tutmasını bilir. İnancı uğruna sürgüne gönderilmiştir.   

Bazı peygamberlerde mazeret, öfke ve yenilgiyi kabul söz konusudur. Ama İbrahim’de asla. Mazereti olmayan, kullukta, itaatte ve davette mazeretin arkasına sığınmayan bir resul: İbrahim (as). Rabbi ile olan ilişkilerinde ne ve niçin soruları yok. Karşılaştığı engelleri edep ile aşan ve “yardımın ne zaman” diye talebi de yok. Narında hoş lütfünde hoş sevdası ile yüklüdür.

İsyanın kadim adı: Nemrut. Zulmün zirvesindeki isim: Nemrut. İbrahim’in tevhidi çağrısına isyanın her türlüsünü yüklenerek cevap veren ve iktidarını kayıp etmemek için; anne karnında bile potansiyel muhalif kabul etmeyen ve öldüren adam: Nemrut. Tarihe ve hafızaya kazınsın çağlar üstü korku salsın diye, yalnızca tek bir insanı dev ateşe atan zalim: Nemrut.

Direnişin öncüsü İbrahim; işte İbrahim ateşe atılma kararını duyunca korkuya kapılmadı. Bacakları da titremedi. Azgın kraldan özürde dilemedi. Beni yanlış anladınız demedi. İnancını (takiyye) gizlemedi. İbadetlerini terk etmedi. Rabbine karşı hiçbir mazeret ileri sürmedi. Yüce değerler için pahalı bedeller ödeneceğinin farkındaydı; ödedi mazeretsiz.

Yüz yıl sonra kavuştuğu İsmail’ini yabani güllerin bile açmaktan korktuğu sonradan adı Mekke olacak kimsesiz bir çöle bıraktı. Çünkü Rabbi Hacer’ini ve oğlunu çöle koy demişti, koydu. Hacer de İbrahim’e sordu “bizi buraya bırakıp nereye gidiyorsun”. İbrahim cevap vermedi. Hacer “yoksa Allah mı” dedi. İbrahim “evet” dedi. “Öyleyse O bize yeter,” dedi Hacer. Yine mazeret yoktu ve itaat halinde idi İbrahim.

İsmail koşma çağına gelmişti. Babası bir rüya gördü. Oğlunu boğazla diye. Cebrail uyanıkken bu emri getirmemişti. Rabbi ile sözlü konuşmamıştı. Bu bir rüya idi. Rüya ile amel edilir mi kesemem demedi: İbrahim. Mazeret sunmadı Allah’a (cc). İstenileni yaptı. Ama yapmasına izin vermedi onu yaratan. Bir koçla ödüllendirildi hem de göklerden gelen.

Kullukta mazeret olmazdı. İbadeti yerine getirmekte mazeret olmazdı. İyi bir Müslüman olmakta mazeret olmazdı. Hz. İbrahim “en güzel örnekti”. O mazereti olmayan bir peygamberdi.   

“Üsve-i Hasene”dir O, son nebi (sav) gibi en güzel örnek.