Raporda anti-personel kara mayınlarının topyekün yasaklanması girişimlerinin, 1996 yılında, başta Kanada, Avusturya ve Almanya olmak üzere bir çok ülkenin ve sivil toplum örgütlerinin girişimleri sonucunda başlatıldığı ve sürecenin "Ottawa süreci" olarak adlandırıldığı anlatıldı.
Türkiye‘nin, Ottawa Sözleşmesi‘ne göre, 1 Mart 2008 tarihine kadar depolarında bulunan mayınları imha etmesi, 1 Mart 2014 tarihine kadar da topraklarında döşeli mayınları imha etmesi gerekiyor. 1998 yılında mayınlama faaliyetlerini durduran ve temizleme çalışmalarına başlayan Türkiye, anti-personel kara mayınların üretim, satış ve transferini yasaklayan 3 yıllık ulusal moratoryum (erteletim) ilan ettikten sonra, moratoryumu 2002‘den itibaren süresiz uzattı.
Ottowa Sözleşmesi
Anti-Personel mayınlarının kullanılması, üretimi, stoklanması ve transferinin topyekün yasaklanmasını ve imha edilmesini öngören ve çok kısa bir sürede evrensel bir nitelik kazanan Ottawa Sözleşmesi hükümlerine göre, sadece mayın tespit, temizleme ve imha tekniklerinin geliştirilmesi ve eğitim maksatları için belirli bir miktar mayın bulundurmasına ve transferine izin veriliyor.
"Türkiye, katkı sağlamaktadır"
TBMM Araştırma Merkezinin hazırladığı raporda konuşla ilgili şu görüşlere yer verildi: "Türkiye, dünyanın çeşitli bölgelerinde devam etmekte olan insani amaçlı küresel mayın temizleme faaliyetlerine önem vermekte; barış için ortaklık ve ikili anlaşmalar çerçevesinde mayın temizleme kursları vermekte ve dünyanın çeşitli bölgelerinde yürütülen mayın temizleme faaliyetlerine personel ve maddi katkının yanı sıra mali yardım sağlamaktadır. Türkiye, Ottawa Sözleşmesi hükümleri gereğince, depolarındaki anti-personel mayınlarını 1 Mart 2008 tarihine kadar imha edecek, arazide döşeli olanları ise 01 Mart 2014 tarihine kadar temizleyecektir."