Meclis’in iki adet kadrolu bomba uzmanı köpeği var. Parti grup ve diğer salonlarda bomba arıyorlar. Gruplara ilaveten bu Salı, 4 bakanın Yüce Divan oylaması vardı. Tansiyon yükseltmişti yani. Bombacı Max de bu heyecana dayanamadı! Hastalandı. Hemen ikinci köpek devreye sokuldu.
Köpek deyip geçmeyin. Onlar için Meclis kampusu içinde özel yerler yapıldı. Hatta, banyo için sıcak su tesisatı bile çekildi. Dokunulmazlar! İki korumaları, eğitimcileri bile var! Max ve arkadaşı aslında Meclis “personeli”. Ama asgari ücret maaşları bile yok. Karın tokluğuna çalışıyorlar. Hizmetleri vatan, millet, devletlular için…
FOTOĞRAFIN GÜCÜ: ÇOK KISKANDIM
Çok şey anlatan bu fotoğraf, 21 Ocak gece yarısı Meclis Genel Kurulunda çekildi. Gizli Kabine, Eski Kabine, Sarayın fire hesabı, imrenmenin, kıskançlığın böylesi… Ömür boyu yalnızlığa mahkûmiyetin başlangıcı… Daha bir çok yorumu, bilgiyi, manayı Foto Muhabiri Mustafa Kirazlı tek kareye sığdırmayı başarmış.Çünkü;
***Saray Ağasının fire hesabı var bu fotoda...
***Yangında ilk kurtarılacak ile, son kurtarılacak var!
***Yargılanmaktan kurtulurken bile kıskanma duygusu var!
*** “Bir ömür yalnızlığı, neden bana reva gördüler ” nakaratı var!
*** “Bakara beni fena çarptı” var…
*** “Ah Partim, vah Grubum, niye bana sahip çıkmadınız, O’nun kadar” var!
***Rüşvet, makara’ya dolandı var...
*** “Kurtarılması” talimatına; “Bıçak sırtı destekle”, Saraya verilen bir mesaj var!
***Sırtını bi yerlere yaslayıp, vekil iplememenin, enaniyet ve nobranlığın sonu var…
*** Buruk sevinç, kutlama, tebrik, takdir başarı için olur. Oysa Yüce Divan’dan yırtıp, Mahkeme-i Kübra’ya kalan bir hesap var bu karede… Kalan subjektif yorumlarda sizin olsun! Fotoğrafın gücü işte…
Bir “tek adam” mukayesesi
Şunun şurasında genel seçimlere 4 ay kaldı. Meclis’te en fazla üyeye sahip İktidar partisinde de en az 48 vekil çizilecek ya! 12 yıl vekillikten emekli edilecek 68 isimden boşalacak koltuklar… Milletvekili aday borsasını hareketlendirmiş bulunuyor. CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, partisinden istifa etti. Koskoca Merkez Parti Meclis’te temsil edilmesin mi 1984’ten beri, 91’deki Genel Seçim olmak üzere hemen her yerel seçimin paso adayı İ.Melih Gökçek’de, oğlu Osman için Ak Parti’ye bastırıyormuş. “Ya ben ya oğlum” diyormuş. Kıratlı üç Hükümetin Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu da, Diyarbakır TSO Eski Başkanı ve TOBB’un genç yöneticilerinden Yeğen Galip Ensarioğlu’na rakip. Ak Parti’den adaylığını ilan etti bile.
Ancak iktidar partisinde adayların kafası biraz karışık. Adaylığı garantiye almak için, Saraya mı, Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na mı gidecekler belli değil! Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, geçtiğimiz günlerde 2015 seçimlerine lidersiz gireceklerini söyleyerek hem bir gafa, hem de bir gerçeğe imza attı. “Bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan çalıştı, biz oyları aldık.” deyiverdi. Muhalefet boşuna “Tek adam”, “Her şeye müdahale” diye yakınmasın! Bir partinin başkan ve vekilleri, liderleri için, “O çalışıyor, biz seçiliyoruz” diye düşünürse, tarafsız Cumhurbaşkanı da her şeye müdahil olur. “Listeler, atamalar bana ait” der. Ortak Akıl, Tek Akıl olur!
TEK BAŞINA ORDU!
Gerçi Bu ülke ve bizler de; adeta “Tek Başına Bir Ordu” neymiş fiilen yaşadık, gördük. Tam bir ömür “Canı ve malıyla cihad ederek” dillere destan bir mücadele ile bir Milleti, bir Davayı ve Türkiye’yi sırtlamış bir “Kahraman” gördük ama, O hep “Siz yaptınız” dedi. Asla “Ben” demedi. “Fas’tan Endonezya’ya D-8 İslam Hilal’ini de siz kurdunuz” dedi. Her ne kadar bizler, Malazgirt’te İnanışın şahlanışını yaşamamış! Sultan Fatih gibi atımızı denize sürmemiş, Kanunimizi Tuna boylarındaki şanlı ordularıyla Avrupa içlerine yürüyerek değil, Muhteşem Yüzyıllardan tanımış, Kıbrıs’ta düşman tahkimatının içinden geçmemiş olsak da… O hep, kendisi çalıştı, yaptı, yakıştırdı ama takipçilerini de onore edip “Sizin eseriniz” dedi. Bu ülkenin evlatları insanlık için marifet göstersin diye iltifat etti hep! Evet sütte beyaz, kireç suyu da! Ne ki; O başkaaa, Bu başka!
HACI LEYLEK
Yüce Divan görüşmelerinde muhalefet vekilleri manalı, esaslı konuşmalar yaptı. İktidar Vekilleri ise adeta sus pustu. Dört Bakan, kendileri çıkıp konuşamadılar bile. Oysa Millet onları merak ediyordu. Ne ki Başbakanları bile Meclise gelmedi. Dört Bakan’ın yaptıklarına sahip çıkmadı. Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü Yüce Divan’a gerek yok” dediği Raporlarını savunmadı. Yardımcıları teknik, hukuki konuşmalarla yetindiler.
Muhalefet ise; lideriyle, vekiliyle Meclis’e çıkarma yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş, hele Devlet Bahçeli başından sonuna Grubunun başından ayrılmadı. Kürsüye çıkan muhalefet sözcüleri ayet ve hadislerle Genel Kurula hitap etti. CHP ve MHP sözcülerini dinlerken, kendimizi Diyanet’in vaizlerinin önünde hissettik adeta.
Yılancı leyleğe 48 sapan taşı!
CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ise, çocukluğundaki “Hacı Leylek”ten bahsederek, tebrik alan farklı bir konuşma yaptı. “Çocukken, 8-9 yaşlarında sapanla kuş avladığımız dönemde leyleklere taş attığımızda büyüklerimiz bizi döverlerdi, ‘Bunlar mübarek hayvan.’ derlerdi, anlayamazdık. ‘Leylekler Mekke’yi, Medine’yi görmüş hayvanlardır. Kâbe’nin üstünden geçerler, onun için mübarek.’ derlerdi.” diye söze girdi Aldan. Yıllar sonra, belgesellerde “Anladık ki” dedi Aldan, “Leylek kuru iklimlerin leyleği değil, öyle hiç Kâbe’nin üstünden falan geçmiyor ve şunu da anladık ki leylek öyle mübarek hayvan vasfını hak edecek bir şekilde yiyecek de yemiyor” dedi. Ve taşı gediğine koydu: “Ey yüce milletim! Leylek, hacı leylek değil; leylek, çıyan yiyor, kurbağa yiyor.”
Leylekleri sapanla, pardon oylarla vurun dedi Aldan ama, “Dört leyleğin ‘Hacı’ olduğuna” bir kere inanmışlardı elleri sapanlı çocuklar! N’apsınlar! Yılan yiyen leyleklerin, Haziran’da başlarına neler açabileceklerini göremiyorlardı! 48 sapan taşı da yetmemişti leylekleri düşürmeye!