“Masonlar Bana ‘Git’ Diyor!”

Abone Ol

Tarih: Yaklaşık, 30-33 yıl önceydi... 1990’lı yılların başı…

Yer: Ankara, Yükseliş Koleji.

Konu: Refah Partisi Genel Merkezi’nin bir önemli organizasyonu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da bu toplantıya davetlidir.

Denktaş, Refah Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile görüşme esnasında Erbakan Hoca’mıza hitaben, “İslam ülkeleri bizim KKTC’mizi devlet olarak neden tanımıyor?” diye soruyor!

Erbakan Hoca’mız, Rauf Denktaş’ın bu çıkışına yönelik şu cümleyi kullanıyor;

“Rauf Bey, sen kendini tanıyor musun ki! Amerika çağırıyor, İngiltere çağırıyor koşa koşa gidiyorsun! Sen Rauf Bey, Devlet Başkanısın! Her çağrılan yere gidilmez, gitmemelisin! Onlar senin ayağına gelsin!”

Rauf Denktaş, “Hocam, bende gitmek istemiyorum ama Ankara’daki iktidar olan Masonlar bana git diyor, onlar beni gönderiyor!”

Erbakan Hoca’mız da bu cümlelere yönelik, “Dayan ve diren Rauf Bey! Çoğu gitti azı kaldı!” şeklinde mukabelede bulunuyor.

Aslında Erbakan Hoca’mız, yeryüzündeki 2 milyar Müslüman’ı kastederek Rauf Denktaş’ın şahsında ümmete ‘sabret’ diyor!

Ve final…

Erbakan Hoca, bu diyalogun sonunda, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a soruyor;

* “Siz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin devlet olarak tanınması için İslam ülkelerine, KKTC’nin Meclis kararı olarak resmi bir yazı gönderdiniz mi, aldınız mı böyle bir karar? Böyle bir çalışmanız var mı?”

Ve şunu da ekliyor; “Siz talep etmeden neyi, kimi tanıyacak İslam ülkeleri?”

***

Aradan bunca yıl/yıllar geçti. Ben de gerçekten merak ediyorum; KKTC’nin, İslam ülkelerinden ve de Türk Cumhuriyetlerinden tanınma yolunda resmi bir girişimi oldu mu, olmadı mı?

***

Refah Partisi’nin düzenlediği bu programda bulunan isimlerden biri de, Milli Görüş çınarlarından Ali İhsan Oturak abimizdi. Ali İhsan abimize anekdot için çok teşekkürler…

TEMEL BEY’DEN ÇARPICI ANEKDOT!

* “Babam, 1930’ların başında öğretmen olmuş. Sivas Öğretmen Okulu mezunu. İlk defa Bitlis’in bir köyüne öğretmen olarak tayin ediliyor. Köye de kışın gidiyor. Eşyaları sırtlarında taşıyorlar. Bizim Sivas’ta da kar olur ama oradaki kış çok daha ağır şartlarda geçiyor. Babam derdi ki, ‘Ben o zaman aldığım maaşı hiçbir zaman alamadım. 52 lira maaş alıyordum. Koyunun çifti 2,5 liraydı.’ Babam öğretmen maaşıyla 42 tane koyun satın alabiliyordu. 1 maaşla 42 koyun.”

Yukarıdaki cümleler Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na ait…

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir öğretmen maaşıyla 42 koyun satın alabilmek… Bugüne uyarladığımız zaman;

Anadolu’da bir koyun fiyatı 4-5 bin lira dolayında. 42 çarpı 4 bin. Ne ediyor? 170 bin liraya yakın bir para ediyor. 

Günümüzde öğretmenlerin aldığı maaş ortalama 12 bin lira dolayında… 170 bin lira nere? 12 bin lira nere! Öğretmen maaşı yıllar içinde eriyip küçülmüş!

Nereden nereye geldiğimizin bir göstergesi olması açısından Temel Bey’in anlattığı bu anekdot oldukça çarpıcı değil mi?

ÖĞRETMENİM!

(24 Kasım Öğretmenler Günü anısına…)

***

Öğretmenim,

Ne mümkün bir güne

Sığdırmak seni.

Sade çocuklar değil

Melekler bile bekler

Ellerinde defter

Senin ders vermeni.

***

Öğretmenim,

Sen anlatırsın güzel güzel

Matematik'ini, Türkçeni.

Çırpınırsın amma

Daha çok sevilirsin bil

Yaptırırsan hiç aksatmadan

O, çok sevilen Beden'i.

***

Öğretmenim,

Ne varsa bende iyilik adına

Bunun sensin sebebi.

Saçlarının ağarması

Eğer yaramazlıklarımdansa

Şimdilik affet,

Büyüyünce gör, bak

Hiç utandırmam seni...

(Abdullah Kara)

MERHUM RAŞİT KÜÇÜK ÖRNEK BİR ŞAHSİYETTİ

* “Çok kıymetli…”, * “Kardeşimiz…”, * “Çok sevdiğimiz…”, * “Yıllardır tanıdığım…”, * “Hakikaten ilmiyle amil olan bir kardeşimiz olarak bildiğimiz…”, * “Ailesine, yakınlarına, sevenlerine, milletimize başsağlığı diliyorum…”, * “Avrupa’dan yeni dönmüş olduğumuz için ve bizleri bekleyen birtakım çalışmalar sebebiyle cenazesine iştirak edemedim…”

Saadet lideri Temel Karamollaoğlu, yukarıdaki nitelemelerle rahmet diledi, Prof. Dr. Raşit Küçük’e.

***

Peki, merhum Raşit Küçük nasıl bir şahsiyetti?

* 1947 doğumlu. Antalya Aksekili. Menteşbey köyünden.

* Antalya İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nde yüksek öğrenimini tamamladı.

* Hadis ve İslam ahlâkı alanlarında çalıştı. 1997’de doçent, 2003’te profesör oldu. 

* İlahiyatçı. Eski Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı.

* İlmi çalışmalarla birlikte binlerce öğrenci yetiştirdi.

* Sadece ilim insanı değil aynı zamanda bir gönül insanıydı.

* Güzel ahlâkıyla temayüz etmiş örnek şahsiyetlerdendi.

* İskenderpaşa, feyz aldığı gönül mektebiydi. Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, İskenderpaşa Camisi’nde, mazereti olduğu zamanlarda sohbet vermesi için ikame ettiği üç isimden birisiydi, Prof. Dr. Raşit Küçük.

* Bildiklerini en güzel şekilde yaşayan bir âlimdi.

* Sünneti seniyyeye ittiba noktasında büyük hassasiyet gösterirdi.

* Fatih Camii haziresine defnedildi.

***

Merhum Prof. Dr. Raşit Küçük’ün mekânı cennet, makamı âli olsun. Allah (C.C.) rahmet eylesin.

DOĞRUYA DOĞRU!

Geçen günkü “Kuşkulu Ölümler” başlıklı yazımın altına şöyle bir yorum yapıldı, www.milligazete.com.tr’de;

* “Kuşkulu Ölümler listesine Adnan Demirtürk, Ali Soylu gibi ağabeylerimiz ile yine yakın zamanda trafik kazasında vefat eden İHA ve SİHA'ların yapımında performans ve analiz takım lideri olarak görev yapan Baykar'ın uçak mühendisi Tarık Kesekçi ve benzeri isimlerin de eklenmesi gerekmez mi?"

El hak doğrudur! Doğruya doğru! Çünkü birçok kaza ‘kaza’ gibi değil! Çok değerli ve kıymetli bu merhum isimleri de “Kuşkulu Ölümler” listesine almak şart!

Hatta yargı süreci devam eden, merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasıyla rahmet-i Rahman’a kavuşmasındaki sır perdesi göz önüne alındığında, bu kaza da listenin en başına alınsa yeridir. Zira merhum Yazıcıoğlu'nun vefatı da son derece kuşkuludur...