Maskeler ve insanlar

Abone Ol

İnsan algısını yanıltacak bir tavrı var... İlişkilerinize dahil oldukça ruhunu ve benliğini istila eden bencilliğinin farkına varıyorsunuz. Farkına varmamanız da mümkün değil, çünkü bencillik en ağır hastalık. Kişinin hayatında bir başkasına yer açmayıp bütün dünyaya tek başına sahip olmayı arzu etmesi iki uçlu bir çelişkiyi içinde barındırır. Kişi bir yandan dünyaya ait bütün imkanlara sahip olmak isterken diğer yandan onay ihtiyacını karşılamak için diğerlerine ihtiyaç duyar. Hayatında onlara bir açmasa da beslenebilmek için yoğun ihtiyaç duyar. Varoluşunu övgüler üzerine kurduğundan, çevresindeki insanlar olmadığında hayatla bağı zayıflar ve daha zayıf olanları etrafından toplayarak onların övgüleri ile ayakta kalmaya çalışır. Aslına bakarsanız son derece zayıf ve çelimsizdir ama sanal bir güç göstergesi ile diğerleri üzerinde baskı kurmayı başarır.  İç dünyasında yoğun bir yalnızlık ve yetersizlik duygusuna yaşarken, bütün bunları zirvedeki kişiyim anlayışı ile nasıl kamufle ettiğini insanları düşündüm ve bu kişiyi anlamaya çalıştım. İki önemli özelliği dikkatimi çekti: Birincisi, hangi şartta ya da durumda olursa olsun zayıf taraflarını insanlardan gizlemeye ve ben hiçbir zaman yıkılmam anlayışı ile hareket etmeye çalışıyordu. Bu elbette insanın doğası ile uyumlu bir durum değildi. Zira insan, hastalık, yaşlılık ölüm, ayrılık gibi acıya sebebiyet verecek unsurların içindeydi. Ama o bunları yok saymak için azami gayret gösteriyordu.

İkincisi ise, insanlarla ilişkilerinde sürekli güçlü taraflarına vurgu yapıyor, başarılarından söz ediyor, kendini yıkılmaz yenilmez bir bayan olarak aktarıyordu. Sığınacak bir duvar arayan, güçlü birine yakınlaşma ihtiyacı içinde olanları bu şekilde kendine çekiyor ve onlardan fazlasıyla besleniyordu. Kadın, insan yaşamını değerli kılan, iyilikseverlik, erdem, adalet şefkat paylaşım gibi değerleri ahmaklık olarak görüyor ve biricikliğini sahte bir güç göstergesi ile korumaya çalışıyordu. Ama nereye kadar, hayatın içinde ölüm ve hastalık vardı ve bir gün mutlaka onun da yolu buraya düşecekti. Ama nasıl yapıyorsa kendisini muktedir gösterebiliyor ve etrafına topladığı insanlar üzerinde tahakküm kurabiliyordu. Sanırım bunda onun bu sahte sultasını destekleyen o insanların da büyük payı vardı. Bu hikaye gündelik hayatta karşılaştığımız bir çok kişinin hikayesini özetler mahiyettedir. Fakat narsist eğilim taşıyan bu kimseler kendilerini kudret sahibi göstererek insanlardan takdir ve onay dilenmeye çalışsalar da aslında herkesten daha fazla zayıf ve yalnızdırlar.

FATMA TUNCER