Marka olmak

Abone Ol

Marka olabilmek… Piyasadaki benzer ürünler içinden sıyrılmak, tercih edilebilir olmak… Satın alınabilir algıyı oluşturabilmek. Bunlar elbette hiç kolay şeyler değil. Türkiye’de marka olabilmenin gayretini taşıyan firmalara ve markalara ne kadar ihtiyacımız var değil mi? Geçtiğimiz günlerde bünyesinde DS Damat ve Damat Tween markalarını barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Orakçıoğlu, özellikle piyasalarda yaşanan ekonomik krizle ilgili olarak, moral ve motivasyona ihtiyacımız olduğunu, dövizde ve enflasyonda tepe noktayı gördüğümüzü, büyüme rakamlarımızın da yüzde 8’lere ulaştığını, bugünlerde ise dinlenmeye geçtiğimizi ifade ediyor. Orakçıoğlu, Orka Holding, Damat Tween ve DS Damat markalarıyla yaklaşık 80 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini, Avrupa genelinde mağaza ve mağazalar açmaya devam ettiklerini kaydediyor.

Tekstil sektörü özellikle istihdam kapasitesiyle, çalışan sayısıyla işsizliği emen bir sektör. Bir zamanlar hükümetin başında olanlar tekstil sektöründen çıkmamız gerektiği noktasında beyanatlar vermişler ve daha sonra yaptıkları yanlışlıkları görerek, bu fikirlerinden çark etmek zorunda kalmışlardı.

Türkiye’de tekstil sektörü uzun yıllar Batı ülkelerinin markalarının taşeronu olarak çalıştı. Onlardan gelen siparişleri yerine getirerek işlerini çevirmenin gayretini taşıdı. Bu durum özellikle tekstil sektöründe kendimize ait markaların ortaya çıkmasının önünü kesmiş oldu. Bu durum aynı zamanda sektöre fikri bir atıliyet getirdi. Sektör aktörleri, kendilerine ait bir şeyler üretmek yerine başka markaların taşeronu olma kolaylığı içinde uzun süre işlerini taşıdılar. Fakat bu durum belli bir zaman sonra tersine dönmeye başladı. O tarihlerden itibaren sektörde markaların taşeronlarına hizmet eden, üretim yapanlar sıkıntı çekmeye başladılar. Çünkü işin içine Çin piyasası girmişti. Birçok ünlü marka artık siparişlerini Türkiye’deki tekstil atölyelerine değil, işçiliğin sudan bile ucuz olduğu Çin’e vermeye başladılar.

Bütün bu hengame içinde kendi markalarını üreten, kendi markalarıyla piyasaya çıkan ve kendi markalarını dünya pazarlarına açan firmalar yok mu?

İşte Orka Holding onlardan biri…

Erkek giyim markası olarak kendisini ispatlamış, dünyayı giydiren, tüm dünyada 80 ülkeye ihracat yaparak katma değer üreten ve Türkiye’ye döviz girdisi sağlayan bir firma.

DS Damat ve Damat Tween’in Avrupa’da rekabet ettiği birçok marka var. Ama bu markaların birçoğu, artık ihtiyarlamış durumda. Zira, ikinci, üçüncü kuşak sahipleri tarafından yönetiliyor. Diğer yandan Avrupa’nın nüfusu da giderek yaşlanıyor.

Bence, tekstil sektörünün ve Orka Holding gibi firmaların rekabetin çok yoğun yaşandığı bu hinterlantta daha çok inovasyona ve tasarım zenginliğine ihtiyacı var. Eğer, kendi özgün tasarımlarımızı yapabilirsek ve Anadolu coğrafyasının zenginliğinden faydalanarak yaptığımız bu tasarımlarımızı Avrupa insanıyla daha yoğun şekilde buluşturabilirsek, rekabette daha çok öne geçer ve katma değerimizi daha da yüksek noktalara çıkarabiliriz. Sistemli, düzenli, prensipli bir şekilde çalışabilirsek, aslında artık heyecanlarını yitirme aşamasına gelen, deyim yerindeyse başarıya doyan Avrupalı markaları geçmemek için hiçbir nedenimiz yok.

Sektörde daha çok markaya ve bu markaları yönetecek diri, duru zihinlere ihtiyacımız var.