Mandelayı iyi bilirdik

Abone Ol

Eylül ayında Medine’ de gördüğüm Güney Afrikalı üniversiteli, çarşaflı genç kızlara sormuştum.

Mandela’yı nasıl bilirsiniz

“Good Man”, demişlerdi.

Müslümanlar, Mandela’yı iyi bilir, dediler.

Sadece siyah bilincin sembolü değil, insanlığın ortak değerlerinin koruyucusu idi.

Ömrünün 27 yılını hapishanede geçiren ünlü mahkûm.

Mandela, Thembu kabilesine mensup olarak küçük bir köyde doğdu.

Kabilenin şefi olan babası ona Rolihlahla ismini verdi.

Koza dilinde manası, “ağacın dallarını tutup çekmek”.

Konuşma dilinde ise, “baş belası” demek.

Özgürlük için arı çanağına çomak sokmaktan geri durmadı zaten.

13 kardeşi arasında onun vazifesi çobanlıktı, hayvanları otlattı.

Doğal hayatın ortasında daha çocukken özgürlüğün fotoğrafını gördü.

Dağlar, ırmaklar, kuşlar, ağaçlar onun yol arkadaşları idi.

Misyonerlerin baskısı ile Hıristiyan olan ailesinden okula giden ilk kişi oldu.

Öğretmeni, İngiliz ismi olan “Nelson” ı verdi ona.

Babasını 9 yaşında kaybetmiş, misyonerler ona üniversite yolunu açmış ama baş belasını da almışlardı.

Öğrenci temsilciği, başkanlık için Mandela’ yı bekliyordu.

Protestolar ve boykotlar önemli işi idi, sonunda okuldan uzaklaştırıldı.

Mektupla öğretim ile okulunu tamamladı.

Hukuk bitirdi, ülkenin ilk siyah avukatı oldu.

Irk ayrımına karşı yerli halkın kurduğu Afrika Ulusal Kongresi’ne katıldı, başkanlığa getirildi.

Siyahların direniş hareketinin en önemli önderlerinden biri oldu.

Beyaz yönetim siyasi çalışmalarını engelliyordu, silahlı mücadeleyi de kurdu.

Halkı kışkırtmaktan yargılandı, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

27 yıl mahpus kaldı, hapisten çıktığında 71 yaşında idi.

Yapılan ilk serbest seçimde devlet başkanı seçildi.

Siyahlar kadar beyazlar da onu çok sevmekte idi.

100’den fazla ödül alan Mandela, Atatürk Barış ödülünü kabul etmedi.

Mandela, İslam’a ve Müslümanlara da yakındı.

Şeyh Yusuf’u çok severdi.

“Bana hapiste güç veren Şeyh Yusuf’tu” derdi.

Şeyh Yusuf, Hollandalılar tarafından Mandela’nın hapsedildiği Robben Adası’nda yedi yıl hapis yatmıştı.

Müslümanlar da, Apartheid rejimine karşı idiler, siyah direnişe destek verdiler.

Siyahlara oy hakkı verilmeyip Hintli Müslümanlara verilmesine karşın bu adaletsizliğe karşı çıkan Müslümanlar; oy kullanmadılar, bu da siyah kardeşleri ile daha fazla yakınlaşmalarına neden oldu.

Bu ırkçı, renkçi, beyaz, azınlık rejim karşısına siyahları, melezleri, Hintlileri, Malayları, diğer bütün renkleri almıştı.

Bu ırkların ayrı bölgelerde yaşamasını ve birbirlerinin mıntıkasına geçmesini, birbirleriyle evlenmesini yasaklamıştı.

Beyazlar Avrupalı ırka mensuptu, diğerleri ise insan sayılmıyorlardı. Aynı otobüse binemez, aynı okula gidemez, aynı tuvaleti kullanamaz, parkta aynı banka oturamazlardı.

Aynı binaya yolları düşse bile, beyaz kapısından adım atamazlardı.

Seçme ve seçilme hakları da yoktu.

Önemli miktarda altın rezervi olan ülke, bunu da sadece beyazlara sundu. Altının kokusunu alan pek çok Yahudi, G. Afrika’yı mesken tuttu.

Kiliseler Birliği ise, yerli halkı ezen bu renkçi rejimi, bırakın kınamayı; bu rejimin Tanrı tarafından istendiğini bildirdi.

Neyse ki 1994’de bu ırkçı rejim yıkıldı.

Mandela beyazlarla kavgayı sürdürmedi, halkının kaynaşması, kardeşleşmesi için elinden geleni yaptı, insan ayrımı gibi büyük bir ayıbı ortadan kaldırdı, barışı hep yeşil tuttu. Bu yüzden dünya insanlığı, onu iyilerden bildi.

MİNE ALPAY GÜN