Birkaç sene önceydi…
Rahmetli Asım Gültekin aradı.
Mirasımız Derneği tarafından düzenlenen Kudüs ziyaretinde ekip arkadaşlarımızdandı, Asım Gültekin. Geniş bir dost çevresi vardı.
Asım dedi ki; “ Üsküdar’da dar katılımlı bir sohbet, muhabbet olacak. Rasim Özdenören ağabey geliyor. Gelir misin?”
Atladım gittim…
Üsküdar’da hoş bir mekân. Az sayıda şair, yazar, araştırmacıdan oluşan bir katılımcıyla sohbet etti, Rasim Bey.
Gecenin ilerleyen saatlerinde bir ara Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet M. Kasapoğlu da sohbete iştirak etti.
Eskilerden konuştuk, birebir de sohbet imkânı bulduk. Güzel, bereketli bir akşamdı…
***
Rasim Özdenören, hikâyelerinde tasavvuf unsuruna ağırlık veren yazarlarımızdandı. Sohbetlerinde hep aşkı, muhabbeti ve tevazuyu öne çıkardı. Gönül insanıydı. Merhum Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Akif İnan, Mustafa Miyasoğlu ile ‘mana halkasına’ dâhil olanlardandı.
Bu yönüyle 1980’li yıllardan bu yana dikkatimi çekmiştir, Özdenören’in yazdığı kitaplar, yazılar. Hele hele 1980’li yıllarda Mavera’da yazdığı bir yazıda, ‘mana halkası’nda yaşadıklarını tasavvufi bir bakışla anlatmasını hiç unutamıyorum!
Merhum Rasim Özdenören, Allah (C.C.) dostlarıyla irtibatını, rabıtasını, bağını hiç koparmadı.
Akademisyen Necla Durmuş, Özdenören’in eserlerini irdelediği Yüksek Lisans Tezi’nde şunları söyler; “Denize Açılan Kapı ve bundan sonra kaleme aldığı eserlerinden itibaren tasavvufî temaların belirginleştiğini görürüz. Modern zamanların bunalımlarını yaşayan kahramanlar, bir tür arayış temasına itilirken bir yandan da tasavvufa intisap etme ihtiyacı hisseder…”
***
Gençliğimiz, üniversite yıllarımız, “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”, “Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı?”, “Gül Yetiştiren Adam” başta olmak üzere Rasim abinin kitaplarını okumakla geçti. Hem de satırların altını çizerek…
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN DİKKATİNE!
Kur’an kurslarında belletmen olarak çalışan hocalarımızın bazı dilek, temenni ve talepleri var. Şöyle ki;
1) Bu belletmen hocalarımızın maaşları konusunda çok büyük sıkıntıları var!
2) Bu belletmen hocalarımız, kadroya alınmıyorlar! Neden?
3) Bu belletmen hocalarımızın sosyal güvenlikleri de neredeyse yok! SSK primleri de ödenmiyor! Niçin?
***
Diğer bir konu ise Hafızlık yapan çocuklarımız…
1) Kanunen, Diyanet İşleri Başkanlığı gözetiminde çocuklarımız 4. sınıftan itibaren Hafızlık eğitimine başlayabiliyorlar.
2) Ancak diğer derslerle beraber Hafızlığı yürüttükleri için sıkıntılar meydana geliyor.
3) Okulun dondurulma süresi 1 yıl olarak belirlenmiş durumda.
4) 1 yıl okulu dondurma sürecinde bir öğrencinin Hafızlığı tamamlaması çok zor!
5) Sınıf dondurmanın 2 yıla çıkarılması elzem! Bu, Hafızlığın tamamlanması açısından büyük önem arz ediyor.
***
İş bu dilek, temenni ve talepler, başta Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çok değerli yöneticilerine, bürokratlarına, yetkililerine duyurulur.
SAADET PARTİSİ’NİN DİĞER PARTİLERDEN 7 FARKI!
Saadet Partisi… 20 Temmuz 2001 tarihinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğinde kuruldu.
Milli Nizam Partisi (MNP), Milli Selamet Partisi (MSP), Refah Partisi, Fazilet Partisi’nden sonra Milli Görüş’ün günümüzdeki yegâne partisi.
Erbakan Hoca’mız, Saadet Partisi’nin diğer partilerden 7 farkını şu cümlelerle anlatıyor;
1) “Birinci farkımız, Saadet Partisi’nin temel görüşü Milli Görüş’tür. Millet-i İbrahim Hanifa’nın görüşü. Vatanî demek değil milli, Millet-i İbrahim. Milli Görüş budur. Diğerlerine geldiğimiz zaman, diğerleri Siyonizm’in işbirlikçileridir.”
2) “İkinci aramızdaki temel fark, biz yeryüzünde adil bir düzen kurmak istiyoruz. Öbürleri ise Siyonizm’in sömürü düzenine hizmet etmek için çalışıyor. Onlar, faizci kapitalist nizamı muhafaza etmek için kurulmuşlardır. Yani, Yahudi’nin, dünyanın sömürülmesine hizmet ediyorlar. Aralarındaki münakaşa; “Ben bu sömürü düzenini senden daha iyi tatbik ederim! Sen benden daha kötü tatbik edersin!” Saadet Partisi ne diyor? Bu nizamdan saadet gelmez! Biz bu nizamı değiştirip adil bir nizam kuracağız.”
3) “Üçüncü temel farkımız şudur; Biz Türkiye bağımsız olsun istiyoruz. İsrail’in kölesi olmasın! Onlar ne diyor? “Biz Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin kapısına zincirle bağlayacağız! İsrail’in emniyeti için!” Aramızdaki temel bir fark budur.”
4) “Dördüncü bir fark şudur; Biz yeni bir dünya kuracağız diyoruz. Onlar Haim Nahum Doktrini’ni uygulamakla meşguller. Yani Türkiye’yi İsrail’e vilayet yapmak için çalışıyorlar.”
5) “Beşinci farkımız, biz milletin kendisiyiz. Tarihiyiz. İnancıyız. Onlar ise, Avrupa, Batı taklitçisi.”
6) “Altıncı farkımız, biz maneviyatçıyız. Ahirete imanı esas alıyoruz. Onlar ise materyalisttir.”
7) “Yedinci aramızdaki fark, biz milleti tarihi ile, inancı ile, kimliği ile temsil ediyoruz. Onların tarihi yok. “Sizin tarihiniz nedir?” dediğiniz zaman bir şey söyleyemiyor. Niçin? Çünkü tarih İslam’a gidiyor. “Kimliğiniz ne, kimsiniz siz?” dediğimiz zaman kimliğini söyleyemiyor. “İnancınız ne?” dediğimiz zaman inancını söyleyemiyor. Yani bunların yaşaması mümkün değildir. Türkiye’nin tabii çözümü Milli Görüş’tür.”
SAADET PARTİSİ AMBLEMİNDE YER ALAN YILDIZLARIN MANASI!
* Saadet Partisi’nin amblemi hilal ve beş yıldız.
* Hilal, şefkati ve milli manevi değerleri temsil ediyor.
* Amblemdeki beş yıldız da sırasıyla; “saygınlık, itibar ve şeref”, “refah ve kalkınma”, “insan hakları ve hürriyet”, “sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve barış” ile “adalet ve hak anlayışını” simgeliyor.
* İnsanların saadeti için yanlışın değil doğrunun, kötü ve çirkinin değil iyinin ve güzelin, zararlının değil faydalının, zulmün değil adaletin hâkim olması gerekir.
Saadet Partisi ambleminde yer alan hilal ve 5 yıldız işte bu amaçları ifade ediyor.