IŞİD in Irak ın Ürdün ve Suriye sınır kapıları ile
Telafer Askeri Hava Üssü nü kontrol altına aldığı saatlerde ABD Dışişleri
Bakanı Kerry Irak a giderek Maliki ile görüştü. Medyaya sızan haberlere göre
Kerry Maliki ye yardım edebileceklerini ama bunun şartının Irak ı bir arada
tutmak olduğunu söylemiş. Maliki nin bu şartı kabul etmesi, kabul ettiği
takdirde yerine getirmesinin mümkün olup olmadığını şu noktada tartışmak bile
anlamsız. Çünkü Maliki hâlâ Bağdat dışında bir etkinliğe ve kontrole sahip
değil. Sınır kapılarına hâkim olamayan bir ülke yönetiminin pazarlık gücünün
olacağını düşünmenin manası yok.
Belli ki Maliki kendisine iktidar yolunu açan işgalci
ABD ye kızgındır. İşler bu noktaya gelene kadar kılını kıpırdatmayan müttefikine
öfkelidir. Bu öfkesini de IŞİD krizi sebebiyle Washington un görevi bırakmasını
istediği Irak Başbakan ı Maliki Kerry nin ziyareti sırasında dışa vurmuş ve
isyan bayrağını açmış. Bu noktadan sonra isyan etse ne olur etmese ne olur ayrı
bir konu. Üzerinde durulması gereken husus bir türlü kuklaların hatırına
gelmeyişidir. Irak ABD tarafından işgal edilmese, Saddam devrilip asılmasa
Maliki Irak ta Başbakan olabilir miydi sorusunun cevabı düşünülüp verilmeden
Maliki nin ABD ye kızmasının bir anlamı yoktur. İstediği kadar kızsın ipler
elinde olmadığı için neticeye tesir edemeyecektir. Tüm bunlar sadece Maliki
değil, tüm dış destek ve müdahalelerle iktidar koltuğuna oturmuş olan
yöneticilerin ciddi olarak düşünmesi gereken bir husustur.
Şu anda konumuz, Irak ve IŞİD in ilerleyişi karşısında
Maliki yönetimin aciz duruma düşmesi karşısında ABD nin yardım için Maliki nin
görevi bırakmasını istemesi ve buna karşı Maliki nin duyduğu öfkedir. Bu
noktada Maliki yi öfkelendiren değerlendirme önemlidir. Çünkü Maliki Irak ta
yaşanan kriz ve IŞİD in ilerleyişinin sorumlusu olarak Suriye muhalefetine
silah ve savaşçı desteği verip onu Irak ta kullanan ABD yi görüyor. Yani
Suriye deki çatışmaların sorumlusu olarak da ABD yi işaret eden Maliki, Irak ve
Suriye de yaşananları birbirinin devamı olarak nitelendiriyor. Adı konulmasa da
Suriye ve Irak taki gelişmeleri Maliki Büyük Ortadoğu Projesi nin bir parçası
olarak görüyor. Bu değerlendirme doğrudur ama Irak ın ABD tarafından işgali,
mevcut yönetimin ve yöneticilerin devrilmesi, birçoğunun idam edilerek iktidar
yolunu Maliki ye açan olaylar da aynı projenin bir parçası değil miydi Irak ın
parçalanmasının yolunu açan, hatta işgalciler Irak tan ayrılmadan Irak ı
parçalamış değiller miydi Maliki iktidara gelirken ülke zaten parçalanmamış
mıydı Kısacası, kendilerini iktidar koltuğuna taşıyan gelişmeler karşısında
seslerini çıkarmayan, hatta kahraman edasıyla iktidar koltuğuna oturanlar,
kendilerini o koltuğa oturtanların bir gün indirilebileceklerini niçin
düşünmezler. Kısacası, ipleri kuklacının elinde olanlar iradelerinin de
kullananın elinde olduğunu, kuklacının isteği doğrultusunda hareket etmek
zorunda olduklarını görmek ve kabul etmek istemezlerse bugün öfkelenmenin
anlamı olabilir mi
Maliki kendisini iktidar koltuğuna taşıyanlara karşı
duyduğu güvenle ayrımcı bir yönetim sergilerken bir gün ayrımcılığa karşı bir
isyanın gündeme geleceğini düşünememiş ise ABD den önce kendisine kızması
gerekmez mi
Ayrıca, Maliki eğer işin başından beri Suriye
muhalefetine ABD nin silah ve savaşçı desteği verdiğini bildiği halde bugüne
kadar sesini çıkarmamış/çıkaramamış ise bugün kabadayılık taslamak netice
verebilir mi Bu arada İsrail in Suriye ve Irak taki karmaşadan yararlanıp
Filistinlilere ve Suriye ye yönelik saldırı başlatması, 5 Filistinli ile 10
Suriyelinin hayatını kaybetmesi de büyük planın uygulanışından ayrı
düşünülebilir mi
Gönüllü olarak iplerini kuklacının eline verenlerin hiç
olmazsa bugün sızlanmaktan vazgeçip silkinip ayağa kalkmaları gerekiyor.
Birilerinin lütfü ile iktidar koltuğunda oturmaktansa onurları ile ölümü göze
alamayanların itilip kakılmadan kurtulmaları söz konusu olmaz.