Maliden Çıkardıklarımız

Abone Ol

Fransa Mali’de bir süre önce bir askeri operasyona start vermişti ve bugün hâlâ olanca hızıyla ve şiddetiyle devam ediyor. Onlara göre onlar orada zor şartlar içerisinde kalan Fransızlar için oradalar. Fransız olmak ne kadar önemliymiş ki tek bir Fransız hayatını kaybetmeden bir ülkeye çıkarma yapılıyor. İnsanın ister istemez keşke dünyada İslam’ın temsilcisi Fransa olsa diyor. Bizde binlerce Müslüman ölüyor ama kılını kıpırdatan yok.

Diğer taraftan insanın aklına daha geçen hafta Depardieu’nün Fransız vatandaşlığından çıkıp Rus vatandaşlığına nasıl girdiği geliyor. Aslında Fransa’da vatandaşlar kimsenin umurunda değil. Sorun daha derinlerde bir yerlerde.

Ne oluyormuş Mali’de Radikal İslamcılar ya da El-Kaide ülkenin kuzeyini ele geçirmiş. Malililer inanılmaz zor şartlardaymış. Ülkenin toprak bütünlüğü tehlikedeymiş. Radikal İslamcılar Avrupa için büyük tehditmiş. Karmaşık olan nokta Mali’nin toprak bütünlüğü tehdit altındaysa, Avrupa’ya nasıl tehdit oluyor Bundan Avrupalılara ne Yok Avrupa’ya tehdit ise İslamcılar ile ne ilgisi var Yalnız burada önemli bir nokta, mesele ne olursa olsun, tüm dünyanın zannettiği gibi neo-kolonyal bir mesele değilmiş. Fransa sömürgecilik tarihinin hiçbir kısmında yer almıyor zaten.

1791–1804 tarihleri arasında Haiti’de gerçekleştirilen devrim Fransızlara karşı yapılmamıştı zaten. Haitililer o dönemde Fransızlara karşı üç saç ayağı olan başarılı bir başkaldırıda bulunmuşlardı. Sömürgecilik, ırkçılık ve kölelik üzerine yükselen bir başkaldırmaydı bu ve Haiti bu devrimin cezasını ileriki yıllarda yeniden çekecekti.

Burada önemli nokta o dönem Fransızlar Haiti’de gerçekleşen olayları bastırmak istemiş ama bu çapta büyüyeceğini düşünememiştir. Tarihe “Unthinkable Event” yani düşünülemeyen, tahayyül edilemeyen olay olarak geçen Haiti’deki olaylar, siyahların bir devrim yapabilecek çapta insanlar olmadığını düşünmelerinden kaynaklanmıştır. Bugün Fransa geçmişinden ders alır bir görünüm içerisindedir. Fransız Cumhurbaşkanı Hollande, İslamcıların başları küçükken ezmeliyiz, yoksa düşünemeyeceğimiz belaları başımıza açarlar diyor.

1954–1962 yılları arasında yaşanılan Cezayir Kurtuluş Savaşı’nı ise herhalde Fransızlar bizden daha iyi biliyorlardır. Tarihin görüp geçirdiği en kanlı kurtuluş savaşı özelliğini taşıyan bu savaşta binlerce insan Fransız sömürgeciliğinin geleceği için hayatlarını kaybetmiştir. Bu ve bunlar gibi yazılacak daha çok şey vardır. Ama biz konuyu dağıtmayalım.

Batı basınına göre yapılan müdahalenin ardından tüm Mali’de halk sevinçten sokaklara dökülmüş. Fransız ve ECOWAS askeri birliklerini gördüklerinde hiç korkmamışlar. Her gün gerçekleşen ardı arkası kesilmeyen hava saldırılarından ve tüm ülkeye yayılan binlerce askerden hiç rahatsız olmuyorlarmış.

Tabi operasyonun çerçevesi çoktan genişletildi. Afrikalı devletler hariç ABD, Kanada, Almanya, İngiltere, Belçika ve Danimarka gibi ülkeler çoktan yardıma koşmuş durumdalar. Anlayacağınız Haçlılar işbaşında ve dillerinde “insani misyon” ve “insani müdahale” gibi kavramlarla yarım kalan medeniyet götürme görevlerini icra ediyorlar. Buradan tüm dünyaya mesaj yolluyorlar.

İslam ve Afrikalılık bilinçleri uyanmasın diyorlar. Radikal İslam zaten bir süredir Batılıların dillerine pelesenk olmuş durumdaydı. Ama burası İslam’ın Batı Afrika’daki en önemli merkezi durumunda olan bir yer. Burada kurulacak İslami bir nizamın tüm Afrika’yı etkilemesinden korkuyorlar ve şimdiden kontrol bizde olsun kaygısı içindeler.

Burası hâlâ bizim sömürgemiz mesajı veriyorlar. Bir süredir Afrika’ya Batılılar dışında Çin, Hindistan, Türkiye ve İran gibi ülkeler giderek yatırımlarını arttırmaya çalışmışlardı. Afrikalılar da artık sadece Batı’ya muhtaç değiliz anlayışındaydı. Batı bu operasyonlar ile hem Afrikalılara hem de bölge ile ilgili planları olan diğer aktörlere ince bir mesaj göndermiş oldu.

Diğer yandan meselenin ekonomik boyutu olmazsa olmazlardan. Fransa uzun bir müddettir 19. yüzyıldaki gibi Afrika’da kimi yerleri kolonize etmeye başlamıştı zaten. Mali’deki uranyum, petrol, altın ve fosfat yatakları herkesin bilgisi dâhilinde, ancak burası Libya gibi çok zengin yeraltı sularına da sahip. Bu açıdan Mali için, Libya işgalinin devamı denebilir.

Mali ile alâkalı daha birçok şey söylenebilir. Ancak herkesin dikkatini çekiyordur. Bugün dünyada Mali gibi bir sürü coğrafyada insanlar aynı muamelelere maruz kalıyor. Dünyada neler oluyor Her yerde bölgesel hesaplaşmalar, jeopolitik kaymalar ve toplumsal travmalar yaşanıyor. İslam dünyasının bu noktada hiç mi sorumluluğu yok Bir gerçek var ki İslam ülkeleri Fransa’nın vatandaşlarını koruduğu gibi dünyadaki Müslümanlara sahip çıkamıyor. Bizler birbirimizi yemekle meşgulüz. Bir arkadaşımın dediği gibi, “Türkiye’nin ne işi olacak orada ”.