M.Ali Birand, Molla Kaabız ve Pargalı İbrahim

Abone Ol

Geçen hafta iki ölüm çok konuşuldu.

Biri M. Ali Birand, diğeri Pargalı İbrahim.

İkisi de ekran yıldızıydı.

Televizyonun sihirli gücü bu olsa gerek;

500 yıl önce yaşamış adamın bile neden öldüğünü, dizi

artisti olduktan sonra tartışmaya başladık!

Öyle iddialar ortaya atıldı ki;

Birisi, “Pargalı, kendini Kanuni’nin üzerinde gördüğü için

öldürüldü” dedi.

Bir başkası; “çok hırslı olduğu için” dedi.

Beni en çok şaşırtan ise, kitaplarıyla büyüdüğümüz Yavuz

Bahadıroğlu oldu:

“Pargalı Hürrem’e âşıktı. Kanuni o yüzden boğdurdu” diyerek

hepsini geçti. 

Bence bilerek ya da bilmeyerek en önemli neden gözden

kaçırıldı.

Tarihçi değilim ama tarihe meraklıyım.

Birçok tarihçiye göre Pargalı, “çift kimlikliydi” Yani

“kriptoydu”.

Dışarıda sofi bir Müslüman gibi davranıyor, camiler-

medreseler-külliyeler yaptırıyordu. Hatta öyle ki her gördüğü yerde Kur’an-ı

Kerim’i üç defa öpmeden eline almıyordu. Ama kendi odasına çekildiğinde gerçek

dinine dönüyor ve Kur’an yırtıyordu.

Nitekim Kanuni ile aralarında ilk soğukluk, ne kadın aşkı,

ne de iktidar hırsından çıktı.

Aralarını açan Molla Kaabız olayı oldu!

İstanbul’da Molla Kaabız diye bir din adamı çıkmıştı.

Kur’an’dan ve İncil’den bir takım ayetleri kendince yorumlayarak İsa

peygamber’in Hz. Muhammed’den (S.A.V.) daha üstün olduğunu iddia ediyor ve bunu

vaazlarında anlatarak taraftar toplamaya çalışıyordu. Bunu Kanuni de duymuş ve

öfkelenerek Molla’nın Divan’da yargılanmasına karar vermişti.

Sorgulama heyetinin başında Pargalı İbrahim vardı. İslam

Ansiklopedisi’ne göre, sorgulamayı gizli bölmeden bizzat Kanuni de izliyordu.

Pargalı; iddialarının çürütülemediğini söyleyerek Molla Kaabız’ı serbest

bırakınca, Kanuni dayanamayıp gizli bölümden fırlamış ve “Sen Efendimize

hakaret eden bir sapkını nasıl bırakabilirsin” diye bağırmıştı. 

Molla Kaabız, Kanuni’nin emriyle asıldı. Sultan Süleyman ile

Pargalı İbrahim’in arası da bir daha düzelmedi.

Ama Pargalı sadece kendi sonunu değil, koskoca bir

imparatorluğun sonunu da getiren adam oldu.

Bu yüzden; 500 yıl gecikmeli de olsa bu tartışmayı

önemsiyorum.

Çünkü geçmişi bilmeyen, geleceği planlayamaz.

Acaba Pargalı gibiler gerçekten tarihte mi kalmıştır Yoksa

bugün hâlâ varlar mıdır

VEKİLLERE PROMOSYON PARA

Dün TBMM’de çalışan bir arkadaşımdan öğrendim.

Milletvekilleri bu ayki maaşlarını çekince büyük bir sürpriz

ve sevinç yaşamışlar.

Her birinin maaşına, eski parayla 6,5 milyar lira civarında

fazladan para yatmış.

Nedenine gelince;

Meğer bu fazladan para, Halk Bankası’nın hediyesiymiş.

Maaşlarını Halk Bankası’ndan aldıkları için banka vekillere

promosyon olarak vermiş.

Geçtiğimiz günlerde de, OPET sadece milletvekillerine özel

bir “Paro Kart” göndermişti.

Bu Paro Kart ile milletvekilleri ve 5 yakını akaryakıtı

yüzde 7 indirimli alıyor.

Gerçekten atalarımız boşuna dememiş “para parayı çeker”

diye.

Parakart’tı, Parokart’tı derken vekillerimizinki de çektikçe

çekiyor.

BELARUS’TAN GÖRMEZ’E MEKTUP

“Başkan Görmez’i ağlatan iki olay” başlıklı yazı, gerçekten

beklemediğim tepkiler aldı.

O kadar çok arayan ve mail atan oldu ki şaşırdım.

Ama bunların en ilginci Beyaz Rusya’dan gelendi.

Vebal benden gitsin diye aynen iletiyorum:

“Değerli Ağabeyim; Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile

ilgili yazını okudum. Gerçekten çok duygulandım. Bu yazının anlamı belki

Türkiye’den çok anlaşılmayabilir. Ama yıllardır burada, Beyaz Rusya’da yaşayan

biri olarak ben çok iyi anladığımı düşünüyorum. Evet; `Ömrü boyunca inandıkları

kitabı görmemiş ‘ insanların varlığı buralarda yaşayınca çok daha anlaşılır

oluyor. `Bir kez olsun inandıkları Kur’an’ı görebilmek ve ona dokunabilmek için

nasıl heyecanlandıklarına’ burada çok daha net şahit olabiliyorsunuz. Diyanet

İşleri Başkanımız bu konuda hassas. Bu hassasiyete güvenerek sizin

aracılığınızla ben de  bir ricada

bulunmak istiyorum. Belarus’un başkenti Minsk’te yüzlerce Müslüman, küçük bir

kutuyu andıran mescitte namaz kılıyor. Az önce Cuma namazından çıktık. Cemaatin

yüzde 70’i, namazını -20 derece soğukta- karların üzerinde, titreye titreye

kılmak zorunda kaldı. Yıllardır da böyle. Sevgili ağabeyim. Burada inşaat

halinde yarım kalmış bir camii var. Eğer bu camii tamamlanırsa gerçekten büyük

bir hizmet yapılmış olacak. Beyaz Rusyalı Müslümanlar olarak bu konuda

Diyanet’in ilgi ve yardımını bekliyoruz. Kardeşlerimize selam. Dua ile kalın…

Ali Cura, Minsk / Beyaz Rusya.”