Malatya?nın Kitap Açan Baharı

Abone Ol

1999 da, zulmün koyu karanlığı bütün memleketi

kaplamışken, Malatyalılar adeta özel bir sınavdan geçiriliyordu. Şehre

konuşlanmış akademik generaller, özellikle Malatya da yükseköğrenim gören

kızların başörtüsüne musallat olmuştu. Anadolu halkının hassasiyetlerini çok

iyi bilenler, sanki kışkırtmak, dolayısıyla çok boyutlu baskılara fırsat

oluşturmak için Malatya yı seçmişlerdi. Nihayetinde başarılı oldular: Malatya,

28 Şubat süreci boyunca en çok mağduriyet yaşayan şehir oldu. İşinden,

okulundan, dahası sağlığından olan Malatyalılar, 28 Şubat soğuğunu iliklerine

kadar yaşamışlardır.

Malatyalılara yaşatılan zalimane sürece, bu süreç

karşısında Malatyalıların metin duruşlarına dikkat çekmek için 1999 da ilki

Malatya , ikincisi Malatya da Kırküç Göğ başlıklı iki dörtlük kaleme

almıştım:

taze şafaklar baharıdır şimdi o

mayıs ülkelerinden kayısı çiçeği

adımızdır muştulu çağlara büyüyen

malatya: gözbebeğimizdir şimdi o

***

kırk üç göğ ağarıyor üstümüze

malatya ağıyor üstümüze

savaş: bir kez daha üstümüze

malatya boğazlanan ülke...

Önce Likâ da daha sonra sınırlı sayıda yayımlanan Hüzn ü

Aşk adlı kitabımızın 55. sayfasında yer alan bu iki dörtlük, geçtiğimiz hafta

sonu (2-4 Mayıs) Malatya Valiliği ve Malatya Büyükşehir Belediyesi nin

davetlisi olarak katıldığımız kitap fuarı boyunca dilimizde dönüp durdu. Zira

benim için Malatya hâlâ o sancıların izlerini yaşıyordu

Kolay değil, fakat Malatya yakın geçmişin o facialarını

silkeleyip atmış üzerinden. Bunda şehir halkının gayretleri ve halka hizmet

veren şehir yönetim birimlerinin mükemmel paydaşlığı etkili olmalı.

Valilik ile Belediye nin el ele vererek üçüncüsünü

düzenledikleri Malatya 3. Anadolu Kitap Fuarı, bir şehrin mülki ve idarî

kurumlarının nasıl olması gerektiği hususunda net fikirler veriyor. Üstelik her

şeyiyle mükemmel, dört dörtlük bir faaliyet var ortada. Eskiden kamu

kurumlarında sıkça görülen hantallık, dahası yasakçılık sanki Malatya ya hiç

uğramamış. Türkiye den davet edilen onlarca yayınevi, yüzlerce şair ve yazar,

herhangi bir aksamaya fırsat verilmeden, misafir ediliyor. Diyebilirim ki

fikir, kültür, sanat ve edebiyat insanları son yıllarda en iyi itibarı

Malatya da görüyor. Kendileri onuruna Valiliğin verdiği kahvaltı ve yemekler,

standlarda yapılan ziyaretler, dahası şehrin sokaklarının fotoğraflarıyla

donatılması, imza için Malatya ya gelen kalem sahiplerinin ilk kez

karşılaştıkları hürmet ve muhabbet unsurlarından sadece bir kaçıydı. Bütün

bunlar bir tarafa, Malatyalıların ve bölgenin diğer şehirlerinden gelen

okurların ilgisi, keyif vericiydi

Malatya Anadolu Kitap Fuarı her yıl belirli bir temayı da

bağrında barındırmayı adet edinmiş. Bu yıl  Kendini Oku teması seçilmişti. Boşuna değildi bu temanın tercih

edilmesi, Malatya ve bölge halkı kendini okumanın, özünü tanımanın, dolayısıyla

Hak ve hakikate sahip çıkmanın müşerref numunesi olarak zihinlerimizde yer

ediyordu. Gözlemlerimiz, yanılmadığımızın deliliydi

Malatya seyahatimizle ilgili diğer gözlemlerimi de kısaca

paylaşmak isterim.

Malatya 3. Anadolu Fuarı, benim fuardan hemen önce yayımlanan

Şiirin İpek Sesi adlı kitabını imzaladığım ilk organizasyondu. Dolayısıyla,

benim için daha bir önem taşımış oldu fuar...

Malatya yolculuğumuzu gidiş ve dönüşlerde şair ve yayıncı

kardeşim Ünsal Ünlü ile yaptık. Malatya da Hayat Vakfı nın düzenlediği Metin

Önal Mengüşoğlu sohbetiyle birkaç saatlik zaman dilimine sığdırdığımız Malatya

şehir gezisinde de birlikteydik. Şehir gezisinde bize Malatyalı olan ve burada

mukim bulunan yazar Erol Afşin kardeşimiz mihmandarlık etti. Afşin in ikram

ettiği Malatya işi tatlı hâlâ damaklarımızdadır!  Erol Afşin in ikinci ikramı ise yolumuzu

Fidan Kitabevi ne çıkarmasıdır. Piyasada bulamadığım kitapları Fidan

Kitabevi nden temin edeceğimi orada kararlaştırdığımı söyleyeyim de, ne demek

istediğimi anlayın

Malatyalıların okumayla olan yüksek ilgisini daha

önceden, kendisi de Malatyalı kabul edilen Metin Önal Mengüşoğlu nun

anlatımlarından biliyordum. Pek çok esnafın küçük yahut büyük, dükkânının bir

köşesinde kütüphane kurduğunu, M. Said Çekmegil in bu bakımdan öncü bir kişi

olduğunu mesela. Çekmegil in geleneğinin genişleyerek sürdüğünü gördük

Malatya da. Nida dergisi kurumsal olarak bu yolda kendinden emin bir yürüyüş

sürdürüyordu. Bunu çıplak gözlerimizle gördük. Söz konusu geleneği anladığım

kadarıyla- ferdi olarak sürdüren bir kardeşimizle de tanıştık. Daha ilk

sorusuyla bizi köşeye sıkıştıran, fakat bunu büyük bir tevazuyla kardeşliğimizi

pekiştirme vasıtası kılan Şaban Ekinci... Kendisini 90 kuşağı şairlere yakın

bulan Ekinci maişetini esnaflık yaparak sağlıyor. Ama o sağlam bir okur. 8.000

kitaplık özel kütüphanesiyle öncü bir şahsiyet.

Malatya dan bir sabah vakti ayrılırken, dilimde artık bir

zulüm sürecine tanıklık olarak yazılan iki dörtlüğüm değil, Malatyalı Fahri nin

lisanıyla söylenmiş Malatya Malatya Bulunmaz Eşin (Kernek) türküsü vardı:

Malatya yı baştanbaşa çiçek bürüdü / Tanrı takmış alnına yeşil zümrüdü