Bugün de sıcak gündeme ara verip Balkan turumuzun ikinci
durağı Makedonya dan izlenimlerimizi aktaralım.
***
İki milyon nüfuslu Makedonya, yüzde 60 Hristiyan ve yüzde
40 Müslümanlardan oluşuyor.
Bölgenin çekim merkezi başkent Skopje nam-ı diğer Üsküp,
tam bir açık hava müzesi.
Ülkeye son iki yılda 500 milyon avro harcayarak çok büyük
bir hizmet(!) yapılmış. Ne mi yapılmış. Tam 365 adet heykel dikilmiş.
1963 Üsküp depremi sonrası şehir yeniden inşa edilmiş.
Büyük İskender Meydanı çevresinde Osmanlı ya isyan eden askerlerin ve devlet
adamlarının heykelleri dikilmiş.
Başkentin bu en büyük meydanında, ana cepheleri alana
doğru yüksek duvarlarla çevrili binalar yapılıyor. Böylece Müslüman Mahallesini
saklamak ve tecrit etmek hedefleniyor.
Müslüman Mahallesi getto gibi yüksek duvarlarla abluka
altına alınmış. İzbe ve köhne arka sokak görüntüsü verilmiş.
Çağdaş muhitler Hristiyanların, varoşlar Müslümanların.
***
Balkan ülkelerinde büyük potansiyeli olan Arnavutlar,
Büyük Arnavut Devleti hayaliyle yaşıyor endişesiyle tehdit olarak
algılanıyorlar.
Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Karadağ ve Bosna da
yaşayan Arnavutlar, aynı dil ve lehçeyi konuşuyor. Mazlum millet oluşları da
eklenince birbirlerine kenetleniyorlar.
Dış dünyayla olduğu kadar çevre ülkelerde yaşayan
Arnavutlar, birbirlerinden koparılmaya çalışılmışsa da başarılı(!) olunamamış.
Zaten ülkeler arası siyasi sınır olsa da, balkan ülkeleri
tek memleket gibi.
Bölgede tüm Arnavutlar Müslüman.
Slav ırkı ise; Ortodokslar Sırp, Katolikler Hırvat,
Müslümanlar ise Boşnak.
Nüfusun büyük çoğunluğu Hristiyan olan Makedonya da,
Müslümanlara karşı ciddi bir mahalle baskısı ve çifte standart uygulanıyor.
Bir örnek vermek gerekirse; nüfusa orantılı olarak kamu
personel alımlarında 60 Makedon, 30 Arnavut ve 10 Türk olarak belirlenmiş.
Fiili durum ise, 80 Makedon, diğerlerinden sus payı
olarak ancak 20 kişi alınıyor.
Bölgede Müslüman nüfus dışarı göç veriyor. Sinsi bir plan
çerçevesinde, AB ülkelerinde oturum verip, işe yerleştiriliyorlar ki, ülkeyi
terk etsinler.
***
Ülkede resmi dil Makedonca, iç savaş sonrası ikinci dil
olarak Arnavutça tanınmış. 1991 yılında küçük denilebilecek iç savaş sonrası
bağımsızlık kazanılan ülkede, Arnavut ve Türk kökenli Müslümanlar büyük
kazanımlar elde etmişler.
Makedonya da Kalkanderen vilayeti mazbut bir Anadolu
kasabasını andırıyor. Onun dışında pek İslami hava görmek zor.
Bölgede son yıllarda Arap ülkelerinin ve Türkiye nin
desteğiyle yıkılan camiler onarım görüyor.
Makedonya da bulunan Vardar Ovasına ithafen dilimizle
yazılan Vardar ovası türküsü meşhur. Sözcükleri de yürek burkan cinsten
Vardar ovası Vardar ovası, kazanamadım sıla parası
Gezide zihinlerden çıkmayacak an ise, Üsküp te Kız Kur an
Kursu öğrencilerinin gruptaki bayanları görünce 40 yıldır görüşmeyen dostların
buluşması gibi sevinip sarılmaları oldu.
Ülkede fazlaca yatırım görünmüyor. Kaynaklar yol, eğlence
ve turizm sektörüne aktarılıyor.
Mutfak kültürüne de değinmek gerekirse, Kosova böreği
bölgede marka olmuş. Kaymaklı acı badem
kurabiye de çok orijinal. Ayrıca köfte, kebap, peynir, yöreye has testi kebap
ve kuru fasulye.
***
Deyim yerinde ise yerli Müslümanlarca kutsiyet atfedilen
Türkçe isimleri tabelalarda görmek mümkün. Başak Seyahat, Sultan Kebap, Destan
Köfte, Şadırvan Lokantası, Münevver Ayran ve Suna Su gibi.
Fenerbahçe, Galatasaray ve Türk eşarp markaları tutkusu
burada da kendini gösteriyor. Ezan Müslüman Mahallesinde mikrofonla, diğer
mahallelerde sessiz (iç ezan) okunuyor.
Birbirine yakın iki camiden birinde Arnavutça, diğerinde
Türkçe hutbe okunuyor.
Yeri gelmişken, kiliseden ayin seslerinin özgürce
yayıldığı ender ülkelerden birisi de Makedonya.
Özetlemek gerekirse genelde bölgede, özelde Makedonya da
post modern soykırım uygulandığını söylemek abartı olmaz sanırım.