Makbul Tevbenin Şartları ? 4

Abone Ol

İslam alemi bu geceyi her yıl maalesef hüzün, keder ve

kalplerdeki burukluğu yaşayarak idrak etmektedir. Çünkü İslam aleminin bir

bölümünün çevresinde meydana gelen ve uzun zamandır çözümü de mümkün olmayan

hadiseler, sağduyu sahibi bütün insanları üzmekte ve derinden yaralamaktadır.

Receb ayı içerisinde zalimlere, kafirlere, haksızlara

beddua etmek tutar denilmiştir. Ya Rabbi! Yeryüzünün neresinde olursa olsun,

Müslümanlara  zulmeden bu zalimleri, kafirleri

sana havale ediyoruz, kahr u perişan eyle, Ya Rabbi!  Ya Rabbi! Ya Rabbi! Sen Müslümanları  halas eyle! Amin, ya Rabbel-alemin ve ya

erhamer-rahimin.

İnanıyor ve ümit ediyorum ki; aklı selim galip gelecek,

şiddet ve akan kan durdurulacak barış hakim olacaktır. İnsanlık adına hayır

düşünen ve şiddetin yürekleri parçaladığına inanan herkesin gerekli hassasiyeti

göstermesini diliyorum.

Geçmişte yapılan günahlardan arınmak her Müslümanı son

derece mutlu eder. Gelecekte birtakım nimet ve ikramlara kavuşabilmek için önce

geçmiş hatalardan temizlenmiş olmanın rahatlığı gerekir. Rahmeti bol ve çok

hayırlı olan böyle bir geceye rastladığını fark eden kişinin, önce onu,

hatalarını bağışlatma fırsatı olarak değerlendirmesi, bunun için de dua etmesi

uygun olur. Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar

mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve

istiğfar ile geçirmek gerekir. Bu da kişinin imanını tazeler. Gecenin bütününü

ibadetle geçiremeyenler, kandil geceleri gibi mübarek gecelerin feyzinden

istifade edebilmek için en azından o gecenin akşam, yatsı ve sabah namazlarını

cemaatle camide kılmaya özen göstermelidir. Zira böyle yapanların o geceleri

değerlendirmiş olacaklarına dair müjdeler bulunmaktadır.

Regaib gecesi; geçmişimizi değerlendirerek salih

amellerimizin kabulünü talep etme, unutarak, bilmeyerek ve cehaletle

işlediğimiz amellere tevbe ve af dileme açısından mükafat alma zamanıdır. ALLAH

Teâlâ ya verdiğimiz sözlerin gereği olarak doğru yol üzerinde kalmak, kalben ve

zihnen dalalete düşmemek ve düşürülmemek için de dil, gönül ve amel bütünlüğü

içinde dua ve niyazda bulunmalıyız.

ALLAH Teâlâ nın rahmetini ve mağfiretini çeken dua,

insanın kendi üzerine düşen sorumlulukları fiili olarak yerine getirdikten

sonra lisanen yaptığı bir yakarış ve sığınmadır. Duaya başlarken, Kur an-ı

Kerîm in bildirdiği ölçüleri esas alarak nefsimize, yaratana ve yaratılana

karşı sorumluluklarımızı düşünerek başlamalı ve kendimizle hesaplaşmalıyız.

Fert olarak yaşadığımız sürece ALLAH Teâlâ dan bize

gerekli olan bilgi, anlayış ve samimiyet vermesini, doğruyu bulduktan sonra

kalplerimizi eğriltmemesini ve bizi affetmesini isteyelim. Acı ve sıkıntı

içindeki yüzlerin gülmesi, zulüm ve işkence altında, göz yaşı dökerek yaşamak zorunda

kalan insanların bu durumdan kurtulmalarını niyaz edelim. Hangi sebeble olursa

olsun ve kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün insanlık için korku, endişe,

ümitsizlik, üzüntü ve acı veren, masum ve hiçbir şeyden haberi olmayan

insanların ölümüne ve yaralanmasına sebep olan, maddi ve manevi bir çok yıkımı

beraberinde getiren terör belasının sona ermesi için de dua edelim.

 Böyle feyizli ve

bereketli gecelerde bir taraftan Yüce Rabbimize dua edip affımızı istemeli,

diğer taraftan da anne ve babamızın hayır dualarını almaya, akraba, komşu ve

arkadaşlarımızın gönüllerini kazanmaya ve aramızdaki insanî ilişkileri daha da

güçlendirmeye çalışmalıyız. Ayrıca, aramızda dargınlık bulunan kardeşlerimizle,

bu mübarek gecenin aydınlığında barışalım, düşünce ve meşrep farklılığı

gözetmeden onlarla kucaklaşalım ve kırılan gönülleri onarmaya gayret edelim.

Hiç şüphe yok ki bu gayretler, ALLAH Teâlâ nın rızasına ermemize vesile olacağı

gibi, birlik ve beraberliğin pekişmesine de önemli katkılar sağlayacaktır.

ALLAH Teâlâ nın

rahmetini ve mağfiretini çeken dua, insanın kendi üzerine düşen sorumlulukları

fiili olarak yerine getirdikten sonra lisanen yaptığı bir yakarış ve

sığınmadır. Duaya başlarken, Kur an-ı Kerîm in bildirdiği ölçüleri esas alarak

nefsimize, yaratana ve yaratılana karşı sorumluluklarımızı düşünerek başlamalı

ve kendimizle hesaplaşmalıyız.