Resulullah (S.A.V.) Efendimizin günah işlemekten
korunduğu, dolayısıyla O nun hiçbir günahı bulunmamasına rağmen O nun hergün
birçok defa tevbe etmesinin sebebi, ümmetine tevbe ve istiğfârın önemini
göstermek ve hiçbir kimsenin ALLAH Teâlâ ya, O nun lâyık olduğu şekilde ibadet
edemeyeceğini belirtmektir. Peygamberler, Cenâb-ı Hakk ı en iyi bilen ve
tanıyan kimseler oldukları için, O na herkesten çok ibadet ederler; herkesten
çok şükrederler ve O na gerektiği şekilde ibadet edemediklerini itiraf ederler.
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de yeme, içme, yatma, uyuma, eşleriyle beraber
olma gibi mübah işlerle meşgul olurken veya ümmetinin çeşitli problemleriyle
uğraşırken Allah Teâlâ yı gerektiği şekilde zikredip düşünemediği için tevbe ve
istiğfâr ederek O ndan af dilemektedir.Bu itibarla, idrak ettiğimiz Regaib
gecesini eşsiz bir fırsat bilelim ve hayatımızın son kandili gibi kabul edelim.
Kandil gecelerinin, ömür yapraklarının birer birer koptuğu, son Regaib
gecesinden bu yana bir yıl daha yaşlanıldığını unutmayalım. Her anın, her zaman
diliminin gereğini yapabilenler, hayatlarının sonunda pişman
olmayacaklardır.Netice itibariyle, içerisinde bulunduğumuz bu mübarek günlerin
kırbaçla dokunur gibi ruhumuza ihtar ettiği ortak bir hakikat vardır. Hal
lisanıyla söylenen bu hakikat şudur: İman edenler için, ALLAH Teâlâ nın zikri
ve kendilerine inen hakikat sebebiyle kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama
zamanı daha gelmedi mi Büyüklerimizden
olan, fakat gençliğinde Merv ile Ebîverd arasında eşkıyalık yapan bir çetenin
reisi olan Fudayl b. İyaz (K.S.), aşık olduğu cariyenin evine girmek için
duvara tırmandığı bir sırada içeride Kur an-ı Kerîm okunuyordu. Sıra yukarıdaki
âyet-i kerîmeye gelmişti. Fudayl, kırbaç gibi ruhunda şaklayan: Kalplerinin
ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi âyet-i kerîmesini duyar
duymaz kendini yere atmış ve: O an geldi ya Rabbi diyerek tevbe etmişti. İşte o an, Fudayl ın Hakk a kavuşma yolunda
yeni bir dönüm noktasıydı. Âyet-i kerîme bizi de tevbeye davet ederek içinde
bulunduğumuz şu günlerde geniş mefhumuyla şöyle ihtarda bulunuyor: Mübarek
Receb ayına girdiniz, Regaib gecesine eriştiniz, bir yılınızı daha geride
bıraktınız. Bu elinizdeki fırsat, son fırsat olabilir. Hâlâ ALLAH ı zikrederek
ve Kur an-ı Kerîm okuyarak kalplerinizin yumuşama zamanı gelmedi mi
4- Kur an-ı Kerîm okumalı, dinlenilmeli ve ayrıca Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, ashabın, tabiinin, diğer büyüklerimizin,
meşayıhımızın, akrabalarımızın özellikle analarımızın, babalarımı-zın ve bizi
yetiştiren muhterem hocalarımızın, üzerimizde hakkı bulunan ve emeği geçen zevatın...
Kısacası bütün Müslümanların ruhlarına
Kur an-ı Kerîm okunmalıdır. Bir düşünelim! Bu akşam biz ölmüş olsaydık, kabirde
olmuş olsaydık. Bize akrabalarımız, yakınlarımız, dostlarımız tarafından ne
yapılmasını beklerdik. Biz de aynısını yapalım ki bize de arkamızdan gelenler
yapsınlar!
5- Bütün Müslümanların mağfiret-i ilâhiyyeye, maddî ve manevî bütün hayırlara bereketlere nail
olmaları, yeryüzünden zulüm ve küfrün kalkıp İslâm ın hakim olması için de
içtenlikle bol bol dua edilmelidir. Evet ALLAH Teâlâ ya tam bir huşu içinde dua
ve niyazda bulunmalıyız. Çünkü dua, rahmet kapılarının anahtarı, ibadetlerin
özüdür, yalnızlaşan insanın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan ALLAH
Teâlâ ya yakarışı ve ona sığınışıdır, insanın yaratıcısına yaklaştığı en vasıtasız
andır. Dua, sınırlı, sonlu ve aciz varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz
kudret sahibi Rabbisi ile kurduğu bir köprüdür, Kadir-i Mutlak ı imdada
çağırmasıdır. Dua, kulluk şuuru içinde ve sıradan isteme anlamlarının ötesinde,
ALLAH Teâlâ nın Rablık ve ilahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.
De ki: Kulluk ve duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin ki! âyet-i kerîmesi buna işaret eder.Bu sebeple,
idrak ettiğimiz şu mübarek gecede, içimizi ve dışımızı bilen Rabbimize
ellerimizi ve gönüllerimizi açıp dua edelim. Selman-ı Farisi (R.A.) den
rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz: Rabbiniz hayiy yani isteyene
istediğini veren, Kerîm yani istemeden veren, bol verendir. Kulu dua ederek
kendisine elini kaldırdığı zaman, o ellerini boş çevirmekten haya eder yani
yapılan duayı mutlaka kabul eder. buyurdu. O halde Rabbimizin bu vadinden istifâde ederek, açık olan tevbe
kapısına ilticâ edelim. Tevbe edelim, tevbemizi kabul eder. O Yüce Rabbimizden
mağfiret isteyelim, bizleri affeder. O, bizlere ana ve babalarımızdan daha
şefkatli ve merhametlidir: Ya Rabbi! Kulluk borcu olarak ve sırf ilâhî rızanı
kazanmak niyeti ile bugüne kadar yapabildiğimiz ibadet ve taatlerimizi dergah-ı
izzetinde kabul eyle. Ya Rabbi! Cümlemizi rahmetine gark eyle. Af v ü
mağfiretine nail eyle. Cemalinle ve Firdevs Cennetinle müşerref eyle.
Cehennemden uzak eyle. Dünya ve Ahiretimizi mamur eyle. İslâm ı ve
Müslümanları aziz ve mansur eyle. Amin!
Ya Rabbel-alemin ve ya erhamer-rahimin.
1Hadid Sûresi:16
2Beyhaki,
Suabul-iman, No: 7316, 5/468