İşte emekli, memur, esnaf ve köylünün en rahat dönemi!

Millî Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hükümet ettiği dönemde emekli, memur, esnaf ve köylü en rahat, en refah, en huzurlu dönemlerinden birini yaşadı.

Peki ama Erbakan Hoca bunu nasıl yapmıştı, bu tabloyu nasıl sağlamıştı, bu refah ortamını nasıl gerçekleştirmişti? Bakalım mı;

* Şöyle ki, Başbakan Erbakan denilince ilk akla gelen hiç kuşkusuz, “denk bütçe”ydi. Erbakan Hoca’nın iktidar olduğu dönemlerde üzerinde en fazla durduğu, büyük hassasiyet gösterdiği konulardan biriydi denk bütçe. Ve bu alanda dev adımlar atıldı.

* Şöyle ki, ekonomiyi güçlendirmenin önemli bir öncelik olduğuna vurgu yapan Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1997 yılı bütçesini denk bütçe olarak yapmaya muvaffak oldu. 1997 bütçesini Ocak ve Şubat aylarında denk bütçe olarak yürüttü.

* Şöyle ki, halktan alınan vergilerin ve milli imkânların, haksız rant ekonomisi ile ufak bir zümreye aktarılmasına ömrünün sonuna kadar karşı çıktı.

* Şöyle ki, Erbakan Hoca, milyonların ezilmesi, fakirleşmesi ve milli ekonominin tahrip olması politikasına son verdi.

* Şöyle ki, Erbakan’ın icraatları, rant ekonomisinin önünde önemli bir alternatif sundu.

* Şöyle ki, tarımı ve köylüyü desteklemeye ayrılan fon yüzde 150 artırıldı. Buğday, fındık, pancar, tütün ve tüm taban fiyatlarda yüzde 312’ye varan artışlar yapıldı. Çiftçinin yüzü güldü. Köylü rahatladı.

* Şöyle ki, bir yıl boyunca başta temel tüketim maddeleri olmak üzere hiçbir şeye zam yapılmadı.

* Şöyle ki, işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona karşı korumak için Eşel-Mobil sistemi oluşturuldu.

* Şöyle ki, Kamu İktisadi Kuruluşlarının (KİT) açıkları kapatılarak kâra geçirildi.

* Şöyle ki, yüzde 76 seviyesine yükselen repo faizleri, Şubat 1997’de yüzde 50’lere indi.

* Şöyle ki, yüzde 170 seviyesinde devralınan Hazine borçları faizleri, yüzde 80’lere düşürüldü.

* Şöyle ki, döviz rezervlerinde 1 milyar dolar artış oldu

* Şöyle ki, enflasyon sekiz ayda yüzde 100’lerden yüzde 75’lere düşürüldü.

* Şöyle ki, memura yüzde 130 zam yapıldı.

* Şöyle ki, asgari ücrete yüzde 102 oranında zam yapıldı.

* Şöyle ki, sanayi üretimi yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarıldı.

* Şöyle ki, memur emeklilerine yüzde 116 reel zam yapıldı.

* Şöyle ki, işçi emeklilerine yüzde 121 reel zam yapıldı.

* Şöyle ki, Bağ-Kur emeklilerine yüzde 221 reel maaş zam verildi.

***

Yukarıdaki tabloya bakarak şunu söylemek gerekmez mi:

Erbakan Hocamız’ın başbakanlığı döneminde emekli, memur, esnaf ve köylü rahat etmesin de kim rahat etsin!

SAYIN BAKANLAR VEDAT BİLGİN VE FAHRETTİN KOCA; BU İŞ ÇÖZÜLEMEZ Mİ?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), aldığı bir kararla, kronik hastalıklarda reçetesiz ilaç temini uygulamasının sona erdiğini açıkladı. Bu ne demek biraz daha açayım ve sonrasında SGK’nın bağlı olduğu Bakan Vedat Bilgin ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya buradan bir çağrım olacak!

Diyelim ki yıllardan beri bir hastalıktan muzdaripsiniz. Raporunuz var. Sağlık ocağına gidip ilacınızı yazdırıp eczaneden alıyorsunuz. Pandemi döneminde sağlık ocaklarında bir yığılma, yoğunluk olmasın diye kolaylık sağlandı ve dendi ki, “Raporda yazan ilaçlarınızı sağlık ocaklarına gitmeden, direkt eczaneden alabilirsiniz!..”

Hay Allah razı olsun!

İşte ne güzel bir uygulama.

Hem vatandaşın işini kolaylaştırıyor hem de sağlık kuruluşlarında gereksiz yoğunluğu önlüyor!

Şimdi pandemi bitmek üzere...

SGK yeni bir karar aldı; “Raporu olanlar reçete olmadan ilaç alamayacak!” Yani, raporda yazan ilaçlarınızı almak için ille de doktora uğrayıp reçete yazdıracaksınız, sonrasında eczaneden ilacınızı alabileceksiniz.

Peki, neden? Pandemi döneminde uygulanan sistemden niçin vazgeçildi?

Raporu olanların ilaçlarını pandemi döneminde olduğu gibi reçetesiz olarak direkt eczanelerden almasının nasıl bir sakıncası olabilir ki! Ben gerçekten hayretler içerisindeyim! Akla tek bir seçenek geliyor, o da şu;

* “Muayene ücreti ve devletin buradan alacağı pay!”

Devlet işi gücü bıraktı, zaten geçinmekte büyük zorluklar yaşayan, ‘Faturalarımı nasıl ödeyeceğim?’ endişesi içinde olan, ayakta kalmak için manavda artık sebze meyveleri ucuza satın almak zorunda kalan gariban emeklinin üç kuruşuna mı gözünü dikti? Bu mudur, yani! Böyle midir gerçekten!

***

SGK’nın bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya buradan bir çağrım var;

n Sayın Bakanlarım, ille de gariban emeklinin üç kuruşuna göz dikildiyse, ne yapıp edip bu paranın emekliden alınmasına karar verildiyse şu yapılamaz mı? Raporu olanlar pandemi döneminde olduğu gibi yine direkt eczaneye gidip ilacını alsın ama bu para da neyse eczanede kesilsin! Devlet de alacağını alsın! Bir de bu yaşlı insanları ilaç almak için sağlık kuruluşlarına yönlendirmeseniz... Olmaz mı? Hiç olmazsa bu yapılamaz mı?

RAMAZAN BİLMECESİ

O, Ramazan sofralarının en gözdesi

Yemesini bırak, sıcak sıcak

Ne güzel olur,

Fırından eve götürmesi.

Şaşıyorum ona

Ramazan’dan sonra

Bu kadar çabuk

Nasıl kesilir, soluğu sesi!..

(Abdullah Kara)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?