Reklamı Kapat

Kutuplaştırarak Yönetmek

Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Kur’an ve oruç ayı Ramazan’ın içindeyiz. Kur’an; insanların lehine ve saadetine olan hak yol ile aleyhine ve zararına olan batıl yolları açıklayan beyandır. Kur’an; İslam’ı itikat ve düzen olarak yaşamanın derdini taşıyan muttaki kullar için ise bir hidayettir ve yolunu Kur’an ile bulmaya çalışanlara tek doğru yolu gösterir. İslam; etrafında inanların toplanacağı, dünya ve ahiret saadetini kazanacakları tek hayat düzenidir. İslam; bir bütün olarak, insanın iman etmesi ve yaşaması gereken bir vecibedir. İslam; din ve ahlâk, ilim ve terbiye, iktisat, hukuk, siyaset, yönetim ve uluslararası ilişkiler olmak üzere her şeyi tanzim eder. İslam bütündür. Meşhur ifadeyle İslam’ın yarısı kendisi olmadığından parçalara ayırmak caiz değildir. Rum 32: “Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz, itibarsız yaşayanlar gibi olmayın. Hizipleşerek, gruplaşarak, ayrılık davası güderek, birbirlerine düşmanca davranan, bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetsiz, Allah’ın kitabından, sünnetten ve ümmetten ayrılan toplumlar haline gelmeyin. Bütün Müslümanlar, İslam’a, Kur’an’a, sünnete, müşterek ilkelere sarılarak Allah’ın lütfunu bekleyecekleri yerde, her hizip Kur’an ve sünnetten ayrılarak, kendi düşünceleri ve anlayışlarıyla, sahip oldukları geçici menfaatlerle avunurlar, sevinirler.” İslam’ın tanzim ettiği alanlardan birisi de devlet yönetimi ve siyasettir. İslam, bütünleştirerek, adaleti gözeterek yönetmeyi emreder. Bölüp parçalayarak yönetmeyi yasaklar. Bu konuda Firavun örnek olarak gösterilir. Kasas 4: “Firavun, ülkesinde, Mısır’da, güçlenmiş, yükselmiş, azmış, diktatör olmuştu. Halkını bölünmüş, sindirilmiş, baskı altına alınmış, birbirine diş bileyen kapalı gruplar haline getirmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, temel hak ve hürriyetlerini yok sayıyor, oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise öldürmeyip sağ bırakıyordu. Belli ki o, yeryüzünü fesada verenlerden, bozgunculardandı.” Zulümle, kin ve nefretle, kutuplaştırarak yönetmek bozgunculuk olarak tanımlanmaktır.

BU ASIRDA…

Bu asırda, özellikle günümüzde Müslümanlar arasında onları siyasetten tiksindirici ve uzaklaştırıcı çeşitli fikirler ve telkinler yayılmaktadır. Bu fikir ve telkinlerin etkili ve yeterli olmadığı yerlerde caydırıcı ve zorlayıcı önlemler alınıyor. Bunun da başarılı olmaması halinde temel hak ve özgürlüklere aykırı olarak adaletsiz ve hukuksuz uygulamalar yapılıyor. Bu yanlış telkinleri şöyle sıralamak mümkündür: 1. Din ayrı, siyaset ayrıdır. Çünkü dinin sabit, değişmeyen kuralları ile her zaman değişken olan siyasi olaylar tanzim edilemez. İslam ile siyaset bağdaşmaz. 2. Siyasetin değişkenliği ve kayganlığından dolayı, siyasetle meşgul olmak kişiyi de yalancı, ikiyüzlü, sahtekâr kılar. Onun için iyi bir Müslüman siyasetten uzak durmalıdır. 3. Aziz dinimizi siyasetin yalanlarına ve pisliklerine bulaştırmamalıyız, dini siyasete alet etmemeliyiz. 4. Siyaset, dinde ayrıntılardandır ve önemli değildir. İslâm dini siyasi değil sadece uhrevi, ruhani, ferdi bir dindir. 5. Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınmalıyız. 6. Önemli olan Allah’a kulluk yapmaktır. Siyasetle meşgul olmak, kişiyi Allah’a kulluktan alıkoyar. 7. İslami bir kitlenin kâfirlerin siyasi işlerini, manevralarını takip etmesi abesle iştigal olur. Elin kâfirinden bize ne? Nasıl olsa hak gelince batıl zail olur. Bizim dâhili ve harici siyaseti takip etmemiz, tahliller yapmamız, konuşmamız abesle iştigal olur. 8. İslam’ı bireysel olarak yaşarsak devlet nasıl olsa gelir. Önce kendimizi kurtaralım. Devleti yüreğimizde kuralım. Siyasetle meşgul olmaya gerek yoktur. Bu kanaatlerin hepsi batıldır ve ırkçı emperyalizmin Müslümanlara telkin ettiği hurafelerdir. Şurası iyi bilinmelidir ki, bu tür telkin ve fikirler, İnsanın hilafet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Müslümanlar kendi yaşamlarındaki, ülkelerindeki ve çevrelerindeki sosyal ve iktisadi olaylara ilgisiz kalamazlar. Kalırlarsa, zalimlerin kölesi olmaktan kurtulamazlar. İsteniyor ki Müslümanlar hiçbir zaman yöneten olmasınlar ve daima yönetilen köleler olsunlar.

SİYASİ SORUMLULUK

Emaneti ehline vermek, adalet ve liyakat sahibi olmak gibi konular, İslam’ın siyaset esaslarındandır. Müslüman bir kimsenin görevi, bütün insanlığın saadeti için farz olan cihadı yapmaktır. Müslüman’ın emriyle ilgilenmeyen, onlardan olamaz. Adil Bir Düzen’in kurulması için yapılan siyasi cihat, ilahi bir görevdir. Bu siyasi cihadı inancın gereği zorunlu görenler, diğer Müslümanlarla birlikte yürütmeyi terk ederlerse iki kez günahkâr olurlar. A) Böyle bir cihada katılmadıkları için günahkârdırlar. B) Kendileriyle beraber, diğer Müslümanları da farz olan cihada katılmaktan menettikleri için günahkâr olurlar. Adil Bir Düzen’in kurulmasına yönelik olarak Müslümanların bir siyasi hareket başlatmaları zaruridir. Müslümanlar, helal ve haramı birbirine katan, hakkı batıla karıştıran, zalimleri müttefik edinen bir zihniyetin mensubu olamazlar. Toplumu yönetmek için kin ve nefret dili kullanamazlar. İfsat için değil, ıslah için çalışırlar. Müslüman; kötülükler ile mücadele eder. Tarih boyunca kötülükleri örgütleyen inkârcılar ile işbirliği içinde bulunan münafıklar karşısında dikkatli olunmalıdır. Bunlar; kötülüğü emreder, iyiliği yasaklarlar ve ellerini kapatarak cimrilik yaparlar. İşte insanlığın üç asırdan beri barışa, adil bir düzene ve huzura hasret kalmasının temelinde yatan ana sebep İslam’a muhalefet eden ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileridir. Batılı esas alanlar ile onların işbirlikçisi münafık unsurlara karşı duruşumuz, inkârcılara ve münafıklara itaat etmemektir. İnsanlar tarih boyunca hep Milli Görüş; İslam’la saadet bulmuşlardır. Batılı, kaba kuvveti üstün tutup nefislerini ilah edindikleri zaman da köle olmuşlardır. İnsanlığın saadeti için 5 şeye ihtiyaç vardır; 1. Huzur, barış ve kardeşlik, 2. İnsan hakları ve hürriyetler, 3. Adalet, 4. Refah, 5. İzzet, şeref ve onur. Bu beş şey ise ancak Milli Görüş ile temin edilebilir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?