Faiz İndirimleri ile İlgili Algı Oyunları

Ülkemizin bugün yaşadığı ekonomik problemlerin temeli 2000’li yılların başında yaşanan devalüasyon krizi sonrasında uygulanan politikalara dayanmaktadır. Bakan ithal edilen bir dönemin sonunda dışarıdan dayatılan politikalarla Türkiye düşük kur-yüksek faiz sarmalının içine sokuldu. İktidar değişimi yaşanmasına rağmen aynı politika devam ettirildi, dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde faiz oranlarının çok düşük tutulduğu bir dönemde Türkiye yüksek faizle sürekli olarak borçlandırıldı. Alınan borçların verimsiz bir şekilde kullanılmasının ve uygulanan yanlış ekonomi politikalarının neticesinde ülke ekonomisi her geçen gün daha kırılgan bir hale geldi. Zaman geçtikçe özel sektör ve kamunun dış borçlarının vadesinin gelmesi, başta temel ihtiyaç malzemeleri ve yüksek katma değerli ürünlerde dışa bağımlı hale gelmiş olmamız, üretime dayalı olmayan ekonomik yapı, israf, devlet imkânları üzerinden sürülen sefahat gibi nedenlerle her geçen gün borç bulma ihtiyacı daha da arttı. Buna karşın liyakatsiz kadrolar tarafından uygulanan yanlış politikalar neticesinde paramızın sürekli değer kaybettiği döviz şokları yaşandı. Tam böyle bir ortamda bütün dünya pandemi süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeler neticesinde çok kırılgan bir süreç yaşarken, gelişmiş ülkeler dahi yüksek enflasyon sorunu ile yüzleşerek mevcut iktisadi sistem içerisinde çözüm olarak faiz yükseltme yönelimindeyken Türkiye’de iktidar hiçbir alt yapı olmadan faiz indirme kararı verdi. Büyüme adı altında şişirilerek patlamaya hazır bir hale getirilen ekonomi balonunun patlaması için bu dokunuş yetti ve her zamankinden daha ağır bir kur şoku ile TL şiddetli bir değer kaybı yaşadıktan sonra Türkiye içinde bulunduğumuz zorlu ekonomik koşullara sürüklendi.

Aslında bugünkü yazımızın konusu Türkiye’nin içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşullar ve uygulanan yanlış politikalar değil, ekonomik koşullara bakılmadan, alt yapısı oluşturulmadan, nas var denilerek uygulanan faiz indiriminin ortaya çıkardığı algısal durumla ilgilidir. İlk olarak şunu ifade etmek gerekir ki malumunuz olduğu üzere nas faizi indirmeyi değil tamamen ortadan kaldırmayı emretmektedir. Dolayısıyla iktidarın faiz indirimi kararını nassa dayandırması hamasi bir yaklaşımın ötesinde hiçbir anlam ifade etmemektedir. Ancak faiz indirimi sonrası oluşan ekonomik tablo faizci kapitalist nizamın ekonomik ezberlerinden öte bir şey bilmeyen Ortodoks iktisadının mankurtlarına aradıkları fırsatı vermiştir. Son zamanlarda her gün birçok platformda oluşan ekonomik tablonun sadece faiz indiriminin sonucu olduğunu gösteren tablolar, veriler paylaşılmaktadır. Diğer bütün ekonomik etkenler, değişkenler, ülkenin 20 yılda uygulanan yanlış politikalarla geldiği nokta göz ardı edilerek tek etkenin faiz indirimi olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Temelde bu yaklaşım hem mantıksız hem de bilimsel açıdan problemlidir. Evet, faiz indirimi bugünkü tablonun ortaya çıkmasında tetikleyici etken olmuştur ancak temel ekonomik göstergeler bu kadar kırılgan olmasa faiz indiriminin tek başına böyle bir etki yapması söz konusu olmazdı. Bugün ortaya çıkan sonucu doğuran temel etken faiz indirimi kararı verilirken Türkiye’nin ve dünyanın ekonomik koşullarının göz önüne alınmaması, gerekli koşullar sağlanmadan adım atılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki mevcut ekonomik tablonun sebebi faiz indirimi değil, 20 yıldır uygulanan faizci kapitalist sömürü ekonomisinin ezberleri doğrultusundaki yanlış politikalardır. Faiz indirimi sadece tetikleyici etken olmuştur. Bu nedenle toplum olarak uygulanan sömürü ekonomisinin yanlış politikalarını aklayan, yaşanan sıkıntıları faiz indirimine bağlayan, diğer tüm etkenleri ve faktörleri yok sayan manipülatif algı oyunlarına kapılmamalıyız. Faiz dün de ülke ekonomikleri için yıkıcı etkisi olan bir sömürü aracıydı, bugün de durum budur, yarın da bu gerçek değişmeyecektir.

Bu noktada birkaç cümle de uyguladıkları politikalara İslami esas ve ilkeleri kalkan olarak kullanan yöneticiler için kurmak gerekir. İslam’ın emir ve yasaklarını bağlamından kopararak başarısız politikalara alet etmek, teknik ve İslami bilgisi olmayan insanların İslam’ın esaslarına ilişkin yanlış kanaatlere kapılmalarına neden olabilir. İslam’ın esasları çerçevesinde atılan bir adımın başarısız olduğu algısının oluşturulması insanlığın mevcut problemlerine İslami çözümler geliştirme çabalarına da zarar verecektir. Üstelik bu durum İslam’ın ortaya koyduğu esasların çağdışı olduğu ve bugünün problemlerine çözüm olamayacağı şeklindeki asılsız kara propagandanın da insanların zihninde karşılık bulmasına neden olabilir ki bunun vebalini kimse ödeyemez…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder

# bakan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ercü - Yazı için teşekkürler..aynen dediğiniz gibi hem ülkeye hemde islami ekonomik sisteme darbe vuruyorlar..düzeltilmesi zor bir cendereye soktular maalesef

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 04:56


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?