Reklamı Kapat

Sosyal Yapıyı Güçlendiren Ramazan-2

İnsanlığa umut olacak konularla talim, konuklarla terbiye, konumlarla tedrisat üreterek bilinç oluşturan bir sosyal yapı kurmak öncelikli meselemizdir. Böylelikle doğru bilgi, güzel davranış ve faydalı çalışmalar neticesinde kuşatıcı hamleler yapılabilir. Bu önceliği ve hamleleri akamete uğratacak “hatalı davranış”lardan uzak durmalıyız. Ramazan-ı Şerif, hatalı davranışlara karşı bizi uyarması açısından önemli bir fırsattır!

Metodoloji Geliştirmek

Yaşanan sosyoekonomik gerçekliklerle yüzleşerek yeni bir metodoloji geliştirmek gerekiyor. Çünkü fikir, söylem ve eylem birliğini bozan hatalı davranışların verdiği yaralar derinleşiyor. Fikir birliğini bozan hatalı davranışların kökeninde “benlik, tefrika, menfaat” virüsleri vardır. Söylem birliğini bozan hatalı davranışların kökeninde “tenkit, aşırılık, suizan” virüsleri yer alır. Eylem birliğini bozan hatalı davranışların kökeninde ise “tembellik, erteleme, ümitsizlik” virüsleri yatmaktadır.
Fikir birliğinin virüsleri “kibir”den beslenir. “Ben olmazsam olmaz. Ne yapıp yapayım şu makamı elde edeyim. Ben daha layığım, daha iyi yaparım” düşüncesini doğurur ve insanı helâke götürür. Bu açıdan nefsin arzularına kontrolsüz uymak, nefsi ilah edinmek şeklinde tarif edilmiş, iblisi helâke götüren de bu olmuştur. Bizim örnek almamız gereken Hz. Adem’dir (A.S.). Çünkü o; hatasını kabul ve suçunu itiraf etti, yaptığına pişman oldu, nefsini itham etti, kendini suçladı, af ve bağışlanma diledi.

Kurtuluşa Giden Yol

Kendi zatında bir üstünlük var zannedip büyüklük taslamak ve sadece aklıyla hareket etmek yoldan çıkarır. Kibrine yenilenler insanlık tarihi boyunca hezimetten kurtulamamışlardır. Hatasız insan yoktur, herkes hata yapar, günah işler. Allah’tan sakınan insanlar ise: “Bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlar. Onlar işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler” (Al-i İmran 136) ayetine uyanlardır.

Birliğe ulaşma açısından ihtiyacımız olan azim, birikim, sabır ve vakarı bizlere kazandıracak olan Ramazan’ın bu atmosferidir. Ramazan süresince “nefsin terbiyesi/bireyin eğitimi ve toplumun/ümmetin yönetimi” kısa sürede nasıl oluşuyorsa, hatalı davranışlara düşmedikçe Ramazan ayı dışında da bu oluşur. Çünkü kurtuluşa giden yol bu hatalardan sakınmaktır. Hatalı davranışları düzeltmeden fikir, söylem ve eylem birliği oluşturmak mümkün değildir.

Topyekûn ve Hakkıyla Yapabilmek

Toplumda iyiliklerin hâkim olması, kötülüklerin ortadan kalkması için çalışmak, bizim keyfimize bırakılmış değildir! Bu çalışmalar canımız isterse yaparız istemezse yapmayız cinsinden çalışmalar değildir. Bütün gücümüzle yapmaya mecbur olduğumuz bir vecibedir. Yapmazsak hep birlikte zarar görürüz. Kötülükler sadece sözle ortadan kaldırılamadığından iyiliği yaygınlaştıran ve kötülüğü önleyen bütün sosyal yapıların, sivil toplum kuruluşlarının ve bunları topluma aktaracak medya ve mecranın da oluşturulması gerekir. Bu çalışmaların topyekûn ve hakkıyla yapılabilmesi için önce hatalı davranışları ve bunların giderilmesi yollarını incelemeli sonra da topluma faydalı nasıl olunur sorusunun cevabını vermeliyiz. Bugün iyiliği hâkim kılmak, kötülüğü engellemek ancak bu şekilde mümkün olur. Temel amaç: Ahlâken olgunlaşmak, ihsan ile çalışmak, hatalı davranışları ve bunların giderilmesi yollarını bilmek ve bunları yaşantımızda uygulamaktır.

Akıl ve Vicdana Hitap

Bir toplumun sosyal yapısının güçlendirilmesi, fertlerin iyi ahlâk sahibi olmalarıyla ve hakkın hâkim olduğu bir sistemin varlığıyla yakından ilişkilidir. Bu bakımdan hatalı davranışları ve bunların giderilmesi yollarını incelemeli sonra da topluma faydalı bir insan olmak için nasıl olmalıyız, sorusunun cevabını aramalıyız. Kibir, hırs, haset ve riya gibi temel hastalıkları Ramazan-ı Şerif’i vesile kılarak tedavi etmeliyiz. Bu temel hastalıkların tedavi edilmesine yönelik esas ve usullere yaklaştıracak ve bilinci tetikleyecek unsurları güçlendirmeliyiz.

Dikkat edilmesi gereken şey; söz, tavır ve üslup olarak iyi, düzgün ve örnek bir insan olup, insanların akıllarına, mantıklarına, vicdanlarına hitap ederek, güzel söz, tatlı dille, en güzel bir biçimde bu gerçekleri anlatmaktır. Bu çalışmalarda işin hakkını vermek, doğru istikamette, doğru çalışmayı ortaya koymak gerekir. Çalışmalar esnasında “kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” tavsiyesi, usul ve üslup açısından çok önemlidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?