Sahaf ve Kitap IV

Daldığımız bu dünya çok renkli ve çok çeşitli. Bitmez tükenmez öyküleri, durumları ve anları var. Biz de deyim yerindeyse bir teşehhüd miktarı içinde bulunduk. Doğal olarak bakışımız yansıyor. Kimi zaman hüzünlü ve acı, kimi zaman gülünesi ve ironik. Kitaplar söz konusu olunca, bir dünyanın içinde, bir yolculuk ve bir macera yaşanıyor ister istemez.

Genellikle Kadıköy civarı sahafları etrafında oluştu benim yaşadıklarım. 1980’den sonra sahaflar âdeta pıtrak gibi belirdiler, Kadıköy, Moda ve çevresinde. Kitapların ağırlıkta olduğu bu süreç yerini daha çok meyhane tipi kafelere bıraktı. Bildiğim sahafların birçoğunun yeri kafe ve alkollü mekânlara dönüştü. Kitapçılar ve sahaflar araya sıkıştı.

Bildiğim birçok isim ortalıkta görünmüyor. Nihal ile Kemal vardı, naif ve nazik insanlardı. Kemal ile yıllar sonra geçen yıl Üsküdar Kitap Fuarı’nda karşılaştık. Dünya maskeli baloyu yaşadığından kimse kimseyi kolaylıkla hatırlayamıyor. Yedi İklim standı önünde Kemal beni tanıdı, konuştuk.
Bu işin içinde bulunan kimselere sahaf demek doğru olur mu bilmem. Tesadüfen kendilerini burada bulanlar da oldu. Hatta kitaptan hemen hiç anlamazlar. Tayfun gibi, Cengiz gibi.

Rahmetli Cengiz, eskiler toplayan, hurdacılıktan gelen biriydi, birden kendini Akmar Pasajı’nda buldu. Cin gibi, zeki, güleç yüzlü, hareketli biriydi. Ona bazen ilginç nesneler düşerdi. İsmayil Hakkı Baltacıoğlu’nun terekesi düştü onun dükkânına. Bağlarbaşı veya Çamlıca civarındaki konağından gelmiş toz toprak içinde çok önemli parçalar, resimler, dergiler, çok kıymetli nesneler vardı. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi, çünkü nadide eserlerdi bunlar. Baltacıoğlu, döneminin kültür hayatı içinde bir yeri vardı. Çarşıda epey dedikodusu oldu. Bizde bir deyim var; “Allah ameline göre haşretsin” denir. Hayır duada bulunalım.
Bir gün gittiğimde seslendi bana; “Hoca, gel sana göre şeyler var” dedi. Dükkânına girdim, ciltli Papirüs dergileri ve başka nesnelerdi bunlar. Papirüsleri görünce ayırdım. İstediğim fiyata verdi, beni severdi. Bazı dergiler var ki, kolay bulunamaz. Papirüs’ün bende kimi sayıları olmasına rağmen eksiklerim vardı. Bunlar temiz ciltli ve bir aradaydı. Kuşkulandığım kimi kitaplar vs. olunca onlarla ilgili üzerine mutlaka not düşerdim. Çünkü üniversite kütüphanelerinden, kimi kurumlardan bol miktarda kitap düşüyordu piyasaya. İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadıköy Belediyesi Kütüphanesi damgalı çok kitapla karşılaştık.

Cemal Süreya yakın zamanda rahmetli olmuştu. Kendisiyle de tanışmıştık. Oğlu Memo ile ilgili bir durumu benimle paylaşmıştı. Bu, ayrı bir yazı konusu. Cemal Süreya ölünce oğlu Memo harçlıksız kaldığı için babasının kitaplarını satıyordu. Bunu, şundan biliyorum. Papirüsleri işyerime götürdüm, I. cildin iç sayfasında şu notu okudum:
“Cemal Süreya’nın kitaplığına verilmiştir. Zülal.”
Ben de şu notu düştüm: 18.7.1990’da Sahaf Cengiz’den alındı.” İmzaladım.
Üzerinden çok geçmeden bir bayan beni telefonla aradı. “Ben Cemal’in baldızı Zülal. Papirüs dergilerini Memo satmış, sahaftan siz almışsınız.”

“Evet, bende. İsterseniz bunları size iade edebilirim” dedim. Kendisinden bir para talebim de olmayabilir açıklamasında bulundum. Kendisinden bir daha ses çıkmadı. Cengiz benim telefon numaramı vermiş.
Cengiz’in korsan ders kitapları bastığı söylendi. Çok genç yaşta da rahmetli oldu.
Akmar Pasajı’nda çok sayıda sahaf vardı. Sonradan orası üniversite hazırlık ve üniversite ders kitaplarının satıldığı bir çarşıya dönüştü.

Kitaptan ve değerinden anlamayan esnaf, kitabı bilen ya da ısrarla takip edenler bir kitaba el uzatınca, o kitap birden değerlenir. Satıp satmamada kararsız kalır, bazen uçuk fiyatlar söyler ya da ne tutturursa. Bu yüzden almaktan vazgeçtiklerim çok olmuştur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?