Reklamı Kapat

Açlık Sınırı Rakamı Ne İfade Ediyor?

Açlık sınırı rakamının 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve yeterli beslenmesi için gereken aylık gıda harcamasını ifade ettiğini bilmiyor değilim. Ancak, son sözü devletin söylediği toplantılarda belirlenen asgari ücretin yılın üçüncü ayında açlık sınırı rakamının altında kalması karşısında ister istemez, “Açlık sınırı rakamı ne ifade ediyor?” diye sorma ihtiyacı duyuyorum. Çünkü bu ülkede söz konusu açlık sınırı rakamı altında bir gelir ile hayatını sürdürmek zorunda olan milyonlarca insan var. Böyle olunca bu ülkeyi yönetenlerin toplumun böylesine önemli bir kesimini açlık sınırı altında bir gelirle hayatlarını sürdürmeye mecbur etmiş olmasının inandırıcı bir izahı olması gerekmez mi? Bu açlık sınırı rakamı yanında bir de yoksulluk sınırını ifade eden bir rakam daha var ve bu rakam da aynen açlık sınırı rakamında olduğu gibi her ay ciddi oranlarda artış gösteriyor. Böyle olunca da açlık rakamı üzerinde bir gelire sahip olanlar eğer bu sınırı aşan bir gelir elde etmeye başlamışlarsa bu defa da yoksulluk sınırının altında bir gelir ile yaşamak zorunda kalıyorlar. Böyle olunca da öyle görülüyor ki, toplumun çok büyük bir bölümü açlık ya da yoksulluk sınırı altında bir gelire sahipler. Bu tespiti yaptıktan sonra insan, bu ülkeyi yönetenlerin öncelikli görevi insanımızı açlık ve yoksulluktan kurtarmak değil mi diye sormadan edemiyor.

Hemen belirteyim ki açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını ilk önce kim ya da kimler veya hangi kurumlar belirledi, bu tespiti yapabilmek için ay boyunca hangi ürünlerin fiyatlarındaki artış ya da gerileme dikkate alındı tam olarak bilmiyorum. Çünkü araştırmayı yapan her kurum enflasyon sepetini kendine göre belirliyor. Ancak, bu tespitler sadece bir takım araştırma kurumları, sendikalar aracılığı ile yapılıyor değil. Türkiye İstatistik Kurumu da benzer verileri zaman zaman açıklıyor. Gerçi TÜİK’in elde ettiği veriler ile özellikle sendikaların her ay tespit edip açıkladıkları rakamlar arasında farklılık olsa da toplumun genelinin açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamak zorunda olduğu görülüyor.

Bu noktada Mart ayı itibariyle ortaya çıkan bazı rakamları aktarmak istiyorum ve bu ülkeyi yönetenlerin her fırsatta özellikle muhalefete yönelik açıklamalarında azarlayıcı, itibarsızlaştırıcı bir üslup kullanmalarının sebebi acaba 20 yıllık iktidarları boyunca gelinen noktada insanların büyük çoğunluğunu açlık ya da yoksulluk sınırı altında bir gelirden kurtaramamış olmalarının verdiği rahatsızlık olabilir mi, diye sormadan edemiyorum.

Belki bazı konularda yapılan eleştiriler dayanaksız kalabilir ama sürekli olarak fiyatlarda ortaya çıkan artışlar sebebiyle ülkemizin bir enflasyon batağına saplandığını görmek için ille de yönetim kademelerinde bulunmak gerekmiyor.

Sonuç olarak TÜRK-İŞ Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’na göre Mart ayında 4 kişilik bir ailenin mart ayında yapması gereken gıda harcamasının 4 bin 928 lira olduğu hesaplanmış. Yani daha üç ay önce 4 bin 253 TL’ye çıkarılan asgari ücretin 675 TL üzerinde. Böyle olunca ilan edilen asgari ücret 3 ayda erimiş oluyor. Bunun sonucu olsa gerek yıl ortasında asgari ücretin artırılması gerektiği tartışılıyor. İşin bu noktaya gelmesinde Mart’ta gıda fiyatlarında artışın aylık yüzde 8.24, yıl başından beri ise 20.26’ya ve son 12 ayda yüzde 76.39’a ulaşmış olması yatıyor. Bu arada TÜRK-İŞ araştırmasına göre de yoksulluk sınırı 16 bin 52 lira olmuş. Aklınıza hemen ayda 16 bin 52 lira gelire sahip bu ülkede kaç aile reisi bulunuyor sorusu gelebilir. Ancak, yapılan ve yalanlanmayan araştırma sonucu böyle söylüyor. Bu bakımdan nasıl olsa istedikleri yasayı çıkarma gücüne sahip iktidar ortakları bu açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının her ay açıklanıp milletin moralini bozmasın diye yasaklasınlar(!) olsun bitsin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?