Reklamı Kapat

Anneannenin günlüğünden

Furkan annesiyle birlikte Ankara’ya gitti, bir süre burada kalacak. Evde derin bir sessizlik hâkim, birlikte büyüttüğümüz hatıralar da olmasa sürgün edildiğim bu gurbetin içinde kaybolup gideceğim. Başımı çevirdiğim her noktada gözüme ona ait bir şeyler ilişiyor… Kahvaltı saatinde dinlediğimiz müzik, oyuncaklar, renkli kalemler, oyun için seçtiğimiz alan onun kokusunu taşıyor ve sıkışıp kaldığım gurbeti neşeye, umuda çeviriyor.

Başımı avuçlarımın içine aldım ve düşünüyorum nasıl oldu da hayatıma 3,5 yıl önce giren bir çocuk benden bir parça haline geldi? Onsuz geçen yıllarımı düşünüyor ve kendimi neşesini kaybetmiş bir şehirde buluyorum... Onun olmadığı bu şehirde çiçekleri solmuş ağaçların, gök asmış yüzünü, toprak kokusunu kaybetmiş ve sonra ufuklardan süzülüp gelen bir ışık huzmesi dağıtıvermiş gecenin karanlığını… Baharı onunla tanıdım ben, onun doğuşuyla havanın, suyun, toprağın rengi bir anda değişti ve o şehri boğan kasavet küllenip gitti. Furkan neşemin kaynağı, umudum, sevgim ve özgürlüğe doğru yol alan cesaretim…

Furkan Ankara’ya gitti ve bu sabah güne onun neşesinden mahrum olarak başladım. Tarifi mümkün olmayan bir duygu bu… Issız bir sahraya terk edilmiş gibiyim ve iç dünyamda onun için kurduğum şehrin sokaklarında dolaşıp duruyorum. Devasa bir şehir, içinde kirlenmemiş duygular, saf ve duru bakışlar, türlü renklerden oluşan umut kırıntıları ve bütün dünyayı besleyecek kadar geniş bir sevgi nehri var. Bu sevgi nehri onun için inşa ettiğim mekânın adı ve yokluğunda beni teskin ediyor.

Sevilen bir kişiden kısa süreliğine de olsa ayrı kalmak yüreğinizden bir parçayı alıp götürüyor ve derin bir sızı hissediyorsunuz. Böyle durumlarda yoksunluk, yalnızlık ve hüznün kardeşliğine tanık oluyor ve küçük bir çocuğa dönüşüyorsunuz… Hüzünle akrabalığınızın farkına varıyor ve gözünüzün iliştiği her yerde hatıraların izini görüyorsunuz.

Furkan hayatımdan bir parça, duru bir sabah, koşulsuz bir sevgi, keskin bir ışık ve kulaklarıma dokunan naif bir ses… 3,5 yıldır güne onunla başlıyorum, güneşi birlikte karşılıyoruz, zamanı birlikte planlıyoruz, bazen o bana tabi oluyor, bazen de ben ona… Onunla birlikteyken direncim artıyor ve bütün zorlukların üstesinden gelebilecek kadar güçlendiğimi hissediyorum ve umuda doğru koşuyorum. İki kişilik bir adada yaşıyor gibiyim ve hayatın güzel yanlarını onunla birlikteyken daha net görebiliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder

# Sabah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?