En çok, en etkili, en kısa eğitim

Dünyadaki bütün insanlarla hazreti Adem Aleyhisselam’dan kardeşiz.

Dünyaya gelmiş ve gelecek son insana kadar, bütün insanların topluca eğitimden geçtiğini biliyoruz.

Bu eğitim bütün eğitimlerin aslı, esası, temelidir.

Rabbimizin bütün ruhları yarattıktan sonra, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sorusuna, bütün ruhlar, “Evet sensin bizim Rabbimiz” demeleriyle ilk ve en önemli soru sorulmuş ve ilk cevap verilmiştir.

İnsana ilk önce lazım olan verilmiş.

O da özgürlüktür.

Dünyaya gelince her insanın fıtratı/yaratılışı gereği yöneticisini arar. Ya kendisi gibi birilerinin veya bir gurubun veya bir zorbanın koyduğu kurallara uyar,

Veya kendi nefsinin kulluğunu seçer ve ona göre yaşamaya başlayınca zorunlu olarak kendisi gibi insanların kurallarına uyarak tanrı sayısını çoğaltır.

Ülkelerin birçoğunda, ilköğretimden son öğretime kadar bu despotlardan birini her derste öne çıkarmaları, insanların içinde olan Rab bilgisini bastırma işlemidir.

Veya fıtratında olanı seçer ve saçının telinin ucundan tırnağına kadar her hücresini yaratanın kurallarına uyar ve kula kul olmaktan kurtulur ve yaratan Rabbine kul olur.

Elest bezminde Rabbimizin hitabına muhatap olan ruhumuz ilk ve en güçlü eğitimini gördü. Ben böyle bir şeyi hatırlamıyorum demeyin. Bir şeyi hatırlayamamamız o şeyin olmadığı anlamına gelmez.

Altı aylıkken düştüğümüzü veya sobaya elimizi değip yaktığımızı da hatırlamıyoruz. Ama izlerinden babamızın veya annemizin verdiği haberden inanıyoruz. İşte Rabbimiz de ruhlarımıza,

“Hani Rabbin, Adem oğlunun sırtlarından zürriyetlerini almış ve kendilerine şahit kılmıştı. “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim” (demişti de) “Evet, (sen bizim Rabbimizsin) şahidiz” demişlerdi. Kıyamet gününde “Biz bundan habersizdik” demeyesiniz diye. (Dünyaya gelen ve gelecek olan her insanda İslâm’ın mührü Rabbimiz tarafından vurulmuştur.) (K. Kerim 7/ 172) diye cevap vermişler.

Papa’nın, Amerika’da Biden’ın, Rusya’da Putin’in, Çin’de Jinping’in ve her dinden her insanın içinde o mühür vardır.

İşimiz, mührün üstüne abanan kara, kirli, paslı, kölelik karakteri olan pisliğin giderilmesidir.

Aya ayak basan insan ruhunun daha ilerilere kanat çırpması, Dünyaca ünlü bir ressamın yeni renk ve çizgiler araması, “Sanatının doruğuna vardı” denilen müzisyenin gönül aleminin çok derinlerinden yeni sesler yakalamaya çalışması, hep o gönülde kaybettiğimiz bilgiyi aramaktır.

Gönülde yankılanan o bilginin cinsinden bilgiler verilirse kişi, o eşyayı olduğu gibi görmeye başlar ve onunla mücadele yerine, ondan onu da bozmadan faydalanır.

Eşyanın sırrını çözünce yoruldum deyip toprak yorganını başına bürünmeyi istemez. Son nefesine kadar halk içinde Hak ile olmaya çalışır.

Eşyayı olduğu gibi görme ve yaratılış gayesi doğrultusunda kullanma yolunda önüne çeşitli İslam’ın yolunu kesmeye kalkan, eşkıya, tabiatı tahrip eden bozguncu, zalim hasud, garazkar, despot, softa,  insanlar çıkacak ve onu yolundan alıkoymak isteyeceklerdir. Bu anda insana gerekli olan, aklın ve şeriatın gerekli gördüğü sabırdır.

 Cephede sabretmeye yiğitlik, kahramanlık denir. Düşmana sır vermemek için işkenceye dayanma sabrına “dili tutma” denir.

Sabır, ilim öğrenmeye sabır, onu eyleme/amele dönüştürmeye sabır, bela ve musibet karşısında nefsi tutmak yılmamaktır, geri adım atmamaktır.

Yoksa her türlü kötülük her tarafta kol gezerken eve çekilip ya sabır çekmek dünya ve ahiret azabını davet etmektir.

İlim okumaya sabır, öğrendiğini tatbik etmeye sabır, İslam’ın adalet bayrağını dünya insanının gönüllerine dikerken, zulmün karanlığında boğulmak isteyenlerin kurşunlarına sabır. Biz, Allah’ın (C.C.) bir isminin Sabur olduğunu öğrendik.

Kendisine ortak koşan, kendisine “Allah’ın çocuğu var” diyenlere bile sıhhat, afiyet ve rızk verdiğini öğrendik (Buhari K. Tevhid).

Sabur olan Allah’a iman eden, “Müslümanların arasına girer, eza ve cefalarına katlanır” (Tirmizi Sıfat-ül-Kıyame).

Küfrün zillet çukurunda debelenenlere kurtarıcı elini uzatan peygamberlerimiz, yüzünü yaralayan, dişini kıran, yüzünden kan akıtanlara lanet etmek, onları kötülemek için gönderilmediğini rahmet ve davetçi olduğunu haber verir:

Beygahi, Şuabü’l-iman 3/45

“Allah’ım kavmimi affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyor” dediğini öğrendik (Buhari Sahih, K. Ehadisi Enbia, bab 53,  Müslim, Sahih,  K. Cihad ve siyer bab 35)

Pratik hayatımızın şakülü, terazisi olan ilim, peygamber mirasıdır. Alimler de o ilmin varisidirler. Nerede, neyi, nasıl yapacağımızı efendimizin mirası olan ilimle ayarlayacağız.

Efendimiz, alimleri yıldızlara benzetmiştir (Şerhi hadisi ebi-d-derda ibnü Receb s:10).

Yıldızlar, gökyüzünün süsü, alimler yeryüzünün süsüdür. Yıldızlar, karanlık gecelerde yolunu kaybedenlere yolunu bildirir. Alimler, yeryüzünde Rabbinin emirlerine sırt çevirenlere yol gösterir.

Yıldızlardan bazıları şeytanları taşlar, Alimlerden bazıları da şeytanlaşmış insanların cehenneme çıkan yolunu, cennete çevirmek için İslam’ın verdiği her emri yerine getirir.

Bu yolun kavşak noktasında yanan ışık gibi olur. Belki kendisi zalimlerin elinde ezilir, yakılır ama akan

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?