Reklamı Kapat

Dejavu Mu?

Fransızcada déjà (daha önceden) ve voir (görmek) kelimelerinden oluşan déjàvu (dejavu), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu, anı daha önceden yaşamışlık hâline denir.
Geçtiğimiz hafta gündem oldukça yoğundu. Hatta yankıları hâlâ sürüyor.
Derbi ile başlayalım…

Hafta içi Barcelona karşısında, çok iyi bir takım oyunu, takım savunması ve hızlı kontratağa kalma örneği sunan Galatasaray, Çeyrek Final için önemli bir avantajla ayrıldı.
Ayrıldı diyorum, çünkü “87 kışı”nı andıran Sibirya soğukları nedeniyle İstanbul’a dönüş yapamadı. Bu nedenle de Beşiktaş ile Ali Sami Yen’de oynanacak derbi Barça ile rövanş günü hesaba katıldığında ertelensin mi, ertelenmesin mi tartışmalarına maruz kalırken, yöneticiler ve başkanlar düzeyinde atışmalar, açıklamalar devam ederken Galatasaray derbi için İzmir’de antrenman yaptı.
Göztepe ve Altay antrenman sahalarını Galatasaray’a açtı. Oysa 2-3 hafta önce küme düşme hattındaki rakipleriydi.

Öte yandan Beşiktaş Kulübü Başkanı Sayın Çebi nedendir bilinmez bu erteleme polemiğini gereksiz basın toplantılarıyla gereksiz yere uzattı. Ve gereksiz yere ortamı gergin hale getirdi. Sanırım kulüp iç siyaseti yüzünden olsa gerek. Ve politik konuşmak isterken çok acemice kelimeler sarf etti. “Derbi maçı İnönü Stadı’nda oynayabilirler”, “Sahayı temizleyemiyorlar ise bizim saha müsait. Barcelona maçını da burada oynayabilirler” gibi.

Tabii Başkan Çebi, kendi takımının avantajını düşünebilir. Hakkıdır. Erteleme istemeyebilir.
Bu durum beni 2001 yılına götürdü. Bana bir dejavu yaşattı. Lucescu Galatasaray’ın başındaydı ve Fenerbahçe ile Galatasaray şampiyonluk mücadelesi veriyordu. Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid ile Çeyrek Final ilk maçına çıkacaktı. Öncesinde Pazar günü Beşiktaş ile derbi maçı vardı. Lucescu erteleme istedi. Fenerbahçe cephesi haklı olarak ertelenmesini istemedi. Beşiktaş yönetimi de maç oynansın dedi. Ben de merak ediyordum. Galatasaray hangi maça konsantre olacak diye? Derbide Beşiktaş sahada yoktu. Galatasaray adeta Beşiktaş’ı maçta sürklase etmişti. Ardından R. Madrid maçı oynandı. İspanyol ekip 2-0 öne geçti. Mırıldanmalar başlamıştı. “Beşiktaş maçı ertelenseydi vs.” gibisinden! Fakat Galatasaray yine öyle bir maç çıkardı ki, karşılaşmayı 3-2 kazanmıştı.

Günün şartları, yani şampiyonluk şansı kalmamış iki ezeli rakibin ortamında ben Sayın Çebi’nin yerinde olsam maçı erteleme ister jest yapardım. Günlerdir alaycı ve aşağılayıcı konuşarak Galatasaray’ı da derbiye daha çabuk motive etmiş olmazdım. Tabii ben Çebi’nin yerinde değilim. Herkes yoğurdu farklı yer!
Sonuçta Galatasaray, kendi sahasına bir deplasman takımı gibi gelmesine rağmen, güzel bir oyun, iyi bir performans ve net bir skorla Beşiktaş’ı yendi ve Konya ile Fenerbahçe’nin kazandığı haftada belki de siyah-beyazlıların ikincilik planlarını çöpe attırdı.

Yani yıllar öncesinde yaşanılan anları tekrar yaşar mıyız? Dejavunun yarısı yaşandı. Muhammed ile Kerem bizlere eski günleri anımsattı. Bir başka İspanyol devini Perşembe günü devirip adını çeyrek finale yazdırabilir mi? Domenec Torrent birinci adam yolunda sınavları bir bir geçiyor. Acaba Galatasaray’ın yeni Lucescu’su olur mu? Maç sonunda Kerem’i kucaklayıp sırtında taşıması beni başka bir dejavuya Derwal ve Kalli’ye götürdü.

Arda Güler, Çağatay, Muhammed Fenerbahçe’nin yıllar sonra alt yapısından A takıma kazandırdığı isimler. Arda-Rossi ve Mustafa Muhammed-Kerem bu haftanın muhteşem ikilileriydi. Arda, Ferdi, Kerem, Rıdvan, Abdülkadir, Berat bizleri yine yıllar öncesine götürebilirler mi? Bir dejavu da Milli Takım’da yaşayabilir miyiz? Futbolda bir devrim yaşayabilir miyiz?
Trabzonspor artık şampiyonluk için gün sayıyor. Hatta artık fantezi peşinde daha erken şampiyon olabilir miyim hesaplarını yapıyor. Onlar da yıllar öncesinin dev kadrosunu hatırlatıyor.

Fakat bazen bu dejavu tersten de yaşanabiliyor. MHK’nin 13 hakemi ki, aralarında değişmez, vazgeçilmez isimlerin de yer alması kafaları karıştırdı! Bana göre sezona damgasını vurdu. Sezona şaibe bulaştırdı. Çok acemice yapılan konuşmalardı. Sonra yapılan açıklamalar ise durumu iyice girift hale getirdi.
Asırlık kulüplerin sordukları soruların cevaplarını vermek yerine, yanlış yönetim ve talimatlarla yönetim yüzünden Türk futbolunu işin içinden çıkılmaz hale getirenler zeytinyağı gibi üste çıkıp bu durumdan sıyrılmanın peşindedirler.

Öte yandan TFF’nin paket paket naklen yayın ihale şartnameleri de bir başka kaos ortamı oluşturmuştur. Naklen Yayın İhalesi tekrardan tek tek incelenmeli ve şeffaf olarak konuşulmalıdır. Paketler itiraz hakkı oluşturmuştur.

Türk futbolu için reform ve devrim kaçınılmaz olmuştur. Yoksa bu tersten dejavu işlerini devamlı yaşarız. Yoksa Mehmet Ali Aydınlar gider, Yıldırım Demirören gelir, Sayın Demirören gider Nihat Özdemir gelir. Sayın Özdemir gider, Sadettin Saran gelir!
Bu fasit dairenin içinden çıkamayız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?