Kâfirin Burnu Sürtülmeden Savaş Bitmez

Ukrayna-Rus üzerinden sürdürülen dünya savaşı ne olacak?
Bağdat, Şam, Kahire, Tunus, Cezayir, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Myanmar, Arakan gibi yerlerin herhangi birinde öldürülen Müslüman sayısı, Ukrayna’da, iki taraftan öldürülenden daha fazla.
Yalnız Irak’ta Amerika’nın bir haftada öldürdüğü insan sayısı Putin’in öldüreceklerinden de fazla.
Hangisi haklı hangisi haksız, ayırt etmek mümkin değil.
Hakla, batılın karmakarışık olduğu bir hayatı yaşıyoruz.
Rabbimiz, bizi İsrailoğulları üzerinden uyarıyor:
“Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin.” (Bakara süresi, ayet 2/42-43)
Namaz kılanlarla, zekât verenlerle birlikte, yalnız Allah’a rükû/eğilenlerle beraber olmaya, aynı kitabı Kur’an’ı okumaya, aynı Resulü örnek almaya, ahlâkımızı güzelleştirmeye ve maddi varlıklarımızı yardımlaşmayla birbirimizi desteklemeye çalışalım.
Kâfirin havalı burnu sürtülmeden yeryüzünde ifsat hareketi durmaz.
Rabbimiz haber verir:

“O işbaşına geçtiği zaman, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye koşar. Allah bozgunculuk yapanı sevmez.” (Bakara süresi, ayet 2/205)
Allah Resulünün (S.A.V.) devrinde de böyle olmuştur, böyle olmaya da devam edecektir. Ateş yakacak, su söndürecek. Bazı kardeşlerimiz iyi niyetli olarak şöyle derler:

“Bu asır, küfrün en azgın olduğu devir. Küfrü temsil edenlerin de madde üstünlüğü Müslümanları ümitsizliğe düşürmekte. Bu günün Ebu Cehil ve Ebu Leheb’lerinin ellerine asrısaadetin Ebu Cehil ve Ebu Leheb’leri su dökemez. Bu günün irtidadı Ebu Bekir (R.A.) devrinin irtidadından daha şiddetli, bu günün münafığı asrısaadetin münafığından daha tehlikelidir.

İçimizde de bir Allah Resulü yoktur ki, Ebu Cehil’e galip gelsin, bir Ebu Bekir yoktur ki irtidat olayını bastırsın.
Bir Abdullah İbni Übey yoktur ki münafığı şehrimize katmasın. Onlar olmadığına göre bizde bu davayı savunamayız. Ancak kendimizle meşgul olabiliriz.”
Bu fikir tümüyle yanlıştır ve sapıkçadır. Bir düşman ki Hz. Hamza’nın ciğerini ağzında çiğneyecek kadar vahşidir;

Bir düşman ki Allah Resulü secdede iken boynuna deve bağırsağı atacak kadar alçaktır; Bir münafık ki, Allah Resulünün hanımı, müminlerin annesi Hz. Aişe‘ye (R. Anha) iftira edecek kadar yüzsüzdür. Hangi asırda Müslümanlara böylesine bir işkence edilmiş?
Allah Resulü, sabrın sembolüdür. Bunun için de en büyük meşakkatlere, eziyetlere sarsılmadan, ümitsizliğe düşmeden tahammül etmiş, tebligatına devam etmiştir.
Rabbimiz buyurur:

“Andolsun! Allah’ı ve âhireti uman ve Allah’ı çokça zikreden sizler için, Allah’ın Resulünde en güzel örnek vardır.” (Ahzab süresi, ayet 33/21)
İnsanlık 19. asırdan bu yana O’nun örnek olduğu şeyleri yeni yeni kavrayabilmekte. Bundan 1400 sene evvel Mekke’de Veda Haccı’nda yüz kırk bin sahabeye irat edilen hutbede şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar, dikkat ediniz, Rabbiniz birdir. Babanız (Adem) de birdir. Yine dikkat ediniz, Arap’ın Arap olmayana üstünlüğü olmadığı gibi, Arap olmayanın da Arap’a üstünlüğü yoktur. Kızıl derilinin siyaha, siyahın kızıl deriliye üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva (Allah’ın kriterlerine uyma) iledir.” (Ahmet, Müsned, Ebu Nadra hadisi)
Allah kanununun bir maddesinde de:
“Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi milletler ve kabileler halinde kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat süresi, ayet 49/13) buyrulmuştur.

Bu anlamdaki ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin hükümleri, sözde kalmamış fiilen tatbik edilmiştir.
Asr-ı saadette bir kölenin Üsame Bin Zeyd’ın, ordu kumandanı olduğunu, bir diğerinin vilayete kadı (hâkim) olduğunu, bir diğerinin maliyeci, bir başkasının devlet başkanı, bir diğerinin Allah Resulünün kâtibi olduğunu görmekteyiz.

Müslümanların düşmanı olan bir zencinin, Müslüman olduktan sonra devlet idaresinde büyük bir yerde görev yaptığını görmekteyiz.

Türkiye’de Aralık 2018 araştırmasına göre 113050 (yüz on üç bin elli) Müslüman’ımızın adı, gönlü kardan beyaz, baldan tatlı, Bilal’i Habeşi’nin (R.A.) adını almış.
Kaç tane beyaz Amerikalı, zenci bir insanın adını almıştır.
Yıl 2022.
İnsanlık, İslam’a hasret yaşıyor.
İslam’ı tebliğ ve temsil edemiyorsak, bari İslam’la insan arasına engel olmaktan çıkalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

"zafer" - Belçika'nın başkenti Brüksel'de 2021'de doğan erkek bebeklere en fazla koyulan isim Muhammed oldu.

Belçika İstatistik Kurumunun verilerine göre, Brüksel'de geçen yıl dünyaya gelen 18 bin 430 bebeğe Muhammed adı verildi.

"Jean" ismi 6 bin 89 bebeğe koyulurken 4 bin 166 bebek "Ahmed", 4 bin 60 bebek "Philippe" adını aldı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Mart 14:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?