Reklamı Kapat

Erbakan ve İlk Ayakkabılı Eylemi

Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Erbakan Hoca’mızın Nisan 1977 tarihli Günaydın gazetesine verdiği röportajdan: “Tarihin ilk ayakkabılı eylemi Erbakan’ın milli sanayi mücadelesiyle yapılıyordu… Peki, ayakkabıyı fırlatan ve fırlatılan kimdi? Yıl 1961, yer Ankara... Birinci Otomotiv Sanayi Kongresi yapılmaktaydı. Kongreye katılanlar arasında işadamları, bürokratlar, mühendisler, gazeteciler vardı. Kongrenin öncülüğünü yapan isimse, daha sonra Türkiye’nin siyasi hayatına damgasını vuracak olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dı. Erbakan, 1956 yılında daha 30 yaşında iken Gümüş Motor Fabrikası’nı kurarak Türkiye’nin ilk büyük sanayi hamlesini gerçekleştirmiş. Yine 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresi’nde ilk kez ‘Türkiye’nin kendi otomobilini üretebileceği’ fikrini ortaya atmıştı. 1961 yılındaki Otomotiv Kongresi bu çabaların bir sonucu toplanmıştı. Kongre salonu, oldukça kalabalık ve heyecanlıydı. Salonda, Türkiye’nin kendi otomobilini üretebileceğinin inancı ile heyecanlanan mühendislerin yanı sıra, yerli otomobil fikrine karşı çıkan işbirlikçi masonlar da bulunmaktaydı. Bunlardan biri de, Bernar Nahum’dur. Bernar Nahum, Lozan gizli danışmanlarından olan ve Türkiye’nin adım adım İslam’dan uzaklaştırılmasını, her yönden zayıflatılıp parçalanmasını amaçlayan Siyonist Yahudi planın fikir babası Haham Hayim Nahum takımındandı. Bernar Nahum, Koç Otomotiv Grubu’nun temsilcisi olarak toplantıdaydı.”

PARANTEZ
“Vehbi Koç ile Bernar Nahum 1944 yılında tanışmış, bu tanışma Koç Grubu için tarihi bir dönüm noktası olmuş. Grup hızla büyümeye ve küresel bir şirket olmaya başlamıştı. Koç ile Nahum, ortaklaşa Otokoç’u kurmuş ve başına da Nahum atanmıştı. Bir iddiaya göre Bernar Nahum, Lozan Anlaşması’nın mimarı meşhur Hayim Nahum’un oğlu olmaktaydı. Bir iddiaya göre de Koç Grubu’na ait, BEKO’nun BE’si Bernar’dan, KO’su Koç’tan alınmaydı. Gelelim ayakkabılı eyleme: Bernar Nahum, Birinci Otomotiv Kongresi’nde konuşurken salondaki hava giderek elektriklenmeye başlamıştı. Çünkü Otokoç’un ortağı ve yöneticisi Nahum, salondaki heyecanın aksine otomotiv sanayinin zorluklarından bahsetmekte ve yerli otomobil fikrine karşı çıkmaktaydı. O sırada ön sıralarda oturan genç bir mühendis, bir kürsüde konuşan Bernar Nahum’a, bir de ayakkabılarına bakmaktaydı. Makina Kimya Endüstrisi’nde (MKE) çalışan Erbakan’ın millici ekibinden olduğu anlaşılan mühendisin ayağında, kurumun yeni dağıttığı postallardan vardı. Nahum konuşmasına devam ederken ön sıradaki genç, postalının bağcıklarını çözmeye çalışmaktaydı. Çünkü öfkesi iyice kabarmıştı. Nahum; ‘Bursa’da şeftali üretmek, otomotiv üretmekten hem daha kolay hem daha kazançlıdır’ dediği anda da ortalık karışmıştı. Nahum’un ‘otomotiv yerine şeftali üretmeyi’ önermesine dayanamayan genç mühendis ayağından çıkardığı postalı kürsüye fırlatmıştı. Postal, Nahum’un alnına çarparken, MKE’li vatansever: ‘Bize otomobili siz ürettirmiyorsunuz, sizler bizi Batı’ya mahkûm ve mecbur ediyorsunuz’ diye bağırmaktaydı. Ve bu genç mühendis de Erbakan gibi, milli ve yerli kalkınma sevdalısıydı. Herkes unutmuş olsa da işte bu olay ilk ayakkabılı protesto eylemi olarak tarihe geçmiş bulunmaktadır.”

YAZMAK ZORUNDAYIZ
“Her şeye rağmen Türkiye’nin ilk yerli otomobili ‘Devrimi’ yapma fikri, bu kongrenin sonucunda ortaya çıkmıştır. Yapılmıştır da... Ama biliyorsunuz benzin koymayı unuttukları için yürümemiş ve öylece kalmıştır. Oysa Erbakan ilk yerli otomobil fikrini 60 yıl önce ortaya attığında, ne Kore’nin Hyundai’si, Ne İran’ın Samand’ı, ne Hindistan’ın Tata’sı, ne Çin’in Cherry’si vardı. Ne kadar acıdır ki, şimdi sokaklarımız Hyundai, Tata, Cherry ile dolup taşmaktadır. Son bir not: Türkiye’ye ‘otomobil yerine şeftali üretilmesini’ öneren Bernar Nahum hakkında bakın Rahmi Koç yıllar sonra ne buyurmuşlardı: “Koç’un otomotiv sanayi işine girmesini, büyümesini ve kâr etmesini sağlayan Mösyö Bernar’dır. Vehbi Bey’in büyük itimadını kazanmış biriydi ve Vehbi Bey, o ne derse kabul ederdi. Bernar Nahum eldeki paranın daima otomotiv işine yatırılmasını istemiştir.”

TRABZON’DAN İSTANBUL’A
Erbakan Hoca’mız anlatıyor: “İlk mektebi bitirmek üzereydik. Trabzon’dan ayrılmak üzere hazırlandığımız günlerde bizi çok şaşırtan iki tane mühim olay cereyan etti. Bu ikisi hayat boyu hiç unutamadığım olaylardır. Bunlardan bir tanesi bizim meşhur incir ağacıdır. Evin bahçesindeki o incir ağacı bizim çocukken kurduğumuz devletin en önemli bölgesiydi…”
-Hocamız ilk devletini daha ilkokul öğrencisiyken Trabzon’da oturdukları Pertev Paşa konağının bahçesinde kurmuştu. Devletin adı “Lanlaka” idi. Anlamı yoktu öylesine bir isimdi. Hatıratımıza dönecek olursak; “Beş sene o incir ağacıyla adeta beraber büyüdük. Üzerinde oynardık, meyvesini yedik. Hatta dallarında öyle incir olurdu ki bütün mahalleye dağıtırdık. Kardeşler olarak hepimizin birer dalı vardı o ağaçta. Herkes kendi dalındaki inciri toplar ve yerdi. İşte Trabzon‘dan ayrılma vakti geldiğinde bizi bir hüzün aldı. Üzerinde o kadar çok hatıramız vardı ki ayrılmak zor. Artık evdeki eşyalar toplanmıştı. 2 ya da 3 gün sonra taşınacağız. Bir sabah kalktık bir de baktık ki dalların hepsi yerde, kırılmışlar… Bir diğer olay ise yine Trabzon’daki evde Mestan isimli bir kedimiz vardı. Bu kedi çocukluğumuzdan beri bizimle oynaşır, bizi görür görmez koşar yanımıza gelirdi. Kendisini sevdirmek için sırnaşır dururdu. Tabii ayrılırken en büyük sorunlardan biri de Mestan’ın durumu oldu. Aile olarak konuşuyoruz, Mestan ne olacak? Götürsek yeni yerini yadırgar mı? Ne de olsa o toprakların kedisi. Götürmesek öyle alışmışız ki nasıl ayrılacağız. Biz bunları düşünürken bir de baktık ki Mestan ortalıkta yok. Hiç evimizden, dibimizden ayrılmayan kedi birdenbire kayboldu. Evin ve bahçenin her yerine bakmamıza rağmen Mestan’ı bir daha bulamadık. Bu olayı hayatım boyunca hiç unutmadım.” Mekânın cennet olsun mücahit Erbakan Hocam… Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder

# Çin, İran

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?