Reklamı Kapat

Pozitif(!) Ayrışma

Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, Kovid-19 salgınının küresel ekonomiyi olumsuz etkilediği son iki yılda ekonominin pek çok açıdan dünyadan pozitif yönde ayrıştığına dikkati çekerek, “2021’de yüzde 11 reel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesi ile verisi açıklanan G20, OECD ve Avrupa Birliği üyeleri arasında en yüksek büyüme oranını elde eden ülke olduk” demiş.

Her nedense bu yüzde 11’lik büyüme kamuoyunda pek bir yansıma bulamadı. Kontrolden çıkan enflasyon, giderek ağırlaşana geçim koşulları ve vatandaşı her açıdan kuşatan ve nefes aldırmayan hayat pahalılığından olmasın sakın bu?

“Pek çok açıdan pozitif ayrıştığımız” söylense de kağıt üstünde bir anlamı olmaktan öteye geçemeyen büyüme rakamları dışında pozitif ayrıştığımız diğer alanlar nedir acaba? İhracatta rekor kırdığımız söylenip duruyorken ve Şubat ayı verisi için de aynı şey tekrarlanıyorken, dış ticaretin diğer sac ayağı olan ithalat rakamlarını görmezden gelmek nedendir acaba?

Kerameti kendinden menkul “yeni ekonomik modelimiz”in temel umdelerinden biri olarak gösterilen “cari fazlayla büyüyeceğiz” argümanı, daha başlangıçtan ölü doğdu halbuki. Çünkü ihracat rekorlarına bakmaktan ithalattaki rekorları es geçen bir ekonomi yönetimimiz var ve kamuoyunu istedikleri yöne baktırmak ve kendi işlerine gelen gerçekleri göstermek dışında bir şeyi önemsedikleri de pek söylenemez.
Şubat ayında ihracat geçen yıla göre yüzde 25,4 artışla 20 milyar dolara yükselirken, ithalat yüzde 45,6 artarak 28,1 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı ise yüzde 142 artarak 8,1 milyar dolara çıktı. Evet, ithalattaki ve dış ticaret açığındaki artışları görmeyince “tüm zamanların en yüksek Şubat ayı ihracat rakamı” diye övünülebilir ama rekorla övünmektense gidişatın vahametine kafa yormak daha önemli sanki.

Sadece büyüme rakamlarına, o da sadece tek bir açıdan bakarak “dünyadan pozitif ayrıştığımız” tekrarlamak hiçbir sorunu çözmüyor. Enflasyon yüzde 55’i buldu ve ÜFE ile TÜFE arasındaki 50 puanlık farka bakınca da maliyet enflasyonu üzerindeki baskının artarak sürdüğünü ve enflasyonun yüksek seyrinin önümüzdeki süreçte de süreceği açıkça görülüyor. Geçen ay yıl sonu için bile yüzde 30’luk seviyelerde bir enflasyon tahmin ediliyorken, Sayın Bakan geçen hafta karar değiştirerek yıl boyu enflasyonun yüksek seyredeceğini dile getirdi. Küresel gelişmeleri, özellikle de enerji fiyatlarının yukarı yönlü hareketini de işin içine katınca, neredeyse “tüm maliyetlerin anası” sayılabilecek enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki büyük baskısının süreceği de büyük bir risk olarak görünmekte.

Akaryakıttaki zamların ve fiyat seviyelerinin artık akılla mantıkla bağdaşmaz raddeye varması, vatandaşın tahammül sınırlarını olduğu kadar maddi imkanlarını da fazlasıyla zorluyor, hatta aşıyor. Bu koşullarda, ortada bir “pozitif ayrışma”dan bahsetmek mümkün görünmüyor. Kağıt üstünde kalan birtakım veriler ve istatistiklere bakarak pembe tablolar çizmek ve sahte başarı hikayeleri anlatmak, temelsiz umutlar pompalamak, toplumun ve ekonominin gerçeklerini yansıtmadığı gibi bir noktadan sonra da halka karşı ayıp oluyor.

Ekonomideki yüksek enflasyonu ve fahiş fiyatları konusunda kendi ekonomi politikalarını hiçbir şekilde sorumlu görmeyip de ya döviz kurunu ya da “faili meçhul” fırsatçıları sorumlu olarak gösteren bir anlayışla bir yere varılamaz maalesef. Döviz kurunun göreceli olarak sakin seyrettiği halde akaryakıt fiyatlarının korkunç şekilde artmasında bir tuhaflık yok mu yani? Doların 18 lirayı aşarak zirve noktasına ulaştığında benzin 12 lira iken, doların 13,8 lira iken benzinin 17 lira olmasına birileri bir şey söyler inşallah… Nitekim, kendilerinin fiyat artışlarını açıklayan teorisine(!) ters bir durum var ortada.

Sonuç olarak, ekonomi ne talimatla ne kamuoyunu yanıltmaya yönelik algılarla ne de temelsiz müjdelerle yönetilemez. Türkiye’nin “Yeni Ekonomi Modeli” gibi artistik ama içi boş şeylere değil, iktisadi kurallara riayet eden ve kamuya karşı olan sorumluluğunun bilincinde olan bir ekonomi yönetimi anlayışına ihtiyacı var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?