Bir insan ne ile yaşar?

Bir insanın hayatını tutarlı ve dengeli bir şekilde sürdürebilmesi için nelere ihtiyacının olduğu sorulmuş olsaydı hiç tereddüt etmeden adalet, ekmek, su ve sosyal çevre derdim. Adalet inandığım dinin omurgası, dünyayı ayakta tutan en etkin güç ve bütün canlıların ihtiyacı olan merkezi bir gereksinimdir ki, Rabbimiz bu gücü tesis etme görevini insana bahşetmiştir. Fakat insanlık tarihine baktığımızda fertlerin adaletin kalelerini yıkmak için adeta yarıştıklarına ve sahip oldukları her şeyden vazgeçerek körleştiklerine şahit oluyoruz.

28 Şubat’ta ağır baskılara maruz kalan ve hak ihlaline uğrayan dindar kesim 2002 tarihinde AKP iktidara geldiğinde umutlarını tazelemiş ve her fırsatta Ömer’in adaletinden dem vuran kardeşlerimizin yıkılan değerleri inşa edebileceğine inanmışlardı. Fakat makam, mülk ve şöhretin insanı körleştiren bir cazibesi vardı ki, onlar bunu hiç hesaba katmamışlardı. Zaman her şeyi gözler önüne serdi ve Rabbim kardeşlerimizin vaat ettikleri şey ile niyetleri arasındaki çelişkiyi ortaya çıkardı ve adaletin bu kişilerin elleri ile katledildiğine tanık olduk. Kardeşlerimiz 20 yıllık icraatlarının sonucunda yolsuzluk, torpilcilik, adam kayırma, kibir, ötekileştirme ve servet biriktirme noktasında o kadar ileri gittiler ki insanların tasavvurlarındaki dindarlık imgesine büyük darbe vurdular. Peki, şimdiden sonra ne olacak? Zaman neyi gösterir bilemiyorum ama bu saatten sonra niyetini bozmamış, çizgisinden ödün vermemiş kişilere bu kiri temizlemek düşüyor.

Çocuklar kişiliklerini oluştururken sürekli savunma halindedirler. Tasvip etmediğiniz bir davranışını ifade ettiğinizde hemen savunmaya geçer ve kendilerini temize çıkarabilmek için bahaneler üretirler. Kişilik gelişimini tamamlayıp, belli bir olgunluğa ulaştıklarında ise eleştirileri olgunlukla karşılar ve hatalarının farkına varıp onarmaya çalışırlar. AKP’li kardeşlerimizin kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı gösterdikleri tepkiler, kişiliğini oluşturma aşamasında olan bir çocuğun tavrından farklı değil. Hatalarını gündeme getirdiğinizde hemen savunmaya geçiyor ve kendilerini temize çıkarabilmek için sağa sola çamur atmaya başlıyorlar. Hatırlarsınız şu günlerde İBB’den milyonluk burslar alıp Avrupa’da eğitim alan üç kadının durumu konuşuluyor ve yüzümüzü kızartan bu durumun dindar kesime büyük zarar getirdiğini görüyoruz. Kardeşlerimiz alınan milyonluk bursları inkâr etmiyorlar ancak meşru hale getirebilmek için CHP zihniyetinin dindarlarla olan kavgalarına, 28 Şubat’ta yaşanan mağduriyete gönderme yaparak, bulaştıkları kirin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Tamam bütün bunlar doğru ama sizin yaptığınızı nereye koyacağız? Böyle bir durumda sizin hatanızı dillendirenin kim olduğuna değil, bu durumun inandığınız değerlerle ne kadar örtüştüğüne odaklanıp telafi etme yoluna gitmeniz gerekmez mi? Sandınız ki bu devran hep böyle devam edecek ve toplumun size verdiği yetkiyi kullanarak istediğiniz gibi at koşturacaksınız ama olmadı, olmuyor, olmayacaktır da…

Düşündükçe kahroluyorum ve onlarca yoksul çocuk yurt parasını dahi ödeyemeyip eğitimine devam edemezken, başörtüsü kahramanları olarak lanse edilen birkaç kadının edindikleri imkânları, aldıkları milyonluk bursları anlamakta güçlük çekiyorum. Kardeşim siz böyle bir şeyi nasıl hazmedebildiniz? Bunu nasıl sindirebildiniz? Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınızda bir sızı hissetmediniz mi?

Hatayı meşru göstermek, hataya düşmekten daha vahim bir durumdur. Zira hatanın farkına varıp, durumu kabullendiğinizde ihlal ettiğiniz hakları iade eder, helalleşir, bedel öder, tövbe eder ve telafi etmeye çalışırsınız. Ancak haramı meşru gösterecek yollar aramaya başlamışsanız belki insanların gözlerini boyayabilirsiniz ama girdiğiniz o kirli yoldan dönme şansına ulaşamazsınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder

# adalet, CHP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?