Reklamı Kapat

Rusya-Ukrayna krizinin düşündürdükleri

Rusya ve Ukrayna arasında bir süredir devam eden kriz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın doğusunda bulunan Donetsk ve Lugansk bölgelerinde Rus yanlısı ayrılıkçılar tarafından ilan edilen devletleri tanıma kararı alması ile başka bir boyuta taşındı. Sürecin başından beri ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler bir yandan Rusya’yı Ukrayna’yı işgal etmemesi konusunda uyarırken diğer yandan olası Rusya Ukrayna savaşının planlanan sosyal, ekonomik ve finansal olaylar döngüsünün başlaması için iyi bir ortam oluşturabileceği düşüncesi ile adeta savaşın başlamasını bekler bir görüntü vermektedir. Türkiye Batı ülkeleri ile birlikte daha çok Ukrayna safında görünmektedir. Rusya’dan tarım ürünleri ithalatı yapan ülkeler listesinde birinci sırada bulunmamız göz önüne alınırsa krizin derinleşmesi ve savaşa dönüşmesi durumunda ülkemizde tarım ve gıda ürünlerinin tedariki bakımından sıkıntılar yaşanmasına neden olabilir.

Rusya 2000’li yılların başında tarım ürünleri ithalatı yapan bir ülke durumundayken geçen 20 yılı aşkın süreçte attığı planlı adımlarla günümüzde tarım ihracatından 36 milyar dolardan fazla gelir elde eden bir ülke haline gelmiştir. Dünyanın bir numaralı buğday ihracatçısı konumunda olan Rusya’nın 2002 yılındaki buğday üretimi 34.1 milyon ton iken bugün yıllık buğday üretimi yılda 90 milyon tona dayanmıştır. Aynı Rusya bugün yulaf üretiminde birinci, karabuğday üretiminde ikinci, buğday ve çavdar üretiminde üçüncü, tüm tahıl ürünleri üretimi bakımından dünyada beşinci durumdadır. Aynı süreçte Türkiye’de ise ekilebilir tarım arazilerinin hızla kaybedilmesine paralel olarak tarım ürünleri üretiminde düşüş ve tarım ürünleri ithalatında süregelen artış yaşanmıştır. En stratejik tarım ürünlerinden birisi olan buğdayda 2002 yılındaki yıllık üretim 19.5 milyon ton iken bugün gelinen noktada 20.5 milyon ton seviyesine ancak ulaşmıştır. Tarım teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve verimlilik artırmaya yönelik imkânlar bağlamında değerlendirilirse bu artış çok yetersizdir. Zaten mevcut üretim miktarı ihtiyacı karşılayamamakta, Türkiye yıllardır buğday ithal etmektedir. Bunları ifade etme amacımız Rusya politikalarını övmek, Türkiye’de uygulanan politikaları eleştirmek değildir. Amacımız tarım üretiminin her geçen gün ülkeler açısından daha fazla stratejik anlam ifade ettiğine vurgu yapmaktır. Zira bugün Rusya ekonomik olarak kırılgan bir durumda olmasına rağmen bütün dünyayı bu kadar rahat karşısına alıyorsa en önemli güvencelerinden birisi enerji potansiyelinin sağladığı güçle birlikte temel gıda ve tarım alanında kendi kendisine yeter durumda olması, birçok ülke bakımından tedarikçi durumunda olmasıdır.

Tarım ve gıda konusu tüm dünya açısından her geçen gün daha fazla önem arz eden bir konuma gelmektedir. Bugün iki ülke arasında yaşanması muhtemel bir savaşın Türkiye başta olmak üzere birçok ülkenin temel gıda ürünlerini tedarik etme durumunu sıkıntıya sokacağı öngörülmektedir. Ayrıca 2030 sonrasında tüm dünyada insanlar için en önemli sorunlardan birinin yenilebilir, organik gıda tedarik sorunu olacağı ifade edilmektedir. Tarımın büyük stratejik önemine rağmen Türkiye tarım alanında kendi potansiyelini gerektiği gibi değerlendirememektedir. Üstelik bizim bu alanda sadece kendi potansiyelimizi değil 1997 yılında büyük bir misyonla Erbakan Hoca’mız tarafından kurulan D-8 ülkelerinin potansiyelini değerlendirme imkânımız da olmasına rağmen bu imkan ve potansiyel değerlendirilememiştir. D-8 ülkelerinden Türkiye, İran, Nijerya ve Endonezya ekilebilir tarım arazileri dünyada ilk 30 içerisinde olan ülkelerdir. Ayrıca diğer üye ülkelerin de bölge bölge farklı ürünlerin yetiştirilebildiği verimli tarım arazileri olduğu bilinmektedir. D-8 bünyesinde merkezi bir planlama ile ürün ve arazi bazında planlama yapılarak tarım üretiminde zamana yayılmış bir hamle gerçekleştirilmiş olsaydı bugün gelinen noktada hem ülkemiz, hem İslam dünyası, hem de insanlık açısından en temel ihtiyaç olan gıda konusunda başka bir senaryo konuşuyor olabilirdik. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi dünyada 2030 sonrası için en büyük sorunların başında yenilebilir gıda tedarik sorununun olacağı öngörüsü göz önüne alınırsa aslında çok da geç kalmadığımızı söyleyebiliriz. Yeter ki gerekli irade ortaya konulabilsin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?