Kar içinden kardelen çiçeği açar

Rusya’nın yetmiş yıllık zulmünün kendisine hiç fayda vermediğini, aksine gaddarlıkta, zalimlikte sınır tanımayan biri olarak ün yaptığını ve sonunda komünizmin yıkıldığını gördüğü halde, yönetime gelen herkes, daha önce yanlış yapanlar gibi olmadığına inandığından, “Ben gücümle bunları hizaya getiririm” fikriyle aynı yolda aynı zulümleri yaparak yeryüzünde dolaşmaya başlıyor.

Değişen bir şey yok.

Sevgili Peygamberimizi, korkutmak, ambargo koymak, iman edenlerden savunmasız insanları öldürerek şehit etmek, baskının her çeşidini uygulamakla başarılı olamayacaklarını anlayınca müşrikler, baktılar ki, vurulan her darbe onları birbirine daha fazla yaklaştırıp aşılmaz bir cephe oluşturuyor.

Bu sefer taktik değiştirerek Efendimize,

“Eğer zengin olmak istiyorsan aramızda mal toplayıp sana verelim.

Eğer kral olmak stersen, kral yapalım.

Tedavi olmak istiyorsan dünyanın en değerli doktorunu getirelim” derler.

Yani “krallığına razıyız; ama peygamberliğine razı değiliz.

Çünkü bizim kurulmuş sömürü düzenimizi bozuyorsun. Kölemizle bize eşit muamele ediyorsun.

Ecdadımızın geleneklerine karşı çıkıyorsun” derler. Efendimiz cevap olarak Fussilet Suresi’nin başından on dördüncü ayete kadar okur.

Bu ayetlerde kitabın Allah tarafından gönderildiği, Efendimizin de bizim gibi bir insan olduğu, ancak ona vahiy bildirilmekte. Yani Efendimiz onlara şunu demek ister: Bu görevi ben kendim başlatmadım ki, ben vazgeçeyim.

Ben de sizin gibi bir insanım, ancak bana vahiy geliyor ve ben o vahiy doğrultusunda hareket ediyorum.

Efendimiz şöyle düşünmedi: Ben önce krallığı alayım, devleti tamamen ele geçirdikten sonra İslam’ı hâkim kılayım demedi.

Usul ne ise, vusul odur derler.

Krallık yolundan peygamberlik makamına varılmaz.

Mantığın katı kuralları içinde sıkışıp kalmamak için Efendimiz daima: “Rabbim, göz açıp kapayıncaya kadar beni kendi nefsime bırakma” diye (Ebu Davud Edeb 101, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/42/50) dua ediyordu.

Bu teklif de geçerli olmayınca tapınmada ortaklık teklif ettiler.

Bir müddet sen bizim kanunlarımıza uy ilahlarımıza tapın, bir müddet biz senin Allah’ına tapınalım dediler.

Bunun üzerine cevap yine Rabbimizden geldi. “De ki: Ey kâfirler, ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim ibadet ettiğimi de siz ibadet etmezsiniz. Ben sizin taptığınıza tapacak değilim. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana” (K. Kerim Kâfirun Suresi, 109/1–6).

Efendimiz bu sure ile İhlâs Suresi’ni sabah namazının sünnetinde okumaya devam ederdi.

Her sabah kalkışında önce Rabbine giden yolda karşımıza çıkan engelleri, kendi iç dünyamızda yıkmak.

Onlarla bir anlığına bile uzlaşmaya gitmeyeceğimize kendimizi hazırlamak için bu iki sureyi çok okuyup amel etmeye çalışacağız.

Bu teklifte geçerli olmayınca, “Bari putlarımız hakkında kötü söyleme” dediler. Efendimiz, “Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben, bana vahyolunanı uygularım” (K. Kerim 10/15) diye cevap verdi.

Körler diyarında gözünü kırpmadı. Gözlerini açtı onların da gözlerinin açılmasına vesile oldu.

Bütün bu teklifler geçerli olmayınca ecdatlarının yoluna başvurdular, işkenceye.

İşkencecilerin  bir kısmının Müslüman olmasıyla sonuçlandı, bir kısmının da cehenneme odun olarak ölmesiyle sonuçlandı.

Rusya’nın, Azerbaycan’dan Kırgızistan’a kadar Müslüman Türk âlemini kasıp kavurduğu, Türkiye’de de, “Tek dişi kalmış canavarlar”ın cirit attığı  günlerde,  Mehmet Akif merhum:

“Bilmiyorlar ki bu şiddetlerin olmaz hükmü: / Göz yılar önce, fakat sonra kanıksar ölümü. / Sanıyorlar kafa kesmekle, beyin ezmekle, / Fikr-i hürriyyet ölür. Hey gidi şaşkın hazele! / Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak: / Ekilen gövdelerin hepsi yarın fışkıracak!” diyordu ve dediği gerçekleşti.

Şimdi İslam, her yerde yeniden neşvü nema bulmaya başladı.

Rabbimize hamdolsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?