Reklamı Kapat

Nasıl yaşarsanız öyle yönetilirsiniz

Akif Bey yetmiş yaşında emekli bir beyefendi… Kendisini İstanbul’un saf yerlisi olarak görüyor ve onurlu duruşunu, vakarını, kitaplara olan düşkünlüğünü bununla açıklıyor. Beyefendi, eşiyle birlikte aileden miras kalan ahşap bir evde tek başına yaşıyor ve çocuğumuz olmadı ama kalbimde dünyadaki bütün çocuklar için bir alan ayırdım diyor.

Emekli olduktan sonra haftada bir gün yaptığı market alışverişleri dışında pek dışarı çıkmayan bey amcamız şu günlerde gün aşırı markete gidiyor ve patates, soğan ve ekmekten oluşan rızkını alıp, etrafına hiç bakmadan, kimseyle selamlaşmadan evine doğru yürüyor. Akif Bey elindeki alışveriş listesini sürekli erteliyor ve faturalardan artan para ile zaruri ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Ay sonunu getirebilmek için her akşam hesap yapıyor, marketlerin indirim reyonlarını titizlikle takip ediyor, deterjanı, şekeri, çayı, makarnayı buradan alıp ayın sonunu sabırla bekliyor.

Bey amcamız otuz yıl resmi bir kurumda memur olarak çalışmış ve eşine, “Hele emekli ikramiyemi bir alayım, birlikte yurtdışı turlarına katılırız” deyip vaatte bulunmuş ancak ikramiyeyi aldığı gün bütün borçları kapatmış kalan para ile de akbili doldurup eşi ile birlikte Eyüp Sultan’ı, Sultanahmet’i, Yuşa Hazretlerinin türbesini ziyaret etmiş ve hiç kelam etmeden evine dönmüş.

Akif Bey bir süredir şeker ve tansiyon tedavisi görüyor. Fakat doktorun tavsiyelerine uyamıyor, ardı sıra gelen zamların yükünden kurtulup diyetine uygun yiyecekler alamıyor. Her insan gibi o da bunca yıllık çalışmalarının karşılığını almak ve hayallerine ulaşmak için çaba gösteriyor ama kursağına giren ekmeğin dahi hesabını yapmak zorunda kalıyor. Lüks ve şatafatlı hayatları ile gündemden düşmeyen siyasilerimiz ve kendilerini toplumdan soyutlayan elit kesim israf ve kibir denizinde yüzerken dar gelirli fertler günü kurtarabilmek için çare arıyorlar. Ve yoksulluğun vurduğu bu insanlar bir süre sonra fiziki ve ruhsal sorunlara maruz kalıyorlar.

Bir toplumun yöneticileri halkının sahip olamadığı bütün imkânlara sahip olabiliyor, lüks ve şaşaalı mekânlarda yaşıyor, bir çantaya, bir ayakkabıya, bir saate onlarca yoksulun hakkı olan serveti yatırabiliyorlarsa, muhtaç bırakılan insanların umutla buluşmaları ve refaha ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Nitekim insanlarımız gelen faturalar altında ezilirken, TBMM’nin vekillerimize hizmet sunan lokantalarında fiyatlar piyasanın oldukça altında hizmet veriyor ve halkın ümitlerini bağladığı bu kişiler bal tutan parmağını yalar deyip bütün imkânları menfaatlerine çeviriyorlar. Akaryakıta, gıda fiyatlarına, elektrik faturalarına yüksek oranda zam yapılırken TBMM’nin sosyal tesislerinde vekillerimiz 18 TL’ye kebap yiyebiliyorlar.  Hemen her fırsatta Avrupa’yı model aldıklarını dillendiren siyasilerimiz biliyorlar ki, Avrupa’da vekillere hizmet veren sosyal tesislerde fiyatlar vatandaşlarla eşit şartlarda belirleniyor bu konuda vekiller kendilerine hiç ayrıcalık tanıyamıyorlar.

Aklım havsalam almıyor, halk açlıkla mücadele ederken onların seçtikleri vekiller nasıl olur da lüks ve şatafat içinde yaşayabilirler? Kabul etmeliyiz ki, geçmişten bugüne değin yaşadığımız en büyük sancılardan biridir bu fakat ne yazık ki halkımız kendi kazdıkları kuyuya düştüklerinin farkında değiller. Kabul etmeliyiz ki, toplumu maddi ve manevi alanda yoksulluğa sürükleyen yöneticilerimiz halkımızın tercihleriyle geldiler dolayısıyla yaşadığımız sorunlarda hepimiz az ya da çok paya sahibiz.

Yaşadığımız sorunlar, yüz yılı aşkındır devam eden hasatlarımızın ve arızalarımızın sonucudur ki, bunca tecrübenin ardından halkımız artık tercih haklarını kullanırken yönetici adaylarının hakkaniyet bilincini, sorumluluk anlayışını ve liyakatini dikkate almalıdırlar. Nitekim bizi yönetenler hayatlarımızı neyin üzerine bina ettiğimizin bir göstergesidir. Nasıl yaşıyorsak öyle yönetiliyoruz ve nasıl yönetiliyorsak o minval üzere hareket ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Seyfeddin - milletin kaderimi, birini ihdidar yapar pahalilik getirir, diyerini ihdidat yapar, din düşmanı kesilir, deveye sormuşlar inişi mi yokmuşumu tercih demişler düze yokmu demiş,

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 06:34


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?