Reklamı Kapat

Yeni Şafak’ın manşetlerini kim atıyor?

Akit gazetesinin Millî Görüş Hareketi’ne karşı tahammülsüz tutumu efkâr-ı umumiyyenin malûmudur. Ancak son zamanlarda Yeni Şafak gazetesinde Akit’i aratmayacak tahammülsüzlük örneklerini gördükçe iktidara yaranmak için en etkili yöntemin Millî Görüş Hareketi’ne muhalefet olduğunda hemfikir olduklarını anlamış olduk.

Millî Görüş camiasından destek gördüğü halde ihanet etmek, aleyhinde bulunmak âdet haline geldi. Gücüne güç katmak isteyenler bu yolla önlerinin açılacağına inanmış olmalı ki; her gün bu tezviratlara yenisi eklenmektedir. Yıllarca Millî Gazete’de ücretli yazan Ebubekir Sifil, Millî Görüş camiasına “Rafizi” iftirasını atarak ayrıldı. İtikattaki iki mezhep imamımızdan birisi olan Ebu Hasan el-Eş’ari, “Makalatül-İslamiyyin” adlı eserinde Rafiziliği, Şia’nın en sapkın fırkalarından İmamiyye’nin başka bir adı olarak tesmiye etmektedir. Bu tanıma göre siz düşünün iftiranın büyüklüğünü. Kamuoyunda Cübbeli Ahmet adıyla bilinen Ahmet Mahmut Ünlü nâm kişi de son günlerde fırsatını buldukça Millî Görüş Hareketi’ne muhalefet etmekte, Doğu Perinçek’e gösterdiği nezaketi Millî Görüş camiasından esirgemektedir. Hülasa, Millî Görüş Hareketi’nden bir şekilde destek gören kişi ve kuruluşların bu denli düşmanlıkta ileri gitmesinin hem kardeşlik hukukuna hem de insani ilişkilere mugayir olduğu erbabınca malûmdur.

Bu cümleden olmak üzere bundan birkaç gün önce Yeni Şafak “Yuvarlak masa taahhütleri” manşetiyle çıktı. Tezviratlarla dolu bu manşet, mezkûr gazetenin nefrette ne kadar ileri gittiğini göstermesi bakımından önemlidir. Manşette altı partinin toplantısında “Ayasofya’nın yeniden müze olmasını onaylamayı, Adaları Yunanistan’a vermeyi, Akdeniz’deki sondajı durdurmayı, Terör operasyonlarını durdurmayı, Libya’dan çekilmeyi, Kavala ve Demirtaş’a özgürlük vermeyi, Maraş’ı yeniden kapatmayı, İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmeyi, Öcalan’a umut hakkı vermeyi” taahhüt ettikleri iftirası atılmaktaydı.

Yeni Şafak’ın manşetinin en gülünç yanı ise Ayasofya’nın müze olmasını ve İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmeyi Millî Görüş’ün hazır bulunduğu bir ortamda konuşulabileceği iddiasıydı. Yıllarca Yeni Şafak kör ve sağırken, Millî Görüş Hareketi, Ayasofya Camii önünde namaz kıldı, tekrar cami olması için 50 yıl mücadele etti. Hele İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması için en büyük mücadeleyi Millî Gazete verdi. Millî Gazete’nin manşetleri, gazetenin genel yayın yönetmeni Mustafa Kurdaş Bey’in sözleşme aleyhinde yazdığı “Kod adı: İstanbul Sözleşmesi” kitabı, Ekrem Şama ağabeyin, Şakir Tarım ve onlarca yazarın sözleşme aleyhindeki yazıları ortadadır... Bizim bu köşede İstanbul Sözleşmesi ve LGBT aleyhinde yazdığımız onlarca köşe yazımız vardır. TV5’te de konuyu defalarca gündeme getirdik. Yani bugün İstanbul Sözleşmesi geri çekilmişse Millî Görüş’ün mücadelesi sayesindedir.

Millî Görüş Hareketi’nin temsilcisinin bulunduğu bir ortamda Yeni Şafak gazetesinin iddia ettiği konuların gündeme gelmesi bile mümkün değildir. Bu haberin yalan ve iftiradan mürekkep karalamalar olduğunu toplantıda hazır bulunan Temel Karamollaoğlu, TV5 ve Kanal 42 ortak yayınında şöyle anlattı: “Ben Yeni Şafak’ın patronunu, Ahmet Bey’i tanırım. Ben Müslümanım. Ahmet Bey’in de Müslüman olduğuna inanıyorum; ama şunu bilsin ki, öbür dünyada ben onun yakasına yapışırım, bütün günahlarımı da onun omuzuna yüklerim. Siz, bir gazeteyi alacaksınız, yalan ve iftira vesilesi yapacaksınız, ondan sonra da gidip beş vakit namaza, Cenab-ı Hakk’a elinizi açıp ‘Yarabbi bana yardım et’ diyeceksiniz. Arkadaş, ben hakkımı helâl etmem, bunları yazanların hiçbirisine. Ha, diyeceksin ki ‘Bunların umurunda mı?’ İşte zaten bizim geldiğimiz nokta orada düğümleniyor”.

Karamollaoğlu, Akit gazetesinin, “Zillet, 28 Şubat’ı hortlatma peşinde” şeklindeki manşeti hakkında da şu değerlendirmeyi yaptı: “Başına 28 Şubat’tan daha büyük taş düşsün derim ben. Ama bunlarda hakikaten Allah korkusu yok! 28 Şubat döneminde bize geldiler, üzerimize, Akit’in üzerine de gittiler. Ben, defalarca Karahasanoğlu’nu ziyaret ettim. Yanında olduğumuzu söyledim; ama bugün geldikleri noktaya bakın; yalan, iftira”.

Yeni Şafak’ın kuruluşu:

Temel Karamollaoğlu Yeni Şafak’ın kuruluş hengâmında Ahmet Albayrak’la görüşmesi hakkında da şu bilgileri vermektedir: “Ben Yeni Şafak’ın patronunu Ahmet Bey’i tanırım. Yeni Şafak’ı çıkarmaya başlayacağı zaman bizim Yozgat’ta milletvekilleri olarak bir toplantımız olmuştu, oraya kadar gelmişti. ‘Ben böyle bir gazete çıkarmak istiyorum. Acaba (Erbakan) Hoca buna ne der?’ diye. Dedim ki, ‘Sen bir gazete çıkardıktan sonra Hoca ne desin ki? Ama ben bunu götürürüm, söylerim. Oradan da gelen, ‘Sen eğer bu ülkede barışa, huzura destek olacaksan, Millî Görüş’e destek olacaksan, yeni bir gazetenin çıkması elbette avantajlı olur.’ Ama ben şimdi şu fotoğrafa ve bunun etrafındaki yorumlara bakıyorum, bir tanesi bile o masada görüşülmemiş olmasına rağmen bunları ‘alınmış kararlar’ diye ilân ediyorlar”.

Yeni Şafak’ın bu tutumu ve Sayın Karamollaoğlu’nun tanıklıklarını görünce gazetenin kuruluşu ve geldiği süreci daha iyi anlayabilmek için Hayrettin Karaman’ın etkisinden bahsetmek gerekir.

Hayrettin Karaman, hayatı ve hatıratlarını anlattığı “Bir Varmış Bir Yokmuş” kitabında Yeni Şafak’ın 1994 yılında Hekimler Birliği Vakfı Başkanı Dr. Yakup Yönten ve Tufan Mengi’nin öncülüğünde kurulduğunu, 1,5 ay çıktıktan sonra ekonomik zorluklar nedeniyle yayına ara verilip satışa çıktığını ve 23 Ocak 1995’te Ensar Vakfı tarafından satın alınıp Yeni Şafak adıyla çıkmaya başladığını anlatmaktadır. Karaman, Kocayayla’da gazetenin alınması müzâkere edilirken kendisine “Siz bu gazetede köşe yazısı yazacaksınız, eğer kabul etmezseniz biz de gazeteyi almayacağız” denildiğini, kendisinin de “evet” diyerek yazmaya başladığından bahsetmektedir.

Gazetenin tirajının masrafları karşılamaması üzerine Ahmed, Mahmud ve Recep Kış kardeşlerin 600 bin dolar harcayarak gazeteyi ayakta tutmaya çalıştıkları ancak bunun yeterli olmaması üzerine Albayraklar’a intikal ettiğinden bahsetmektedir. (a.g.e, cilt: II, s. 317). Albayraklar’ın Temel Karamollaoğlu’nun hazır bulunduğu Yozgat’taki toplantıya gitmesi bu günlere denk gelmiştir muhtemelen.

Gazetenin Albayraklar’a intikalinden sonra Hayrettin Karaman’ın etkinliği artarak devam etmiş, haftalık toplantılarda onun uzun masanın başına oturtulduğu, ihtilaf halinde son sözü kendisinin söylediği bizzat Karaman’ın ifadelerinden anlaşılmaktadır. (s. 318)

Karaman’ın anlatımından anlaşıldığı gibi Yeni Şafak gazetesi üzerinde büyük etkisi vardır. Bu etkinin biraz azalmaya başlaması üzerine eski arkadaşları “gazetede bizim rengimiz ve kokumuz kayboldu, etkimiz azaldı” diye Karaman’a şikâyet etmiş, bunun üzerine Karaman, Tayyip Erdoğan’a ricada bulunmuş, Albayrak kardeşlerle Karaman, Sayın Erdoğan’ın evinde buluşmuştur. Burada Albayraklar, Karaman’a şunları söylemiştir: “Biz gazeteye müdahale etmiyoruz, gazeteyi siz çıkarıyorsunuz, manşetten içeriğe kadar her şeyi siz belirliyorsunuz. Eğer içimizden şunların değil de bunların dedikleri oluyorsa bunun sebebi, o arkadaşlarınızın gazeteye daha muntazam gelmeleri, daha yakından ilgilenmeleri ve yönetim bir şey soracağı zaman yanında ve yakınında olmalarıdır.” (s. 318)

Karaman’ın anlatımlarından anlaşıldığı gibi kendisinin Yeni Şafak üzerinde büyük etkisi vardır. Yani Yeni Şafak hiçbir zaman Millî Görüş’ün etkisine girmemiştir. Gazete üzerinde etkisi olan birisi varsa o da Karaman’dır.

Soru şu; aradan yıllar geçmesine rağmen bu etki hâlâ devam etmekte midir? Yeni Şafak’ın manşetlerinde Albayraklar mı, yoksa Karaman ve ekibi mi etkilidir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?