Reklamı Kapat

Ekim 2023 kutlamalarına kim başkanlık edecek!

Olası tehditler, senaryolar, yoğun tartışma ve kamplaşmalar, inceden inceye yürütülen planlamalar eşliğinde siyaset; 2023 seçimlerine yönelik hummalı bir hazırlık yapıyor.

Dahası Türkiye siyaseti ile ilgili uluslararası kuruluşların yayınladıkları raporlar da bu döngüye odaklanıyor.

Başkanlık seçimlerinde iktidar ve muhalefetin avantaj ve dezavantajları, ekonomik krizlerin gölgesinde sistem değişikliğine seçmenin yaklaşımı, seçim sonrası dengelerin uluslararası sistem açısından muhtemel seyri sıklıkla merak edilen ve gündeme getirilen konular olarak öne çıkıyor.

Esasında tüm bunları latifeyle karışık tek bir mesaj üzerinde ifade edersek “Hedef 2023!” sloganı tüm tarafların umum sloganı haline getirilmiş durumda.

Ancak meselenin problemli yanı tam da burada başlıyor.

Belirli bir tarihe odaklandırılan seçmen, seçim sath-ı mailine girildiğinde bu tarihin taşıdığı anlamın ağırlığından başını kaldırıp başka meselelere odaklanamayacak hale getiriliyor.

Elmanın iki yarısı kabilinden bir durum var yine orta yerde…

Bir yanda Atatürk’ten miras Cumhuriyeti yüzüncü yılı kutlamaları üzerinden yeniden kurtaracağını zanneden çevreler var ve görünen o ki rövanşist duygular her geçen gün daha fazla belirginleşerek gündemi meşgul edecek.

Diğer yanda ise yüzüncü yıla girerken Türkiye’nin üzerine giydirilmek istenen deli gömleğinden sıyrılmasının yaşanacağını ve Türkiye’nin kendi istikametini çizeceğini zanneden ve bütün bu planların muhalefet üzerinden engelleneceğine inanan bir kesim var.

Anlaşılacağı üzere, 2023 seçimleri artan dozda argümanlar aracılığıyla “biz kazanırsak Kudüs, Bosna, Semerkand sevinecek” söylemleri ile “Cumhuriyeti yıktırmayacağız, Türkiye’yi Orta Doğu yaptırmayacağız” retoriği üzerine şekillenecek.

Nitekim şekilleniyor da…

Halbuki Türkiye’nin yakın dönem siyasal tarihi göstermektedir ki; seçim söylemleri ile seçim sonrası icraatlar arasında büyük tezatlar bulunmaktadır.

Seçimlerin hemen sonrasında iktidarın yeni sahiplerinin birbirinin aynısı bir yol haritası izlediği ve soluğu ABD- Avrupa Birliği eksenli politikalarda aldığı görülmektedir.

Yani vatandaş seçim boyunca yaptığı sert, kısır tartışmalar ile kısa süre sonra baş başa kalmaktadır.

“Efendim seçmen bu kutuplaşmanın tuzağına düşmesin!” diye düşünülebilir. Ancak unutulmamalıdır ki; tarihsel ve fikri kökleri olan bu ayrışma alanları bir gerçekliktir.

Siyasetin üst katlarından alt katlarına doğru indikçe yaşam tarzı ve gelecek tahayyülü farklılığı çok daha belirgin ve ayrıştırıcı niteliğe bürünmektedir.

Bu yüzden bir taraf 100. yıl kutlamaları denilince zihnine dualarla açılan birinci Meclis’i getirirken diğer taraf ise smokinini giymiş halde rakı temalı fotoğraflar vermeyi tasarlamaktadır.

Seçim dönemi kısır tartışmalarda yoğunlaştırılan kutuplaştırıcı propaganda bu yüzden seçmende karşılık bulmaktadır.

Bu gerçeğe rağmen seçmenin en azından kısa vadede kutuplaşmadan kendini koruması ise ancak ve ancak onun önüne hakkı apaçık gösteren güçlü alternatifler sunulmasıyla mümkün olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?